ARİF
ARİF hakkında diğer dizin sayfaları >>ARİF
Özet:ARİF i. ve sıf. (ar. ‘irfan, bilme, biliş, anlayış’tan ‘arif). Bilgili, tecrübeli: Zekâi Dede merhum gibi kâmil ve arif bir üstad meşk ediyordu (Ahmed Rasim). || Sezgi ve anlayışa sahip: Anadolu âlim değildir fakat ariftir (R. N. Güntekin). Arif söylemeden duyar sözleri (Dertli). || Erkek adı.
Etiketler:ARİF, Bilgili, Büyük konaklar, Çok anlayışlı, Gerçekler, sayı sıfatları, tecrübe edilmiş, Tecrübeli
ARİF hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ARİF hakkında >>
AKIL veya AKL
AKIL veya AKL hakkında diğer dizin sayfaları >>AKIL veya AKL
Özet:AKIL veya AKL i. (ar. < -akl, köstek). İnsanın kendi davranışını bilmesine, yargılamasına ve tayin etmesine yarayan kabiliyet: Kafamın içinde her hükmünü riyazi ölçülerle ölçen, mantık miyarlarıyla ayarlayan, vakıaların, tecrübelerin mihengine vurmaksızın hiç bir hükmü kabul etmeyen uğursuz bir şahsiyet vardı; Bu da benim aklımdı (Ziya Gökalp).
Etiketler:ahlâk ilkeleri, AKIL, Akıl almak, akıl danışma, Akıl eksikliği, Akıl hastahanesi, Akıl hastalığı, akıl hastalıkları, Akıl hocası, akıl yürütme, akıllı kimseler, AKL, Akla gelmek, Aklı durmak, aklî muvazene, aktar dükkânı, Aptallık etmek, ayırt edememe, baş vurmak, bazı ilkeler, bilgi toplama, borç alma, Cihan Muvazenesi, Çok akıllı, Çok anlayışlı, Çok mâkul, dini inanç, dünya hayatı, elden ele geçme, en akıllı, fizik tecrübeleri, gönlü serbest, gülünç düşürmek, Hüküm günü, hüküm vermek, Hz. Muhammed, içgüdü, idare etme, idrâk edebilme, idrâk etme, idrak kabiliyeti, ihtisas sahibi, İlâh, ilim dalları, İran şahı, kabul etme, kabul törenleri, kendine gelme, kısa zaman, Korkunç hâdiseler, muhakeme etme, Namık Kemal, objektif, Ömer Seyfeddin, ruhi bozukluk, ruhi hal, Şarkı söyleme, tahta çıkarmak, tasnif etmek, Tertip etmek, vaz geçirmek, yaratıcı olmak, Yaşar Kemal, yol göstermek, Yola gelmek, zihin yolu, zihni bozukluk, zihni karışmak
AKIL veya AKL hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: AKIL veya AKL hakkında >>
REMİZ veya REMZ
REMİZ veya REMZ hakkında diğer dizin sayfaları >>REMİZ veya REMZ
Özet:REMİZ veya REMZ i. (ar. remz), Esk. İşaret, alâmet: Âşık da şu kızdır ki, velayet remzi görüp bize âşık oldu (N. Araz).
Etiketler:arap şairi, arap şairler, Cevdet Paşa, Çok anlayışlı, edebiyat, Gizli anlamlar, haber, Hz. İsa, Hz. Muhammed, İran şairi, kürek, Meyhane, REMİZ veya REMZ, şair, sevgili, tanrı, Tasavvuf, Türk Düşüncesi
REMİZ veya REMZ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: REMİZ veya REMZ hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorumlar kapalı
PEYGAMBER
PEYGAMBER hakkında diğer dizin sayfaları >>PEYGAMBER
Özet:PEYGAMBER i. (fars. peyam veya peyğâm, haber ve -ber, getiren’den peyam-ber, peyğüm-ber). Tanrı’nın emirlerini bildiren kimse: Bizim vali bey eskiden gelseydi peygamber olurdu. (M.Ş.Esendal). Çakmakçılarda Yeni Han … «Yeni» dedimse Nuh peygamber zamanından kalma… (Kemal Tahir). [Eşanl. NEBİ. RESUL.] || özel olarak Hazret! Muhammed (bu anlamda, özel isimdir): Ey ulu Peygamberimiz nerdesin? / Dinle minaremde öten gür sesin (M.Â. Ersoy). / Teşm. yol. Tahmin veya rastlantı sonucu geleceği, olacakları haber veren kimse./ Yalancı peygamber, peygamberlik taslayan kimse.
— ÇEŞ. DEY. Allah’ın emri Peygamberin kavliyle. Bk. KAVİL. / Nuh der peygamber demez. Bk. DEMEK.
— ANSiKL. Din. Tanrı ile insanlar arasında habercilik ve elçilik görevlerini yapan kimselere değişik adlar verilir. Farsça’da «haber getiren» anlamında pey-amber (peygamber), Arapçada gene «haber ulaştıran» karşılığı nebi, «elçi» anlamına gelen resul kelimeleri kullanılır. Bu kavramlarla nitelenen kimselerin islâm dinine göre Tanrı tarafından özel olarak görevlendirilmeleri gerekir.
Kur’an’da peygamber kelimesinin karşılığı olarak nebi ve resul’ün yanında beşır (sevinçli haber getiren) [Bakara süresi, 119; Sebe suresi, 28; Fatir suresi, 24; Fussilet suresi, 4 v.d.] ve nezir (ihtar edici, korkutucu, uyarıcı) [Fatır suresi, 24; Maide suresi, 19; Hud suresi, 25; Sebe suresi, 44 v.d.] kelimeleri de kullanılır. Din deyimleri arasında nebi ve resul kavramları bazen birbirinden farklı anlamlarda kullanılır. Yeni bir şeriat ve yeni bir kitap getiren peygambere resul, yeni bir şeriat ve kitap getirmeyen, yalnız kendisinden önce gelen bir resulün bildirdiği şeriat kurallarını uygulayan ve kitabını bildiren kimselere de nebi adı verilir. İslâm inancına göre peygamberlerle öteki insanlar arasında maddî yaşayış bakımından bir ayrılık yoktur; bütün peygamberler de birer insandır (Enbiya suresi, 7-8). Onları öteki insanlardan ayıran şey daha çok Cebrail aracılığıyle kendilerine Tanrı tarafından gönderilen vahiy (bk. VAHİY) ve taşıdıkları bazı niteliklerdir. Bu nitelikler ismet (masum olmak ve günah işlememek), emanet (kendine güvenilir ve emin olmak), sıdk (doğru sözlü olmak, yalan söylememek), fetanet (akıllı ve anlayışlı olmak) ve tebliği şeriat’tır (Allah tarafından bildirilen şeriat hükümlerini ümmetlerine bildirmek). Kur’an’a göre her ümmete kendilerine doğru yolu göstermek ve Tanrı’nın buyruklarını bildirmek için bir peygamber gönderildi (Yunus suresi, 47). Fakat bu peygamberlerin hepsinin adları bildirilmedi. Kur’an’da adı geçen peygamberlerin sayısı 25′tir: Âdem, Idris, Nuh, Hut, Salih, ibrahim, Lut, ismail, Ishak, Yakub, Yusuf, Eyyub, Şuayb, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Ilyas, Elyesa, Zulkifl, Yunus, Zekeriya, Yahya, Isa, Hz. Muhammed. Ayrıca Kur’an’da adı geçen Lokman, Zülkarneyn ve üzeyr’in peygamber oldukları kesin olarak bildirilmediğinden bunların peygamber veya veli sayılmaları konusunda görüş ayrılığı vardır. Kur’an birçok peygamberin kendilerine inanmayan kimseleri ikna etmek için Allah’ın kudreti ve izniyle tabiatüstü başarılar gösterdiklerini bildirir ve örnekler verir (bk. MUCİZE).
islâm inancına göre Allah bazı peygamberlerine emirlerini bir kitapla bildirdi. Peygamberlerden Davud’a Zebur, Musa’ya Tevrat, isa’ya incil ve Hz. Muhammed’e de Kur’an-ı Kerim adlı kitaplar indirildi. Bu kitapların dışında, bazı peygamberlere de Allah, emirlerini sayısı değişen sayfalarla (suhuf) bildirdi. Âdem’e 10, Şife 50, Idris’e 30, ibrahim’e 10 sayfa gönderildi. Bütün peygamberlerin tanrı katında ayrı ayrı dereceleri vardır, islâm dinine göre bunların en yücesi (ekmel) Hz. Muhammed’dir. ilk peygamber Âdem, son peygamber ise Hz. Muhammed’dir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir.
♦ Peygamberan çoğl. i. Esk. Peygamberler.
♦ Peygamberane zf. Esk. Peygambere yakışır tarzda.
♦ Peygamberi i. Esk. Peygamberlik. Sıf. Peygamberle ilgili. (M)
Etiketler:Arapça, Çok anlayışlı, Davud, dini ayrılık, Farsça, Hz. İsa, Hz. Muhammed, insan, islâm peygamberi, kitap, Kur'an-ı Kerim, Lût peygamber, masum olmak, Musa peygamber, PEYAM, PEYGAM, peygamber, tabiat bakımı, tanrı, Yusuf suresi
PEYGAMBER hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PEYGAMBER hakkında >>
