DİKOTOMİ

Mayıs 18th, 2012

DİKOTOMİ i. (fr. dichotomie). Astron. Ay’ın, İlk veya son dördündeki evresi.

— Mant. Bir kavramın, bütün kaplamını kapsayan iki başka kavrama bölünmesi. Bk. ANSİKL,.
— Tab. tar. Bir organın İki eşit parçaya bölünmesi. Bk. ANSiKL.
— ANSİKL. Mant. Elea’lı Zenon’un ileri sürdüğü bu kanıt’mamacı, hareket kavramının saçmalığını göstermektir. Gerçekten de, bu kanıt’a göre, belirli bir mesafeyi aşacak olan bir cisim, bu mesafeyi aşmadan önce o mesafenin yarısını, yarısından önce dörtte birini, dörtte birinden önce sekizde birini v.b. aşmak zorundadır Dolayısıyla, bu bölünme sonsuz olduğuna göre, cismin hareket noktasından ayrılabileceği düşünülemez. Bu safsatacı kanıt’ı, Akhilleus ve ok kanıtlarına benzer. Çürütülmesi İçin, matematikteki yakınsak seri kavramından hareket etmelidir.

— Tab. tar. Üstün yapılı bitkilerin, genellikle yan dal veren gövde ve kökleri, hemen hiç bir zaman gerçek bir dikotomiyle bölünmez; dikotomi olayına ancak kibritotları ile selajinel’lerde rastlanır; buna karşılık basit bitkilerin lallarında dikotomi her zaman görülür. Flora ve fauna alanında bir bitki veya hayvanın adını ve sınıflandırmadaki yerini tayin etmek için dikotomiden faydalanılır. Meselâ bir bitkiyi ele alarak ipucu sayılan bir özellik yardımıyle onun karakteri tayin edilebilir; ipucu sayılabilecek özelliklerin en iyisi dikotomik olanlardır; yani okuyucu, bir türün adını bulmak için, her seferinde ikiye ayrılan bir yolun çatallarından birini seçer gibi karşıt iki karakterden birini seçmek durumundadır. (L)

Etiketler:, ,

DİKOTOM

Mayıs 18th, 2012

DİKOTOM i. (fr. dichotome). Astron. İlk ve son dördünde, Ay’ın Güneş ışınlarını alan aydınlık yarısı. (L)

Etiketler:,

DİKOTİK

Mayıs 18th, 2012

DİKOTİK sıf. (fr. dichotique). Elektroa-kustik. İki kulağın her biri İçin eşit olmayan bir uyarmaya veya İşitme duyumuna denir.

— Deneysel psikol. Dikotik işitme, kulakların üst üste olmayan ayn iki sesi alma durumu. || Dikotik uyartı metodu, bir kimsenin, bir ses kaynağının yerini tayin etmesini deneysel olarak incelemekte kullanılan ve her iki kulağın başlı başına uyartılmasını gerektiren metot. (L)

Etiketler:,

DİKOGAMİ

Mayıs 18th, 2012

DİKOGAMİ i. (fr. dichogamie). Biyol. Erdişi organizmalarda türün devamını sağlamak için gerekli çapraz döllenme. Bk. ansikl.

— Bot. Çiçekleri dikogam olan bitkinin durumu. Bk. ANSİKL.
— ANSiKL. Biyol. Bir bitki veya hayvanda hem erkeklik hem dişilik organı varsa onun kendi kendini dölleyebileceği sanılır. Oysa birçok halde yumurta ve spermatozoidin olgunlaşması aynı zamanda olmaz ve dolayısıyla gametler birleşip kaynaşarak yaşayabilen bir zigot meydana getiremez. Erdişi canlılarda çapraz döllenme zorunluğu bundan ileri gelir.

— Bot. Bu olayı Sprengel keşfetti, adını da o koydu. En dar anlamda dikogami yalnız erdişi çiçeklere uygulanabilir. Bazen İlk defa olgunlaşan çiçek tozudur (en sık görülen durum: sardunya, ebegümecigiller, maydanozgiller, çançiçeğigiller); böyle çiçeklere tezerli denir; bazen de dişi organ daha önce olgunlaşır (çok seyrek görülen durum: çöpleme, buğdaygillerden çeşitli bitkiler); böylelerine de tezâişili denir. Dikogam çiçekler kendi kendilerini dölleyemediğinden bu olayın yer aldığı bitkiler iki evcikli bitkiler gibi döllenir; yani çapraz döllenmeye başvurur. Çiçekleri bir evcikli, yani iki çeşit olan bitkilerde de çiçekler aynı zamanda olgunlaşmadığından bunlar da fizyolojik bakımdan aynı tarzda hareket ederler, onun için bunlara da dikogam denir.

Görülüyor ki dikogami son derece sık rastlanılan bir olaydır ve çok çeşitli yollarla sağlanır. Buna benzer olaylar erdişi hayvanlarda da görülebildiği için bilginler kendi kendini döllemenin canlılar için genellikle zararlı olduğunu kabul ederler. (L)

Etiketler:, ,

DİKOGAM

Mayıs 18th, 2012

DİKOGAM sıf. (fr. dichogame). Erkek ve dişi organları aynı zamanda olgunlaşmayan erdişi çiçeklere denir. (L)

Etiketler:,

DİKMEN (Tiraje)

Mayıs 18th, 2012

DİKMEN (Tiraje), türk ressamı (İstanbul 1923). Işık lisesini (1940), istanbul üniversitesi İktisat fakültesini bitirdi (1946).

Devlet Güzel Sanatlar akademisinde Leopold Levy’nin atelyesine devam etti. 1947′de iktisat doktorası yapmak için gittiği Paris’te Leopold Levy’nin atelyesinde resim çalışmalarını sürdürdü, istanbul’da önce Paris’te yaşayan ressamların açtığı karma bir sergiye katıldı (1968). İlk şahsî sergisini İstanbul’da Galeri I’de açtı (1970). [M]

Etiketler:, , , ,

DİKMEN (Şükriye)

Mayıs 18th, 2012

DİKMEN (Şükriye), türk ressamı (İstanbul 1918). İstanbul Güzel Sanatlar akademisi yüksek resim bölümünü bitirdi.

1948′de Paris’e gitti. Fernand Leger’nin atelyesinde ve «Academie Ransoıı»da Sengier ve Roger Chastel ile birlikte çalıştı. «Ecole du Louvre»-un sanat tarihi bölümünü bitirdi (1953). 1957′de Edinburgh festivaline, 1961′de de Sapenlo yarışmasına katıldı. Ankara ve İstanbul’da sergiler açtı ve 1968′de Devlet Güzel Sanatlar akademisinde eski ve yeni resimlerini biraraya toplayan retrospektif bir sergi düzenledi. (M)

Etiketler:, , , ,

DİKMEN (Halil)

Mayıs 18th, 2012

DİKMEN (Halil), türk ressamı (İstanbul 1906-Ankara 1964).

Güzel Sanatlar akademisinde Çallı ibrahim ve Hikmet Onat’ın atelyesinde çalıştı. 1927′de Akademinin resim bölümünü bitirince Paris’e gitti. «Academie Julien»de Albert Laurens’ın, sonra Andre Lhote’un öğrencisi oldu. 1931′de Türkiye’ye döndü. Kayseri lisesinde, Galatasaray lisesinde resim öğretmenliği yaptı. 1937′de kurulan Resim ve Heykel müzesinin ilk müdürü oldu.

1949′da bu görevi yanında Güzel Sanatlar akademisi resim galerisi öğretmenliğinde de bulundu. Son görevi Millî Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel müdürlüğü İdi. Halil Dikmen, Türkiye’de açılan birçok sergilere katıldı. Bir süre «D» grubuna girdi, grubun bazı sergilerinde eserlerini teşhir etti. 1929′da, Paris’teki «Salon d’Automne»a da eserlerini kabul et­tiren sanatçı, 1946′da Unesco, 1949′da Venedik yarışmalarına katıldı. Amsterdam (1949), Chicago (1950), Atina (1955), Edinburgh (1958) ve Kıbrıs sergilerine bazı eserlerini verdi. Türk musikisiyle de ilgilendi. İstiklâl Savaşında Mermi Taşıyan Kadınlar ve Giresun’da Fındık Toplayıcıları adlı eserleri gerek renk, gerek kompozisyon bakımından ilgi çekicidir. (M)

Etiketler:, , , , , , , , ,

DİKMEN

Mayıs 18th, 2012

DİKMEN, Karadeniz bölgesinin Batı Karadeniz bölümünde (Sinop ili, Gerze ilçesi) bucak; 15 096 nüf. 28 köy.

— Bucak merkezi (Kırçal köyü), 765 nüf. Gerze’ye 32 km’Iik bir yolla bağlıdır; yüksl. 190 m. (M)

Etiketler:, , , ,

DİKMEN

Mayıs 18th, 2012

DİKMEN i. (dik’ten dikmen). Koni biçimli tepe. (M)

Etiketler:,

DİKMELİK

Mayıs 18th, 2012

DİKMELİK i. (dikmek’ten dikme-lik). Ağaç yetiştirmek için fidan dikilen alan: Orman dikmeliği. Meyve dikmeliği. (Eşanl. fidanlık.) [M]

Etiketler:, ,

DİKMEK

Mayıs 18th, 2012

DİKMEK geçi. f. (esk. türk. tikmek). Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri v.b. parçaları iğne ve iplikle birbirine tutturmak:

Balkona geçerek elinde dikmekle meşgul olduğu gömleği karşı dan yukarı doğru geçmekte olan sandala uzun uzun salladı (Mehmed Rauf). Çocukluğunda yemeni dikmesini öğrenmesi için bir ustanın yanına vermişler (N. Araz). Dikiş dikmek. (M)

Etiketler:, ,

DİKMEK

Mayıs 18th, 2012

DİKMEK geçi. f. (esk. türk. tikmek’ten). Bir cismi dik olarak durdurmak, bir yere saplamak veya tutturmak: Ok atan ihtiyar Bektaş Subaşı

|| Bu yüksek tepeye dikti bu tası (Yahya Kemal). \\ Fide veya fidanı toprağa yerleştirmek: İşte bu asma Yahya Efendi’nin Hızırla beraber diktiği meşhur asmadır (N. Araz). || Beklemesi için bir kimseyi bir yerde görevlendirmek: Nöbetçi dikmek. \\ Argo. [Maşrapa, testi, kadeh, bardak v.b. için] Baş aşağı ederek içmek: Sakir kendisine uzatılan rakı dolu maşrapayı yakaladı, kaşlarını havaya kaldırarak dikti, sonra yüzünü buruşturarak avucunun içiyle ağzını sildi (Sabahattin Ali).

— Çeş. dey. Göz dikmek. (Bk. Göz.) \\ Gözünü dikmek. (Bk. Göz.) || Kulaklarını dikmek, dikkat kesilmek, dikkatle dinlemek.
— Mad. oc. Direk dikmek, ocağın zemininde açılmış bir çukur içine destek direğini yerleştirmek. (Direk vurmak da denir.) [M]

Etiketler:, ,

DİKME

Mayıs 18th, 2012

DİKME i. (Dikmek’ten dik-me). Dikme işi: Bir sütunu (veya direği) dikme. Elbise dikme.

|| İnşa etme, yapma: Anıt dikme. \\ Sıf. Dikilmiş, düşey hale getirilmiş: Dikme direk. || Dikme fener, yere dikilen bir sırık üzerine takılan fener. (Sokaklarda kullanılan petrol lambalarına da bu ad verilir))
— Denize. Yük veya ağır cisimleri kaldırmakta kullanılan direk veya serenden meydana gelen macuna.

— Diş. cerr. Diş etinin altına, üst çene kemiği zarının üstüne veya altına, artık diş bulunmayan bir yere takma diş tutturmak için madenî bir levha, ızgara veya oluğun yerleştirilmesi. (Çok nazik bir teknik olan bu usulden değişik sonuçlar alınmıştır; onun için öteki diş takma usullerinin imkân­sız olduğu belirli bazı hallerde başvurulur.)
— İnş. üzerinde işçilerin çalıştığı iskele, || Ahşap binalarda kuşaklar arasına dik olarak yerleştirilen başlıksız direk. || Kapı veya pencerelerde, düşey kenarları meydana getiren parçalardan her biri. || İskele dikmesi, bir iskelede, kirişleri taşıyan uzun sırıklardan her biri. || Kanat dikmesi, bir kapı veya pencere kapatıldığı zaman, kapı kanatları ya da yan çerçevelerin dikmesine bitişen veya söve, çatma üstüne dayanan dikme.
— Mat. Bir doğru veya bir düzlemle dik açı yapan doğru: Bir dikme indirmek. Bir dikme çıkmak. (Bk. ANSiKL.) || Dikme ayağı. (Bk. AYAK.) || Orta dikme, bir kenarın ortasından çıkan dikme.

— Tiyatr. Dekor dikmesi, sahnede bir bütün meydana getirmek suretiyle, derinlik hissi veren dekor dayanağı ve kulisleri düzenleme sanatı.
— Zır. Bitkileri toprağa yerleştirme işi. (Bk. DiKiM.) || Dikme makinesi, körpe fideleri dikmeğe yarayan makine. (Küçük boy dikme makineleri bahçıvanlıkta kullanılır; büyük boy makinelerse birkaç sırayı birden diker ve pirinç, pamuk, tütün, yem lahanası v.b. dikiminde kullanılır.)

— ANSiKL. Mat. Uzayda bir doğrunun üzerinde alınan bir noktadan, bu doğruya mümkün bütün dikmeler çıkılırsa, bütün bu dikmeler bir düzlem meydana getirirler. Bu düzlem doğruya, üzerinde alınan noktada diktir.

Bir doğrunun bir düzleme dik olması için bu doğrunun, düzlemin tabanından geçen İki doğruya dik olması yeter. iki aykırı doğru arasındaki en kısa uzaklık, bu iki doğruya dik olan doğru parçasıdır. Uzayda alınan bir noktadan aykırı iki doğruya çizilen paralel doğrular arasındaki açı dik olursa, bu aykırı doğrulara dik doğrular (dik durumlu) denir. Düzlem analitik geometride, eğimleri m, m’ olan iki doğrunun birbirine dik olması şartı mm = — 1 dir. Uzayda iki doğrunun birbirine dik olması, bu doğrulara çizilen paralel vektörlerin skaler çarpımının sıfır olmasıyle ifade edilir. Bu İki vektör birim vektör olursa, bunların bileşenleri bu doğruların kosinüs doğrultuları olur. (LM)

Etiketler:, , , , , , ,

DiKLOROBENZEN

Mayıs 18th, 2012

DiKLOROBENZEN i. (fr. dichlorobenzene), Benzen’in, C6H4CI2 formülündeki üç türevinden biri.

(Sıvı olan orto ve meta türevleri, sırayle 180°C ve 172°C’ta kaynar; para türevi 53°C’ta erir, 172°C’ta kaynar ve poliklor adı altında güvelere karşı kullanılır.) [L]

Etiketler:,

DİKLORETİLEN

Mayıs 18th, 2012

DİKLORETİLEN i. (fr. dichlorethylene). Etilen’in, CHCI = CHCI formülündeki iki klorlu ornatma türevi.

(Sıra ile 60°C ve 48°C’ta kaynayan iki sis ve tram izomeri vardır. [Bu kolay alevlenmeyen ve çok kullanılan bir eriticidir.] CH2 = CCI2 formülünde bir İzomeri daha vardır.) [L]

Etiketler:, ,

DİKLORETAN

Mayıs 18th, 2012

DİKLORETAN i. (fr. dichlorethane). Etan’-ın C2H4Cl2 formülündeki iki klorlu türevi. (İki izomeri vardır: etiliden klorür ve etilen klorür.) [L]

Etiketler:, ,

DİKLORASETON

Mayıs 18th, 2012

DİKLORASETON i. (fr. dichloracetone). Aseton’un iki klorlu türevi. (İki izomeri vardır: biri, 120°C’ta kaynayan

CH3 — CO — CH CI2 formülündeki a — dikloraseton; öteki. 45°C’ta eriyen ve 173°C’ta kaynayan, CH2 CI—CO—CH2CI formülündeki β —dikloraseton.) [L]

Etiketler:, , ,

DİKLORASETİK

Mayıs 17th, 2012

DİKLORASETİK sıf. (fr. dichloracetiaue). Kloral’in potasyum siyanür ve bir miktar suyla ısıtılmasından elde edilen, 190 C’ta kaynayan, CHC2— CO2H formülündeki asit için kullanılır. (Bu asitin CHCI2—CO2—C2H5 formülündeki etil esteri 158°C’ta kaynar.)

Etiketler:,

DİKLOR— veya DİKLORO—.

Mayıs 17th, 2012

DİKLOR— veya DİKLORO—. (fr. dich-lor-, dichloro-). Kim. Bir molekülde iki klor atomu bulunduğunu gösteren önekler.

Etiketler:, ,