ÂLİM
ÂLİM sıf. ve i. (ar. (Um, bilmek’ten (âlim). Çok şey bilen, bilgili: Demek hoca Türkiye’de herkes cahil de yalnız siz âlimsiniz (ö. Seyfeddin).
|| Belli bir sahada ihtisas sahibi olan, ve metodik araştırma yapan kimse, bilgin: Tabiat âlimi tabiatı toptan tetkike kalkmaz (M. Kaplan). || Esk. Dinî ilimleri bilen kimse: … dört buçuk asırdır bu muazzam vaka (İstanbul’un fethi) nice âlimlerin rüyasına girmiş… (Yahya Kemal).
— DEY. Esk. Âlim-ül-gayb ve’ş-şehâde, görüleni ve görülmeyeni bilen, Tanrı.
♦ Âliman çoğl. i. Esk. Âlimler, bilginler, çok bilgili kimseler: Destârtn kabartıp gezdiren âliman-ı tarîk-i ilmin (Veysî). Bk. ulema.
♦ Âlimane zf. Çok bilgili bir kimseye yakışacak şekilde: Fakat benim gibi âlimane, say ve tetebbu içinde hayat geçirenler, akıllarını öyle lüzumsuz şeylere sarfedemezler (Ömer Seyfeddin). Söyleyeceğim sözlerin âlimane olmasından korkuyorum (O. V. Kanık).
♦ Âlimlik i. Dinî ilimlerde veya bir ilim kolunda çok derin ve geniş bilgi sahibi olma: Hani Kur’an almayıp da at alan kadıaskeri görünce âlimliği bırakıp dervişliğe gelen zat (N. Araz), [M]
26 Ekim 2009 Tarihinde Saat 16:57 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:ALIM, bilgi sahibi, çok bilgili, Dinî ilimler, ihtisas sahibi, ilim bilmek, Tabiat âlimi, Tabiat ilimleri
ÂLİM hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: ÂLİM hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

