ASYA (küçük)
ASYA (küçük), ön Asya’nın en batı kısmı. Doğu Akdeniz, Ege, Marmara denizleri ve Karadeniz arasında geniş bir yarımada meydana getirir. (Bk. türkİye.)
Yukarı Fırat ve Kızılırmak (eski adı Halys) Asurlu tüccarların, batıda hitit ve doğuda Mutsru yerlileriyle alışveriş ettikleri Kommagene nin, uzun süre tabiî sınırları olmuştu. Kaneş arşivleri, bize asur faaliyetleri üstüne bilgi verir. Kızılırmak kıvrımının İç tarafında, encolitik devirde «protohititler» denen topluluğun oturduğu bölge, birçok defa kuzeyden istilâya uğradı. Kafkas asıllı oldukları sanılan Hititlerin de bu yönden geldikleri ileri sürülebilir. Hurriler ve Samîler erken tarihlerden beri Kue ülkesinde, Kilikya’da oturdular. Sakarya (Sangarios) nehri ve Pisidia dağlarına kadar Küçük Asya’nın batısı, Ege denizine yönelmiş ve Hellas halkıyle ilişki kurmuştu.
M.ö. XII. yy. da etnografik haritada bir değişiklik oldu. Bir yandan Truva’nın yıkılması ve Frigyahların batıyı istilâsı, öte yandan Karadeniz kıyısından merkeze doğru yeni akınlar, hitit krallığının yıkılmasına yol açtı. Muşkiler Toros dağlarının arkasına, Urartular yukarı Fırat’a yerleşti. Sakarya kıvrımının içinde kalan bölge Tavala (bugün Davala) adını aldı. Asur egemenliği yavaş yavaş Kilikya ve Kommagene’ye yayıldı ama Kimmerler, sonradan Perslerin fethedeceği bu ülkeleri yerle bir ettiler.
Bundan sonra küçük Asya’da egemenlik lidya krallarına geçti: Kimmerleri püskürten Alyattes ile, M.ö. 546′da Keyhüsrev’e yenilmeden önce otoritesini batı kıyısında yerleşmiş Yunanlılara kabul ettiren Kroisos. Küçük Asya, pers egemenliği altında güçlü bir birliğe değilse de, bir süre devam eden bir siyasî bütünlüğe erişti. Büyük bir kral yolu ülkeyi baştan başa aşıyor ve Sardeis’e ulaşıyordu. İmparatorluk o devrede satraplıklara ayrılmıştı. Bunlar oldukça bağımsız geniş idare bölgeleriydi. Yunanlılar, Perslerin boyunduruğuna güçlükle katlanıyorlardı. 499′da isyan ettiler, Avrupa Yunanlılarının bunların yardımına koşması, Med savaşlarının başlamasına yol açtı. 402′de Onbinlerin seferi ülkenin merkezine ulaşınca Avrupa Yunanlıları, Küçük Asya’ya yerleşti.
Büyük İskender Perslerin elinden Küçük Asya’yı aldı (M.ö. 334). Kısa süren işgalden sonra ülke yunan asıllı veya satraplıkların mirasçısı birçok bağımsız hükümdar arasında bölündü: Pontus, Bithynia, Kappadokia, Paphlagonia krallıkları. Selefkiler hanedanı, Romalıların 189′daki Magnesia (bugün Manisa) zaferine kadar ülkenin doğu kısmını yönetti. Pergamon’daki (Bergama) Attaloslar, özellikle yunan İonia topraklarını kapsayan bölgeyi, Romalıların Attalos III’ün vârisi olmasına kadar (133) yönettiler. M.Ö. III. yy. da Balkanların kuzeyinden gelen kelt kolu Galatların akını başladı. Bu akınlar Galathia adını alan iç kısımda Pergamon kralları tarafından durduruldu.
Savaşlar sonucunda sık sık yakıp yıkılan kıyı bölgeleri roma egemenliği sırasında iyice rahata kavuştu. Bu sırada, ülkenin doğu sınırları Parthlara ve Sasanîlere karşı sürekli savaş larla çalkalanıyordu. Küçük Asya çok kalabalıklaştı. Bütün antik dünya tarafından tanınan, zengin önemli siteler kuruldu: Propontis kıyısında Nikomedeia, batıda Ephesos (Efes), Pergamon (Bergama), Kappadokia’nın merkezinde Kaisareİa Galat ülkesinde Ankyra (bugün Ankara). Bu şehirlerin hiç biri üstünlüğünü kabul ettiremiyordu. Roma imparatorluğu zamanında, bir yol şebekesi kuruldu, büyük binalar yapıldı, göçebe halkın yerleşmesi böylece sağlandı, ekinlerin sulanmasına dayanan tarım geliştirildi. Zengin ve az sayıdaki burjuvalar belediye memurluklarını çekici buluyor ve hakkında hiç bir şey bilmediğimiz köylülerin işlediği büyük arazileri bölüşüyorlardı.
Doğu gelenekleri az çok helenleştİrİlmiş yabancı tanrıların kültünde sürüp gidiyordu. Uzun süreden beri Kybele ve Artemis kültlerini uygulayan Asyalılar, Roma imparatorluğu devrinde çok tapınılan Suriye ve Mısır tanrılarını benimsediler. Hıristiyanlık, Aziz Pavlus’un baştan başa dolaş’ıp birçok kilise kurduğu güney ve batı kıyı bölgelerinde hızla yayıldı. Payenler zamanında bir ziyaret merkezi olan Efesos Hıristiyanlıkla etkin bir başpiskoposluk oldu. Batı Roma imparatorluğunun son döneminden itibaren (235-476) anarşi, bütün ülkeye yayıldı. Herakleios, Pers Hüsrev Il’nin akınına (616-626) başarıyle karşı koydu; sonra Araplar İstanbul’a kadar İlerleyerek şehri kuşattılar (668).
Selçuklu Türkleri 1067′den itibaren kısa bir süre İçinde hemen bütün ülkeyi ele geçirdiler ve hıristiyanlar tarafından «Iconium (bugün Konya) saltanatı» diye adlandırılan Selçuklu imparatorluğunu kurdular. Türklerin peşinden gelen İran Kürtleri ve Yürüklerle, Küçük Asya gerçek bir istilâya uğradı. Bununla beraber yunan halkı batı kıyısında tutundu, geleneklerini korudu, Bizans İmparatorluğu da teslim olmadı. Haçlılar hiç bir kalıcı eser bırakmadan yarımadayı aştı. Bu yüzden XII. yy. dan XV. yy. a kadar süren devre, halkları kırıp geçiren aralıksız savaşlar devri oldu. Ülke, Türkler tarafından beylerbeyi unvanını taşıyan paşaların yönettiği vilâyetlere ve askerî yönetim çevrelerine (sancak) bölündü. XV. yy. ın başında moğol imparatoru Timur, türk hükümdarı Bayezid’i yendi (Ankara 1402), ama Türkler az sonra bir yandan Mogolları kovdular, öte yandan da Bizans’ı alarak (istanbul’un fethi 1453) ülkeye kesinlikle yerleştiler.
Türk imparatorluğunun iç karışıklıklarına rağmen XVI. ve XVII. yy. lar bir onarma devri oldu. Türkçe yer adları taşrada yayıldı; yeniden İnşaatlara girişildi. Gene de ülkede gerçek birlik sağlanamıyordu. Türkler azınlıktaydı. Kasabalarda yaşayanlar tahıl tarımıyle uğraşıyor, Yunanlılar yağ elde edilen bitki yetiştiriyor, kürtler de keçi besleyerek geçiniyorlardı. Ulusun dinî (katolik ve müslümanlar arasındaki çatışma) ve sosyal açıdan kaynaşması sağlanamadı. Tüccarlar yunan veya ermeni idi. Türkler ya askerlikle uğraşıyor veya hıristiyan kölelerin çalıştırıldığı geniş çiftlikleri işletiyorlardı. İç bölgelerdeki göçebe kabileler bağımsızlıklarını sürdürüyorlardı. Bu durum XIX. yy. da «hasta adam» diye adlandırılan karmakarışık ve çöküntü- içindeki büyük modern Osmanlı İmparatorluğunun durumunu andırır. Anadolu, iktisadî bakımdan geriliyordu.
Tüccarlar gümrük sistemine el koymuşlardı ve çok kâr sağlayan ithalâtlarla yerel zenaatı geriletiyor, İngiltere ve Almanya işlenmiş ürünlerini pazarlara sürüyordu. Osmanlı imparatorluğunun parçalanması, 1920 Sevr antlaşmasıyle fiilen gerçekleşti. Türkiye cumhuriyetinin toprakları bundan sonra Küçük Asya’nın sınırlarını aşmadı. Bu kendi toprağına çekilme türk milliyetçiliğinin şuurlanmasıyle aynı zamana rastlar. Bu şuur, o zamandan beri, yeni coğrafî çerçevesi içinde gitgide güçlendi, halkın kaynaşmasını sağladı. Göçebeler toprağa bağlandı. Yunan halkı kitle halinde Yunanistan’a gönderildi. Başkent İstanbul’dan Ankara’ya taşındı. Jön Türk hareketinin başlattığı milliyetçilik akımı da ülkenin batılılaşmasını ve düzen birliğinin kurulmasını hızlandırdı.
Kategori Asya | Yorumlar kapalı
02 Eylül 2009 Tarihinde Saat 1:12 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:alışveriş, alışveriş merkezi, Alman cumhuriyeti, Artemis, Asur saltanatı, Asya, Asya asıllı, Avrupa denizleri, Balkanlar, Bergama, Bergama krallığı, Bizans, Bizans devri, Bizans imparatorluğu, burjuva, büyük göl, Büyük İskender, Çar imparatorluğu, Çin imparatoru, cumhuriyet, Cumhuriyet devri, dağ sırası, Ege denizi, Ege kıyısı, Ermeni asıllı, Ermeni krallığı, ermeni yerleşmesi, Fırat, Fırat nehri, Galatlar, gelenek, göçebeler, güç birliği, güçlü adam, halk hareketi, Hıristiyan, Hıristiyanlik, Hükümdar, ilgi çekici, imparator, imparatorluk devri, ingiltere halkı, İran, kabile, Kafkas, Kalabalık, Karadeniz, kasaba, Katolik, Kızılırmak, Kommagene krallığı, Kommagene ülkesi, Konya, kral unvanı, Krallık, krallık otoritesi, küçük kabile, Kuzey Avrupa, Kybele, Manisa, Marmara, Medeia, Mısır beylerbeyi, Mısır kralları, Moğol, Moğol imparatoru, müslüman, ön Asya, Onarma, osmanlı egemenliği, Osmanlı imparatorluğu, PERGAMON, Pergamon krallığı, Persler, Pisidia, Piskoposluk, REN NEHRİ, Roma egemenliği, Roma imparator, Romalıların istilâsı, Sakarya, SALTANAT, sancak, sancak bey, Selçuklu, Selçuklu imparatorluğu, Suriye, suriye toprakları, Suriye toprakları, surlu tüccar, toprak ürünleri, Truva, Truva seferi, türk milliyetçiliği, türk moğol asıllı, türkçe, Türkiye, Türkiye cumhuriyeti, ünlü hükümdar, yabancı tüccarlar, yarı göçebe, Yukarı Fırat, Yukarı Sakarya, yunan asıllı, Yunanistan, Yunanlı, yunanlı tüccar, zengin şehirler
ASYA (küçük) hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: ASYA (küçük) hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

