Akademia’lıların soruları
Akademia’lıların soruları hakkında diğer dizin sayfaları >>Akademia’lıların soruları
Özet:Akademia’lıların soruları (Quaestiones Academicae), Cicero’nun felsefe diyalogları (M.ö. 45). Bugün elimizde iki önemli parçası vardır.Cicero, bunlarda Akademia’lılar ile Stoacı’ların bilgi nazariyesini anlatır. Akademia’nın ihtimaliyeciliğini (probabilizm) tutar. Yeni bir görüş getirmemekle beraber bu eser, yunan düşüncesinin bazı yanlarını latin okuyucusunun anlayabileceği bir biçime sokmuştur, (L)
Etiketler:Akademia'lıların soruları, bilgi nazariyesi, felsefe diyalogları, felsefe nazariyesi, probabilizm, yunan düşüncesi
Akademia’lıların soruları hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Akademia’lıların soruları hakkında >>
ADVAİTA
ADVAİTA hakkında diğer dizin sayfaları >>ADVAİTA
Özet:ADVAİTA i. (Sanskritçe k., ikilik yokluğu demektir). Vedanta’nın temel nazariyesi. Buna göre ben ve dünya ikiliği, yanılma {maya) ve bilgisizlikten (avidyâ) ileri gelir, (L)
Etiketler:ADVAİTA, bilgi nazariyesi, Dünya, sanskrit
ADVAİTA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ADVAİTA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RUSSELL (Bertrand, üçüncü — kontu)
RUSSELL (Bertrand, üçüncü — kontu) hakkında diğer dizin sayfaları >>RUSSELL (Bertrand, üçüncü — kontu)
Özet:RUSSELL (Bertrand, üçüncü — kontu), ingiliz matematikçisi, filozofu ve sosyologu (Trelleck, Galler 1872-Penrhydeudraeth, Galler 1970). 1908′de Krallık derneği üyesi, Trinity College’ta (Cambridge) öğretim görevlisi oldu, barışçı görüşleri yüzünden görevinden çekilmek zorunda kaldı (1916).
Etiketler:ahlâk ilkeleri, Askeri mahkeme, atom enerjisi, bilgi nazariyesi, bilim dünyası, Cambridge, Felsefe, felsefe okulu, felsefi görüşler, Galler, Hürriyet, Krallık, madde analizi, mahkeme, mantık ilkeleri, matematikçi, Milletlerarası, mistik görüş, Nobel, öğretim görevlisi, pön savaşı, RUSSELL, seçkin filozof, sosyolog, tarih bilimi, toplum meseleleri, toplum tarihi, Trinity, Vietnam, Zihnin Analizi
RUSSELL (Bertrand, üçüncü — kontu) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RUSSELL (Bertrand, üçüncü — kontu) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RİEMANN (Hugo)
RİEMANN (Hugo) hakkında diğer dizin sayfaları >>RİEMANN (Hugo)
Özet:RİEMANN (Hugo), alman müzik bilgini (Grossmehlra, Sondershausen yakınları 1849-Leipzig 1919). Bielfeld, Bromberg, Hamburg, Sobdershausen, Wiesbaden’de orkestra yöneticiliği ve öğretmenlik yaptı.
Etiketler:alman müzik bilgini, alman müzik bilgini, Baden, Beethoven, bilgi nazariyesi, Hamburg, konferans, Leipzig, müzik, müzik bilgini, öğretmen, Orkestra, RİEMANN, Yönetici
RİEMANN (Hugo) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RİEMANN (Hugo) hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorumlar kapalı
PSİKOSOMATİK
PSİKOSOMATİK hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOSOMATİK
Özet:PSİKOSOMATİK sıf. (fr. psychosomatique). Tıp. ve Psikiyatr. Hem organik, hem ruhsal alanla ilgili olan: Organik psikozlar psikosomatik hekimlik alanına girer.
— ANSÎKL. Psikosomatik hekimlik hastayı organizmasının tümüyle incelemeğe çalışır; konusu, bilinçli ve bilinçsiz ruhsal hayat ile organik belirtiler, yani hastalıklar arasındaki derin ilişkileri incelemektir. Psikosomatik hekimlikte, başlangıcından bugüne kadar çeşitli akımlar görülür:
— alman psikosomatik okulu, antropolojik bir hekimliğe yönelir;
Etiketler:Ağrı, anglosakson, Arkadaş, atardamar, bağırsak, bağırsak rahatsızlıkları, Beyin, bilgi nazariyesi, Büyük çanlar, damar bozuklukları, damar rahatsızlıkları, deri hastalıkları, doğa, fonksiyon bozuklukları, Göden, göğüs hastalıkları, hareketsiz, hastalık, hayat, hekim, hipertansiyon, içsalgı, İkinci Dünya savaşı, ince bağırsak, Kalınbağırsak, Klinik psikoloji, mide, organizma, parmak, patoloji, PROBLEM, PSİKANALİZ, Psikoloji, psikolojik analiz, PSİKOSOMATİK, PSİKOZ, romatizma, Romatizma hastalıkları, ruh hastaları, ruh hastalıkları, ruhî bozukluklar, ruhi uyarma, Ruhsal, ruhsal hayat, sıkıntılar, sindirim, sindirim bozuklukları, sindirim hastalıkları, solunum, sosyal, tabiî ilimler, tedavi, teknik ilimler, tipik hastalık, uyku hastalığı, uyku veren, Yaşanmış olaylar, yutak
PSİKOSOMATİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOSOMATİK hakkında >>
PSİKOLENGÜİSTİK
PSİKOLENGÜİSTİK hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOLENGÜİSTİK
Özet:PSİKOLENGÜİSTİK i. (fr. psycholinguis-tique). Dille ilgili olayları psikolojik görünümleri içinde inceleyen bilim.
— ANSiKL. Saussure’den beri modern dilbilime «dil» ile «söz» arasındaki ayırım hâkimdir. Dil, sosyal bir grubun üyeleri arasında alınıp verilen bütün sözlü bildirilerin gücül toplamına uygun bir sistemi belirtir. Söz, gerçekleştirilmiş sözlü bildirilerin, yani davranışlardan doğan dil olguları’nın somut çokluğunu belirtir. Dilbilim’in konusu dil ile dilin bölümlerinin (gramer, sözlük v.b.) ve işleyiş kurallarının incelenmesidir. Psikolengüistik in konusu, sözlü bildirilerin bazı görünümleriyle konuşanların ruhsal ö-zellikleri arasında bağlar aramaktır.
• Tarih. Dilbilimin tarihi eskidir ama psikolengüistik bilim olarak yeni ortaya çıktı: basılan bir eserde (Osgood ve Sebeok’un terim olarak ilk defa Amerika’da 1954′te yönetiminde yayımlanan Psycholinguistics) kullanıldı. Bilim dalları arasında ortaklaşa bir çalışma ile yazılan eser, yapısal dilbilimin metotlu ve nazarî bilgileriyle davranış psikolojisini birleştirmeğe çalışır. Eserde bildirim nazariyesi gibi bazı dış katkıların da «nemi büyük oldu. Dilbilimcilerle psikologların işbirliği, birçok güçlük yenildikten sonra sağlanabildi. İlk anlarda modern dilbilim kendi alanını biçimsel bir analiz olarak sınırladı ve dilin kullanılmasını sağlayan zihnî fonksiyonları psikologlarla tartışmayı konusu dışında saydı. Bu yüzden dilbilim, fonetik ve semantik gibi zihnî fonksiyonlarla da ilgili özel bilim dallarını bünyesine katmakta kararsızlık geçirdi. Diğer yandan bilimsel psikoloji özel söz davranışlarını, uzun zaman tanım veya deney yönünden inceledi ve dilbilim sisteminin bütününü kapsayan bir modele inmedi; onun için psikoloji, bu sistemin kullanılışıyle ilgili tümel edinme ve bozulma şekillerini (çocuğun dili, patolojik dil) anlamakta güçlük çekti. İki tarafın karşılaştığı bu güçlükler bilgi nazariyesi konusunda diyaloglara yol açtı ve çeşitli uygulamalardan doğan somut meseleler sonuç olarak iki bilimin kaynaşmasını ve psikolengüistiğin ortaya çıkmasını sağladı. Psikolengüistiğin bellibaşlı kurucuları arasında G.A. Miller, Osgood, Luria, Skinner ve Novrer sayılabilir.
Etiketler:bilgi hazinesi, bilgi nazariyesi, Birleştirme, çocuk, dilbilimci, doğa, Fonetik, fonksiyon bozuklukları, geri zekâlı çocuklar, gramer, haber, hayvan, hayvanlar, ilim dalları, inceleyen bilim, insan, istatistik, kelime hazinesi, Klinik psikoloji, konuşma dili, mantık sistemi, modern reklam, öğretim, ölümle ilgili, organik fonksiyonlar, patoloji, patolojik bozukluklar, PSİKOLENGÜİSTİK, Psikoloji, reklam, Ruhsal, semiyoloji, simge, sinir bozuklukları, sosyal, tarih bilimi, Teknoloji, Tıp öğretimi
PSİKOLENGÜİSTİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOLENGÜİSTİK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKANALİZ
PSİKANALİZ hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKANALİZ
Özet:PSİKANALİZ i. (fr. psychanalyse). Nevroz durumlarının tedavisine yönelen ve her şeyden önce yapıcı yorumlara dayanan psikoterapi metodu. || Psikanalize tabi tutmak, psikanalizle tedavi etmek. || Denetlemeli psikanaliz, psikanalizcinin yetişmesinde, didaktik psikanalizden sonra gelen analiz dönemi. Yetişen psikanalizci bu dönemde, tecrübeli analizciye, bir hasta üstüne yapmış olduğu analizin hesabını verir. || Didaktik psikanaliz, psikanalizcilik mesleğine, aday olan kişiye uygulanan psikanaliz. || Kaba psikanaliz, analitik ilişkiyi hesaba katmayan, malzemenin ancak Sınırlı bir yanını ele alan, karşı koymaları ve aktarmaları ihmal eden yersiz yorum. (Fantasmalar üstünde yapılan bu doğrudan doğruya yorum, hem güçlü olma arzusu gibi kişisel sebeplere, hem de psikanaliz nazariyesinin «şeyleşmesi» gibi genel sebeplere dayanır.)
— ANSiKL. Psikanaliz’i bugünkü gelişimlerine kadar, tüm olarak Sigmund Freud’a borçluyuz. Freud’un klinik ve teorik çalışmaları (metapsikoloji) üç dönemde incelenir:
1. «libido» (veya çocuktaki cinsel itkilerin [içgüdüsel eğilimler] bütünü), gerçeklikle çatışır. Çocuklukta yaşanan travmalarla ciddileşen itilmeler, nevrozluları sembolik olarak belirtilerin diliyle konuşmağa; zorlar;
2. cinsel travmaların genelliği ve gerçekliği, düşlerin açıklanmasıyla ilgilendiği sıralarda Freud tarafından şüpheyle karşılandı. Freud «yaşanan geçmiş»e bağlanması gereken fantasmalar (rüyalar) üstünde özellikle duruyor ve bu yaşanan geçmişi gerçekliğin işlenişi olarak görüyordu;
3. beşerî çatışmaların «tekrarlanma otomatikliği»ni gözönünde tutan Freud, cinsel içgüdülerin karşısına, hareketsizliğe götüren güçleri veya ölüm içgüdülerini koyuyor ve psişik organın üçlü kuruluşunu açıklıyordu: «Es» (bilinçsiz itkilerin bulunduğu yer); «ben» (dış gerçeklik ve bu gerçekliğin kısmen bilinçsiz olan iç anlatımı ile itkiler arasındaki dengenin sağlandığı yer) ve «benüstü» (çocuğun ana babasıyle özdeşleşmesinden türeyen ve sansürün kaynağı olan ahlâkî ve bilinçsiz kademe).
Kişiler arası çatışmalar, çocuğun çatışmalarını tekrarlar ve bunun patojen etkisi kompleksleri meydana getirir (Jung’un görüşü). Oidipus çatışması çocuğu aynı cinsten ana baba ile çatışma haline sokar; çocuk bu sırada karşıt cinse bağlanma yolundadır. Bu isteğe bağlı olan saldırganlık, suçluluk duygusuyle kat-merleşir. Hem hayranlık hem nefret duyan çocuğun iki yanlı davranışı, suçluluk duygusunu açıklar, özdeşleşmeyle çözülen bu durum, cinsel itkilerin «prejenital» düzeylerde, özellikler de «oral» ve «anal» düzeylerde dile geldiği uzun bir gelişimden sonra gerçekleşir. Freud’cu çalışmalar, bazı yakın dostlar tarafından tutku ile desteklenmiş ama öte yandan pek çok kişiyi öfkelendirmişti. Psikanaliz bütünüyle Freud’un dehasının eseridir.
Aynı zamanda, bazı öğrencilerinden ayrılmasına yol açan bilimsel taviz vermezliğinin de eseridir. Bu öğrenciler arasında özellikle C.C. Jung, A. Adler ve O. Rank, apayrı görüşler ortaya attılar. Bunların tekniği ve teorileri, Freud’a dayanmak isteyen psikanalizden farklıdır. Freud’un psikanaliz adı altında geliştirdiği doktrinin şu özellikleri vardır:
1. psikanaliz, başka bir metotla ulaşılması imkânsız zihin süreçlerinin araştırılması usulüdür;
2. bu araştırmaya dayanan psikanaliz, nevrozların bir tedavi metodudur;
3. psikanaliz, yukarıdaki usullere göre elde edilmiş bulunan bir psikolojik bilgiler tümüdür. Bunlar, hem yeni bir ilmî disiplin, hem genel bir psikoloji, hem de bir psikapatoloji meydana getirir. Freud’un doktrini, kendisinin bu noktayı açıkça belirtmemesine rağmen, bir antropolojinin de temellerini atar. Bu antropoloji, insanlar arasındaki ilişkileri ele alır.
Freud’cu psikanaliz, gözlem konusu olan iki olguyu açıklamak için harcanan bir çabadır. Bu iki olgu, aktarma ve karşı koymadır. İki olgunun dayandığı temel kavramlar ise, itilme, çocuk cinselliğinin kabul edilmesi ve ayrıca, rüyaların yorumlanması ve kullanılmasıdır. Ruh hayatını farklı kategorilerle açıklayan daha başka psikanaliz okulları da vaıdır. Meselâ Jung’un analitik psikolojisi özellikle, kolektif bilinçdışına ve Oidipus kompleksinin sembolik yorumuna önem verir. Bundan başka, Adler’in ferdî psikolojisi de, cinselliğin rolünü azaltarak saldırganlığın önemi üstünde durur. Psikanalizin şimdiki eğilim ve yönlerine gelince, bu açıdan, şu okulları ayırt etmek mümkündür:
— İngiliz okulunun temsilcileri Kari Abraham ve Melanie Klein’dır. Bu okul, çok daha uzak bir geçmişten gelen daha derin bir bilinçdışına ulaşmağa çalışır;
— temsilcisi Karen Horney olan görüş. Bu akım, kişi ile içinde yaşadığı çevre arasındaki gerçek çatışmalar üstünde durulması gerektiğine inanır;
— Anna Freud’un görüşü, «ben»in, gerek dış âlem gerek içgüdüsel itkilerin iç alemiyle olan bütünleyici fonksiyonuna önem verir. Anna Freud’a göre, «ben»in, iç uyartılara tepki olarak kullandığı savunma mekanizmaları, dış âleme tepki olarak kullandığı mekanizmaların aynıdır.
Etiketler:Ağrı, ahlâk dışı davranış, Analizle uğraşan, anglosakson, Antropoloji ilmi, bilgi nazariyesi, bilinç durumları, Borç, burjuva, cinsel sapıklık, çocuk, Çok sabırlı, demokrasi, didaktik, doktrin, Duygusal, eğilim gösterme, erkek çocuk, Fikir, fizik, fizik ilimleri, gözlem, Halk demokrasileri, hayat, hekim, içgüdü, iktidar, ingiliz kadın, insan, kaba saba, Kadın, Klinik psikoloji, konuşma dili, köy çocuğu, kültür, latin, mekanizma, nefret duygular, öğrenci, organın gelişmesi, patoloji, perspektif, PSİKANALİZ, Psikoloji, psikolojik analiz, PSİKOZ, psişik, ruh hastalıkları, Ruhsal, ruhsal hayat, rus etnografı, Sabır göstermek, sabırlı olan, Saldırgan olma, Sapık olma, sayma, Sembolik analiz, sinir ağrısı, sinir hastalığı, sosyal, sosyal teoriler, suçluluk, tedavi, tedavi etmek, tedavi metodu, tedavi usulü, teknik ilimler, teori, Yüz sürme, Zihin dengesi bozuk, Zihin karışıklıkları
PSİKANALİZ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKANALİZ hakkında >>
PRATT (John Henry)
PRATT (John Henry) hakkında diğer dizin sayfaları >>PRATT (John Henry)
Özet:PRATT (John Henry), ingiliz din adamı ve geodezi bilgini (Londra 1809-Gazipur 1871). Cambridge’te okudu. Hint Adaları şirketi papazlığına getirildi (1838) ve yerölçümüne merak sardı. Kalküta’da kaldığı sırada, Himalaya’da kaydedilen anormal derecede düşük düşey sapmalarını kendi izostasi nazariyesiyle açıkladı. (L)
Etiketler:bilgi nazariyesi, Cambridge, din adamı, Himalaya, hint bilgini, ingiliz, Londra, papaz, PRATT, yer ölçümü bilgini
PRATT (John Henry) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRATT (John Henry) hakkında >>
