PİM
PİM hakkında diğer dizin sayfaları >>PİM
Özet:PİM i. Teknol. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine saplanan bazı parçaları tespit etmek için, ucuna geçirilen küçük madenî kama. (Eşanl.)KOPİLYA. MAŞA.) [Bk. ANSİKL.]
Etiketler:Birleştirme, dişli, doğa, Emniyet, hareketli organ, hareketli parçalar, inşaat, Kuvvet, mekanik, Menteşe, PİM, silindir, silindir biçim, silindir hareketli, silindirik
PİM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PİM hakkında >>
PROSNA
PROSNA hakkında diğer dizin sayfaları >>PROSNA
Özet:PROSNA, Polonya’da ırmak, Warta’nın kolu (sol kıyı), Krakow Jürası’nın eteğinde doğar; 226 km. Doğuda Gory Kocie sıradağlarının çevresini dolaşır ve Büyük Polonya’nın güneyini aşar. (L)
PROSODİ i. Bk.
Etiketler:çevre, doğa, PROSNA
PROSNA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROSNA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
ADİPOSİR
ADİPOSİR hakkında diğer dizin sayfaları >>ADİPOSİR
Özet:ADİPOSİR i. (fr. adipocire). Cesetlerin çürümesi sırasında lipidlerin bozulmasından doğan amonyaklı sabun (ölü yağı). Bu madde uzun müddet balina beyazı ve kolesterol ile karıştırılmıştır, (L)
Etiketler:ADİPOSİR, amonyak, balina, Beyaz, doğa, Kolesterol, sabun
ADİPOSİR hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ADİPOSİR hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
Emlak İlanları Sayfası Örneği
Emlak İlanları Sayfası Örneği hakkında diğer dizin sayfaları >>Emlak İlanları Sayfası Örneği
Özet:Örnek Emlak İlanları Sayfası
Dikkat !.. Bu sayfadaki telefon no ve fiyatlardaki rakamlar sahiplerinin izni alınmadığı için otomatik olarak değiştirilmektedir. Seri ilanların ciddiye alınmaması gerekir. Düzenli bir yayın değildir, sadece örnek olarak yayınlanmaktadır. Doğru telefon numaralarını ve rakamları sadece yetkili kullanıcılarımız görebilmektedir.
Etiketler:ACARLAR, ACELE, ACIBADEM, ADAKALE, Adana, ağaç, Akdeniz, Akım, Aksaray, Alanya, alışveriş, alışveriş merkezi, Alparslan, Altın, ALTINTEPE, Amasya, Ankara, Antalya, armoni, Armut, arnavut, AŞKIN, Asya, Atatürk, atrium, Avrupa, avrupa yakası, ayakkabı, Aydın, aydınlık, Badem, Bağdat, bahçe, Bakır, başkent, bayram, bebek, belediye, benzin, Bodrum, boğaz, Bolu, büyük yatırım, cambaz, Cennet, çevre, Çin, çocuk, cumhuriyet, dekorasyon, Devlet, doğa, doktor, eğitim, ekmek, ekonomi, Elektrik, Emniyet, Erguvan, estetik, Fatih, Fenerbahçe, gazete, Gelibolu, gümüş, güvenlik, güzellik, Hasta, Hürriyet, inşaat, internet, iş ilanları, İsviçre, Kadıköy, kağıt, Kapı, Kars, Kartal, Kavak, kazasker, KENE, Kılıç, kilit, kiracı, kitap, konut, Kooperatif, köprü, körfez, Kozmetik, Kullanılmamış, Kurtuluş, Kuyumcu, latin, Lokanta, makine, Malatya, Maltepe, manzara, Marmaris, Mecidiyeköy, mercan, metre, Meyhane, Milano, mobil, Mobilya, moda, Mülkiye, Mutfak, öğrenci, Olympia, OLYMPOS, Opera, orkide, Osmaniye, palmiye, PENDİK, PERŞEMBE, Petrol, Platin, POLAT, POSTA, PRESTİJ, PUL, RAHATSIZLIK, RAHİM, Renk, RESTORAN, rodos, RUHSAT, RUMELİ, sahibinden kiralık, sahibinden satılık, SAHRA, SAKA, Sakarya, SALATA, SALON, SANAT, Sanat tarihi, SANAYİ, sanayi merkezleri, SAPAN, SAPANCA, şehir, sinek, soğan, Sultan, Tekirdağ, Telefon, teminat, Temizlik, tenis, tinta boya, Truva, türk idareci, volkan, Yalova, yedi tepe, Yıldız, Yıllık, Yorum, zeytin
Emlak İlanları Sayfası Örneği hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Emlak İlanları Sayfası Örneği hakkında >>
Kategori Seri İlan | Yorumlar kapalı
Emlak İlanlarından
Emlak İlanlarından hakkında diğer dizin sayfaları >>Emlak İlanlarından
Özet:Rastgele Seçilen Emlak İlanları Devamı >>
Etiketler:ABİD, ACAK, ACIBADEM, ADAKALE, ADEM, ADRES, Akım, alışveriş, alışveriş merkezi, Altın, ALTINTEPE, Anadolu, Anahtar, ANDROMEDA, Artvin, aşınma, Asya, ATAŞE, Atatürk, Aydın, bahçe, Bodrum, Boğa, boğaz, çocuk, dans, dekorasyon, deniz, Deprem, Dere, Devlet, devlet memuru, doğa, doktor, Erguvan, Erzurum, fakülte, Fatih, fener, Fenerbahçe, güvenlik, Halic, harman, Hasta, Hava, havalimanı, hekim, Heybeliada, indir, iş ilanları, italya, italyan, kandil, Kartal, kazasker, kiracı, konut, Köşe atası, Kül, latin, liman, lise, Maltepe, manzara, metre, Mimar, mimari, mobil, Mobilya, moda, Mutfak, Namaz, Namık Kemal, Olympia, Oyun, PENDİK, PERİHAN, PERŞEMBE, PRESTİJ, proje, PUL, RAHİM, RAHMAN, Ramazan, RANT, rasathane, RAZI, RİHAN, RIKA, RİYA, rodos, RUHSAT, RUMAL, SABİH, SADECE, sahibinden kiralık, sahibinden satılık, SAHİL, sevgili, sinpaş, sosyal, Spor, Sultan, Tarih, Telefon, tepe, toprak, topuz, türk mimarı, TUZ, yedi tepe, Yıldız
Emlak İlanlarından hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Emlak İlanlarından hakkında >>
Kategori Seri İlan | Yorumlar kapalı
SAANE
SAANE hakkında diğer dizin sayfaları >>SAANE
Özet:SAANE, fr. Sarine, Isveçre’de ırmak, Bern oberland’ındaki bir buzuldan doğar, Aere’nin kolu (sol kıyı); 120 km. Vadisi Fribourg kantonunun eksenidir.
Etiketler:Bern kanton, doğa, hayvancılık, ırmak, SAANE, Sen kantonu
SAANE hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: SAANE hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
Persian
Persian hakkında diğer dizin sayfaları >>Persian
Özet:Persiankiwi: Twitter devrimcisi İranlı.
Persian Farsça Ad:
Kökeni İran olan kimse.
Farsça:
[1] İran’ın resmi dili.
[2] Hint-Avrupa dil ailesinin, Hint-İran dil grubuna ait İran Dilleri alt grubunda yer alan dil. Devamı >>
Etiketler:Açı birimi, ağız yoluyla, aile, Albüm, Allah, Altın, amerikalı kadın, amerikalı kimya, amerikan ordusu, Ankara, Ankara Meydan savaşı, asma türü, av köpeği, avukat, Ayakta durma, ayva tüyleri, Az konuşan, bağırsak, Bankalar grubu, Başbakan, bilgisayar, Boyun, çiftleşme, çıkmış olan, cumhurbaşkanı, dağ kütlesi, dava, demir, Deprem, deprem sonucu, devrim, devrimci, Din profesörü, doğa, duru temiz, eğik yazı, endişeli, erkek, erkek kardeş, erkek kardeşi, facebook, fal bakan, Farsça, felâket, fırça izi, Fotoğraf, fransız gazeteci, gazete, gazeteci, geçim kaynakları, genç kız, genç müzisyenler, gevşetme, Gizli dost, güvenlik, haber, Haberdar, hastalık, Hata eden, hayvan, hemen gelmek, her akşam, Hollanda, hollanda adası, Hüküm, hükümet, hürriyet yaratıcısı, iç sıkıntısı, ilgili olmayan, ilk müzisyen, ince bağırsak, ince kemik, ingiliz kadın, insan, internet, İran, iranlı yazar, işkence, ısrar eden, Kadın, kapalı olmayan, Karışık olmayan, KASLAR, kemik, kemik zarı, kimya profesörü, koltuk altları, körfez, Korku, Kulak kiri, Los Angeles, Lyon, Mahmud, makale, meclis başkanı, milletvekili, Oyun, oyun yazarı, para, parmak, Persian, Petro devri, Petrol, posta hatları, PROBLEM, profesör, proje, PROTESTO, RAB, RAHMET, resim, resimler, resmî olma, rus devrimcisi, Saçak kök, Saf hale gelmek, SAĞIRLIK, Sıkıntı, sınav, sosyal, Tahran, takma saç, taleb etmek, taş örgü, Telefon, tıp kolu, tıp profesörü, türk gazeteci, türk kadın yazarı, tuvalet, Twitter, uzun tüyler, var olmama, yalan söyleyen, yemek, yemek pişirmek, yiyecek, yoldan çıkmış, Yorum, Yuva yapmak
Persian hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Persian hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RAZÎ (Ebubekir Zekeriya)
RAZÎ (Ebubekir Zekeriya) hakkında diğer dizin sayfaları >>RAZÎ (Ebubekir Zekeriya)
Özet:RAZÎ (Ebubekir Zekeriya), hanlı bilgin ve filezof (Rey 841 – ? 926). önceleri musiki alanında çalıştı.
Etiketler:Aydın, doğa, evren ruhu, Felsefe, filozof, fizik, fizik ilimleri, gözlem, hastahane, hekim, hint felsefesi, hint filozofu, Hippokrates, Hüküm, hun şamanı, İran, İran hükümdarı, İshak, islâm din bilgini, islâm filozofu, karanlık, karanlık konular, örgü, peygamber, RAZI, Ruhsal, Saman, tabiat bilginleri, tabiî ilimler, tanrı, tabiat ilimleri, tıp araştırmaları, tıp bilgini, tıp kitabı, yunan filozofları, yunan filozofu
RAZÎ (Ebubekir Zekeriya) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RAZÎ (Ebubekir Zekeriya) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PYTHON
PYTHON hakkında diğer dizin sayfaları >>PYTHON
Özet:PYTHON. Yun. mit. Dev yılan, Gaia’nın Tufan’dan doğan oğlu. ini, Delphoi’de Tempe kaynağı yakınındaydı. Hayvanları ve insanları öldürür, kehanetlerde bulunurdu. Apollon’un oklarıyle öldü; günahlarından temizlendikten sonra da Delphoi’de kendi kehanet tapınağını kurdu. (L)
Etiketler:Apollon, Delphoi, doğa, günah, hayvan, hayvanlar, PYTHON
PYTHON hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PYTHON hakkında >>
Kategori Bilgi, Yunan Mitolojisi | Yorumlar kapalı
PUSULA veya PUSLA
PUSULA veya PUSLA hakkında diğer dizin sayfaları >>PUSULA veya PUSLA
Özet:PUSULA veya PUSLA i. (ital. bussola, küçük kutu’dan). Magnetik. Mıknatıslanmayan bir maddeden yapılmış, ortasında, uçları daima Yer’in magnetik kutuplarına yönelerek kuzey doğrultusunu gösteren mıknatıslanmış bir ibre bulunan kutu; ibre, bir eksen üzerinde serbestçe döner veya hükümsüz bir ipliğin ucuna asılmıştır: Pusula, uzun deniz seferlerinin yapılabilmesine imkân verdi.
(Bk. ANSİKL.) || Eğitim pusulası, yatay bir eksen üzerine yerleştirilen ve magnetik eğilimi, yani bulunulan bölgedeki Yer magnetik alanının doğrultusuyle ufuk arasındaki açıyı ölçmeğe yarayan mıknatıslanmış ibre. || Magnetik değişim pusulası, bütün bir gün boyunca mıknatıslı ibrenin küçük oynamalarını gösteren âlet. (İbrenin oynamaları, magnetik çalkalanma günlerinde çok daha büyük olabilir.) || Sapma pusulası, herhangi bir yerdeki sapmayı, yani magnetik meridyenin coğrafî meridyenle yaptığı değişken açıyı ölçen klasik pusula.
— DEY. Pusulayı şaşırmak, güç bir durum karşısında ne yapacağını bilememek: —Peygamberimiz kimdir? deyince, onlar da pusulayı şaşırdılar (Ş. S. Aydemir).
— Denize, ve Havc. Bütün doğrultuları magnetik kuzey doğrultusuna göre değerlendirmeğe yarayan âlet. (Magnetik kuzey ile gerçek kuzey veya coğrafî kuzey arasında, sapma açısı denilen bir açı bulunur; harita üzerinde işaretlenen bu açı yardımıyle pilot veya kaptan, uçağının veya gemisinin gidiş yönünü tayin edebilir.)
[Bk. ANSİKL.] || Pusula dolabı veya sehpası, içine pusula, mıknatıs çubuklar ve pusulayı aydınlatan lambaların konulduğu silindir biçiminde dolap, (üzerinde pusulayı su, toz v.b.den korumağa yarayan meşin bir kılıf vardır.) || Pusula feneri, eski pusulalarda, pusula dolabının içindeki fener. || Pusula kartı, pusula kadranına yapıştırılan, yüzeyi otuz iki bölüme ayrılmış yuvarlak kart. (Pusula gülü de denir.) || Açıklık pusulası, magnetik güney açısını (açıklık) belirlemek için Güneş’in veya herhangi bir gökcisminin yerini tayin eden pusula.
(KERTERİZ PUSULASI da denir.) || Cayro pusula veya cayroskopik pusula. Bk. CAYROPUSULA. || Elektronik pusula, magnetik pusula ile otomatik pilot arasında röle görevi yapan elektronik donatım. || El pusulası, deniz gezintilerinde, amatör denizcilerin kerteriz yapmak için kullandığı kenarına bir sap takılmış pusula. || Sivili pusula, pusula kartının salınımlarını önlemek için, kabında su ve alkol karışımı bulunan pusula. Bk. ANSİKL.
— İda. Esk. Pusula odası, Şeyhülislâm dairesine bağlı Fetvahanedeki üç kalemden biri. (Burada fetva, isteyenlerin istekleri yazılırdı; müracaat edenler, bu yazıyle modaya giderek fetvayı yazılı veya ağızdan dinlerlerdi.)
— Ansikl. Magnetik. Pusula, Yer magnetik alanının doğrultusunu gösterecek şekilde yerleştirilmiş mıknatıslı bir ibreden başka bir şey değildir. Hareketli bir mıknatısla yapılmış elektromagnetik ölçü âletleri de bu adla anılır. Mıknatısın kutuplanma özelliğini ve Yer’in mıknatıs üstündeki yönlendirici etkisini ilk fark eden Çinliler oldu: M. ö. 120 yıllarına doğru yazılmış Cung Vey lügatinde bu olayların ifadesine rastlanır; cinli denizciler VII.-VIII. yy.larda mıknatıslı iğneyi kullandılar. Pusulanın kullanılışını Çinlilerden öğrenen Araplar da Avrupa’ya yaydılar. 1180 Yılına doğru yazılmış bir şiirde, «denizcilerin yoldaşı» çirkin kara bir taştan söz edilir. Yine o devirde yaşamış bir yazarın açıkladığına göre, bu «denizcilerin yoldaşı», yarısına kadar su dolu bir cam kap çine konmuş mıknatıslı bir iğnedir: iki saman çöpü üzerinde yüzen bu iğneye kalamit adı verilmiştir,
Gerçek pusulanın hikâyesi kesinlikle bilinmiyor; bununla birlikte 1294′te Saint-Nicolas gemisinin demirbaş defterinde calamita cum apparitibus suis ve bir bussula de ligno kaydına rastlanmıştır; bu da, pusula kelimesinin sicilya dilinden geldiğini gösterir. Rüzgârgülüyle birlikte, eksiksiz ilk pusulanın 1483′te portekizli Ferranda tarafından yapıldığı sanılır.
Etiketler:alkol, Alüminyum, amatör, Aydın, büyük pusula, Çay özü, çember, çevre, çinli yazar, demir, denizci, dikdörtgen, doğa, düşey doğrultu, eğilim gösterme, eğitim, eksik bir yanı olan, Elektron, elektron akışı, Elektronik, esen rüzgâr, fener, fizik, fizikçi, formül, gözlem, güneş, Güney Portekiz, harita, içinde bulunulan, iğne, ingiliz, ingiliz fizikçisi, ipek, Islanmış, Kristof Kolomb, küçük kutu, kutuplanma, lügat yazarı, magnetik, metre, mide, Mıknatıs, mıknatıslı iğne, moda, ölçen cihaz, Ölüme bağlı, Portekiz, portekizli yazar, prizma, PUSULA veya PUSLA, Rüzgar, Saman, Şaşırmak, Şeyhülislâm, Sicilya, silindir, yapışık, yatay doğrultu, yatay hareket, yazar, Yuva yapmak
PUSULA veya PUSLA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PUSULA veya PUSLA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKOSOMATİK
PSİKOSOMATİK hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOSOMATİK
Özet:PSİKOSOMATİK sıf. (fr. psychosomatique). Tıp. ve Psikiyatr. Hem organik, hem ruhsal alanla ilgili olan: Organik psikozlar psikosomatik hekimlik alanına girer.
— ANSÎKL. Psikosomatik hekimlik hastayı organizmasının tümüyle incelemeğe çalışır; konusu, bilinçli ve bilinçsiz ruhsal hayat ile organik belirtiler, yani hastalıklar arasındaki derin ilişkileri incelemektir. Psikosomatik hekimlikte, başlangıcından bugüne kadar çeşitli akımlar görülür:
— alman psikosomatik okulu, antropolojik bir hekimliğe yönelir;
Etiketler:Ağrı, anglosakson, Arkadaş, atardamar, bağırsak, bağırsak rahatsızlıkları, Beyin, bilgi nazariyesi, Büyük çanlar, damar bozuklukları, damar rahatsızlıkları, deri hastalıkları, doğa, fonksiyon bozuklukları, Göden, göğüs hastalıkları, hareketsiz, hastalık, hayat, hekim, hipertansiyon, içsalgı, İkinci Dünya savaşı, ince bağırsak, Kalınbağırsak, Klinik psikoloji, mide, organizma, parmak, patoloji, PROBLEM, PSİKANALİZ, Psikoloji, psikolojik analiz, PSİKOSOMATİK, PSİKOZ, romatizma, Romatizma hastalıkları, ruh hastaları, ruh hastalıkları, ruhî bozukluklar, ruhi uyarma, Ruhsal, ruhsal hayat, sıkıntılar, sindirim, sindirim bozuklukları, sindirim hastalıkları, solunum, sosyal, tabiî ilimler, tedavi, teknik ilimler, tipik hastalık, uyku hastalığı, uyku veren, Yaşanmış olaylar, yutak
PSİKOSOMATİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOSOMATİK hakkında >>
PSİKOLENGÜİSTİK
PSİKOLENGÜİSTİK hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOLENGÜİSTİK
Özet:PSİKOLENGÜİSTİK i. (fr. psycholinguis-tique). Dille ilgili olayları psikolojik görünümleri içinde inceleyen bilim.
— ANSiKL. Saussure’den beri modern dilbilime «dil» ile «söz» arasındaki ayırım hâkimdir. Dil, sosyal bir grubun üyeleri arasında alınıp verilen bütün sözlü bildirilerin gücül toplamına uygun bir sistemi belirtir. Söz, gerçekleştirilmiş sözlü bildirilerin, yani davranışlardan doğan dil olguları’nın somut çokluğunu belirtir. Dilbilim’in konusu dil ile dilin bölümlerinin (gramer, sözlük v.b.) ve işleyiş kurallarının incelenmesidir. Psikolengüistik in konusu, sözlü bildirilerin bazı görünümleriyle konuşanların ruhsal ö-zellikleri arasında bağlar aramaktır.
• Tarih. Dilbilimin tarihi eskidir ama psikolengüistik bilim olarak yeni ortaya çıktı: basılan bir eserde (Osgood ve Sebeok’un terim olarak ilk defa Amerika’da 1954′te yönetiminde yayımlanan Psycholinguistics) kullanıldı. Bilim dalları arasında ortaklaşa bir çalışma ile yazılan eser, yapısal dilbilimin metotlu ve nazarî bilgileriyle davranış psikolojisini birleştirmeğe çalışır. Eserde bildirim nazariyesi gibi bazı dış katkıların da «nemi büyük oldu. Dilbilimcilerle psikologların işbirliği, birçok güçlük yenildikten sonra sağlanabildi. İlk anlarda modern dilbilim kendi alanını biçimsel bir analiz olarak sınırladı ve dilin kullanılmasını sağlayan zihnî fonksiyonları psikologlarla tartışmayı konusu dışında saydı. Bu yüzden dilbilim, fonetik ve semantik gibi zihnî fonksiyonlarla da ilgili özel bilim dallarını bünyesine katmakta kararsızlık geçirdi. Diğer yandan bilimsel psikoloji özel söz davranışlarını, uzun zaman tanım veya deney yönünden inceledi ve dilbilim sisteminin bütününü kapsayan bir modele inmedi; onun için psikoloji, bu sistemin kullanılışıyle ilgili tümel edinme ve bozulma şekillerini (çocuğun dili, patolojik dil) anlamakta güçlük çekti. İki tarafın karşılaştığı bu güçlükler bilgi nazariyesi konusunda diyaloglara yol açtı ve çeşitli uygulamalardan doğan somut meseleler sonuç olarak iki bilimin kaynaşmasını ve psikolengüistiğin ortaya çıkmasını sağladı. Psikolengüistiğin bellibaşlı kurucuları arasında G.A. Miller, Osgood, Luria, Skinner ve Novrer sayılabilir.
Etiketler:bilgi hazinesi, bilgi nazariyesi, Birleştirme, çocuk, dilbilimci, doğa, Fonetik, fonksiyon bozuklukları, geri zekâlı çocuklar, gramer, haber, hayvan, hayvanlar, ilim dalları, inceleyen bilim, insan, istatistik, kelime hazinesi, Klinik psikoloji, konuşma dili, mantık sistemi, modern reklam, öğretim, ölümle ilgili, organik fonksiyonlar, patoloji, patolojik bozukluklar, PSİKOLENGÜİSTİK, Psikoloji, reklam, Ruhsal, semiyoloji, simge, sinir bozuklukları, sosyal, tarih bilimi, Teknoloji, Tıp öğretimi
PSİKOLENGÜİSTİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOLENGÜİSTİK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKOKRİTİK
PSİKOKRİTİK hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOKRİTİK
Özet:PSİKOKRİTİK i. (fr. psychocritique). Ed. Yazarın biiinçdışı kişiliğinden doğduğu kabul edilen olguları ve bağıntıları, metinleri inceleyerek ortaya çıkaran edebî inceleme metodu. || Bu metodu kullanan tenkitçi.
— ANSiKL. ingiliz tenkitçisi Roger Fry’in tezleri üstünde Charles Mauron’un yürüttüğü düşüncelerden doğan bu metodun temeli, bir edebî eserin ortaya çıkış şartlan üstünde etkin olan şu üç değişken grubunun ayırt edilmesine dayanır: çevre, yazarın kişiliği, dili. Psikokritik, ikinci değişken grubunu, yani yazarın kişiliğini tüm olarak değil kısmen ele alır. Başka bir deyişle, yazarın sadece biiinçdışı kişiliğini inceler. Demek ki, psikokritik, tanımı gereği, tüm bir tenkit kurmak iddiasında olmayan kısmî bir analizdir. Psikokritik, her şeyden önce, metindeki bilinçli düzenlemeler altında yer alan irade dışı fikir çağrışımlarını araştıran bir tekniktir.
Bu amacı gerçekleştirmek için, tenkitçi, aynı yazarın metinlerini, tıpkı Galton’un fotoğrafları gibi «üst üste koyar» ve böylece, çağrışım şebekelerini, benzetme gruplaşmalarını, sık sık tekrarlanan mecazlar’ı ortaya çıkarır. Bundan sonra, aynı yazarın eseri boyunca, bu ilk işlemle bulunan kalıpların nasıl tekrarlanıp çeşitli değişmelere uğradığını araştırır. Böylece, yazarın kişisel bir iç dünyası, bir masal ve mit dünyası ortaya çıkar. Bu dünya, yazarın bilinçdışı kişiliğinin ifadesi olarak yorumlanır ve eserin incelenmesinden elde edilen sonuçlar, yazarın hayatından elde edilen verilerle karşılaştırılır. Psikanalizin serbest çağrışımlar metodundan ilham almasına rağmen psikokritik, tıbbî psikanalizle bir değildir. Çünkü psikokritik metodu kullanan tenkitçi, bir tedavici sayılamaz; incelediği kişilik her şeyden önce, metinler arasından kavradığı edebî bir kişiliktir. Psikokritik metot, aynı zamanda, klasik tenkitten de farklıdır; çünkü klasik tenkit, ancak ve yalnız, eserin bilinçli özünü dikkate alır. Psikokritik metot ile «tematik» denen tenkit arasında da fark vardır. Tematik tenkitte, yazarın derin kişiliği değil de, ancak kültürüne ilişkin birtakım konular ele alınır. (L)
Etiketler:Ağrı, Charles, doğa, Fikir, hayat, ingiliz, ingiliz yazarı, kişiliği olmayan, kültür, masal, masal yazarı, oyun yazarı, PSİKANALİZ, PSİKOKRİTİK, tedavi, tedavi metodu, yazar
PSİKOKRİTİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOKRİTİK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKOGEN
PSİKOGEN hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOGEN
Özet:PSİKOGEN sıf. (fr. psyehogene’den). Psikiyatr. Psikogen etmen, bireyin zihnî dengesini bozabilecek ruhsal sebep (ıstırap, heyecan v.b.). || Psikogen süreç, böyle bir etmenden doğan ve organlarda fonksiyonel belirtilere (nevroz) veya daha derin ruhsal bozukluklara (psikoz) sebep olan zihnî olaylar dizisi. (L)
Etiketler:doğa, ıstırap, PSİKANALİZ, PSİKİYATRİ, PSİKOGEN, Ruhsal, zihni bozukluk
PSİKOGEN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOGEN hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKHOSTASİA
PSİKHOSTASİA hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKHOSTASİA
Özet:PSİKHOSTASİA i. (yun. k.). Mis. mit. Ruhun değerlendirilmesi, ölümden sonra sembolik olarak yargılanması.
— ANSİKL. Anubis ile Maat tarafından Osiris ile hâkimlerinin huzuruna çıkarılan ölü, itiraz itiraf namesVni okur, günah işlediğini inkâr ederdi; ölünün yüreği bir kefeye, tanrıça Maat’ın kalemi öbür kefeye konur, her ikisi Thot tarafından tartılırdı. Thot, bundan sonra, ölüyü Osiris’in ülkesine kabul eder veya etmezdi, ölüler Kitabı, töreni anlatır, öbür dinlerde de (mazdeizm, islâmiyet, hıristiyanlık) buna benzer değerlendirmelere rastlanır. Genellikle terazinin bir kefesine iyilikler, öbür kefesine kötülükler konur.
— İkonogr. Mısır mezar sanatından doğan, son amaçlarla ilgili bir ikonografya teması olan psikhostazi, kopt veya kappadokia freskleri aracılığıyle batı sanatına girdi. Yargı günü tartılan ruhların terazisini, Anubis’in halefi ve tanrıya en yakın melek olan Aziz Mikail tutar. Bu sahneye ortaçağ heykellerinde sık rastlanır. (L)
Etiketler:Derd Kitabı, doğa, günah, heykel, hıristiyan âlemi, Hıristiyanlik, İslâm Sanatı, Kalem Kitabı, Melek, mezar, Ortaçağ, PSİKHOSTASİA, Ruh Huzuru, tanrı, terazi, Terazi kefesi
PSİKHOSTASİA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKHOSTASİA hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorumlar kapalı
PROZODİ
PROZODİ hakkında diğer dizin sayfaları >>PROZODİ
Özet:PROZODİ i. (yun. pros, göre ve ode, şar-kı’dan fr. prosodie). Müz. Müzik prozodisi, bir müziğin sözlere veya sözlerin bir müziğe uygulanması.
— ANSİKL. Müz. Müzik prozodisi şu basit temele dayanır: ölçüde belirli aralıklarla tekrar edilen kuvvetli ve zayıf zamanlar vardır. Kelimelerde de kuvvetli ve zayıf heceler bulunduğuna göre, yapılacak iş kuvvetli zamanlara kuvvetli heceleri, zayıf zamanlara zayıf heceleri düşürmektir. Doğru bir müzik prozodisi elde etmek için uyulması gereken başlıca kurallar şunlardır:
1. prozodi bakımından her ölçünün ilk notası, birçok notadan meydana gelen her zamanın ilk notası ve her zaman bölümünün ilk notası kuvvetli ve vurguludur;
2. kuvvetli ve vurgulu heceleri, özellikle ölçü ve zamanların ilk notasına düşürmeğe çalışmalı;
3. sessiz ve kısa heceleri, zayıf zamanlarla ve zamanların zayıf bölümleriyle çalıştırmalı;
4. sondan bir önceki heceye daha büyük bir değer verilir veya birkaç nota düşürülürse zayıf bir hece, kuvvetli bir zaman veya ritmi bakımından kuvvetli bir nota ile denkleştirilebilir (şekil 1);
5. kuvvetli bir hece de, birkaç nota ile uzatılırsa zayıf bir notaya düşebilir (şekil 2);
6. bir ritmin, bir müzik cümlesindeki son notanın, bir mısra veya bir cümle bölümünün son hecesine düşmesi gerekir, bir sonraki mısranın ilk hecesine düşmesi yanlıştır;
7. bir kelimenin ilk hecesini son notaya düşürmekten kaçınmak gerekir. Bu son iki kurala uymakla birçok yanlış kullanım önlenebilir;
8. ritim duraklamaları ve susmalar, mısra veya kelimenin gramer anlamından doğan duraklamalarına denk düşmelidir;
9. vezin kalıplarıyle ölçünün biçimi arasında bir uygunluk olmalıdır. (L)
Etiketler:doğa, Kuvvet, la notası, müzik, PROZODİ
PROZODİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROZODİ hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROTOJİN
PROTOJİN hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTOJİN
Özet:PROTOJİN i. (yun. protogenes, ilk doğan’dan fr. protogine). Yaprak biçimli mineraller, kuvars, feldiSpat, serisit ve klorit kapsayan, taneli, başkalaşmış iç kaya. (Protojin, tektonik hareketler etkisiyle ezilen kloritleşen bir granittir. Meselâ Mont-Blanc kütlesindeki.) [L]
Etiketler:doğa, feldispat, granit, kuvars, mineral, PROTOJİN, yaprak
PROTOJİN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTOJİN hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROTOJEN
PROTOJEN hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTOJEN
Özet:PROTOJEN sıf. (yun. protogenes, ilk doğan’dan fr. protogene). Jeol. Kırıntılı olmayan, kimyasal veya organik menşeli çökel kayalara denir. (L)
Etiketler:doğa, kimyasal, PROTOJEN
PROTOJEN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTOJEN hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROTESTO
PROTESTO hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTESTO
Özet:PROTESTO i. (ital.k.). Bir şeyi haksız, yersiz, gereksiz veya usulsüz bularak reddetmek eylemi: Vesime de, bu sözleri protesto makamında, kahkahaları kopardı (Vâ-Nû). | Bu amaçla yapılan resmî açıklama: Efendiler, aynı günde muhtelif vesaitle şu protestoyu gönderdim (Atatürk). ||. Protesto etmek, itiraz etmek, reddetmek: Hattâ yapılan haksızlıkları protesto bile etmemişlerdir (Atatürk). Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü sessiz sedasız protesto eden … (A. H. Tanpınar).
Etiketler:Atatürk, Borç, borç senedi, doğa, ekilen yer, haksızlık eden, Haksızlık etme, hukuk, iflâs, ikamet etmek, İkametgâh, itiraz etmek, PROTESTO, protesto etmek, sancak, Spor, tarihi belge, tespit eden belge, vurma eylemi, yelken
PROTESTO hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTESTO hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROTESTANLIK
PROTESTANLIK hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTESTANLIK
Özet:PROTESTANLIK i. (Protestan’dan protes-tan’lık). Reform hareketinden doğan dinî doktrin veı kiliselerin tümü.
— ANSiKL. Dört yüzyıldan beri «reformcu» veya «luther’ci» veya «anglikan» bir dogma kurmak isteyen her «protestan» ilahiyatı, insanoğlunun kurtuluşunu doğrudan doğruya ve sadece Tanrı’nın inayet ve rahmetine bağlar. Bir hıristiyanın selâmete kavuşması hiç bir zaman dine bağlılığının, yaptığı işlerin veya erdemlerinin sonucu olamaz. Günahkâr insanın kendi gayretiyle selâmete ulaşması söz konusu değildir. Selâmet, kurtuluş, her zaman ve sadece Tanrının hiç bir karşılık gözetmeden lütfettiği inayetle gerçekleşir. Tanrı’nın bu inayetini kazanmak için insanoğlunun gösterebileceği hiç bir gayretin değeri yoktur. Fakat bu söylenenlere bakarak protestan kiliselerinin dinin icaplarına uymayı hiçe saydığı sanılmamalıdır. Tam tersine Aziz Paulus’un öğretisine bağlı olan protestan kiliseleri bu icapların yerine getirilmesini Hıristiyanlığın temel unsurlarından biri olarak görür. Tanrı’nın insandan rahmetini e-sirgememesi sadece onun selâmeti için dine dört elle sarılsın ve kendi uhrevî çıkarını düşünsün diye değildir. Her rahmet kendisiyle birlikte insana bir de sorumluluk yükler.
İnsanoğlunu kurtaran, selâmete ulaştıran, Tanrı’nın insanı çocukları gibi sevdiğine inandıran bu rahmet, yaşanan, çalışılan, belki de acı çekilen her yerde Tanrı’daki insan sevgisinin çevreye duyurulmasını, bildirilmesini emreder. İnsanın Tanrı’ya karşı şükranı, O’nun insana karşı beslediği sevgiye olan inancı belirtmek için kardeşlerini sevmeyi ve onlara hizmet etmeyi öğreten İsa’nın yolunda giderek dinin bütün icaplarını yerine getirmek ve böylelikle de insanlığa hizmet etmek zorundadır.
İşte reformcu kiliselerin iki ana doktrini bunlardır. Bunun yanında bütün kiliselerce kabul edilen birtakım dogmalar da yer alır. Meselâ bütün reformcu kiliseler ilmihallerinde havariler «amentü»sünün açıklamasına yer verir. Bununla birlikte bütün reformcu kiliselerin yukarıda belirtilen iki temel doktrin ve kilisenin ilk yıllarında ortaya atılan büyük kurallar üstünde kendi aralarında anlaşmaya varmaları, temel metinlerin yorumlanmasında ve değerlendirilmesinde çok büyük ve hatta hayatî sayılabilecek aykırılık ve anlaşmazlıkların bulunduğunu gizleyemez.
Bk. REFORM, CALVİN, LUTHER, Protestan KİLİSE’leri v.b. (L)
Etiketler:çevre, çıkar gözetmeden, çocuklar, doğa, doktrin, ekilen yer, günah, hayat, insan, insan sevgisi, Kurtuluş, Paulus, Protestan, PROTESTANLIK, reformcu, tanrı
PROTESTANLIK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTESTANLIK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROLAN
PROLAN hakkında diğer dizin sayfaları >>PROLAN
Özet:PROLAN i. (fr. k.). içsalgı bil. Gebe kadının kanında ve sidiğinde bulunan ve etene salgısından doğan gonadotrop hormon.
— ANSİKL. Frolan A, bir olgunlaşma prolanıdır, folikülin salgısına sebep olur; prolan B veya lüteinizasyon prolanı, yumurtalıkta lütein’in oluşmasına imkân verir. Bk. GONADOTROP (hormon). [L]
Etiketler:doğa, gebe, hormon, içsalgı, PROLAN
PROLAN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROLAN hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PRİYAPİZM
PRİYAPİZM hakkında diğer dizin sayfaları >>PRİYAPİZM
Özet:PRİYAPİZM i. (fr. priapisme’den). Kamışın sürekli olarak dik ve gergin durması; bazen ağrılı olan bu hal cinsî istek olmaksızın doğar ve hiç bir zaman inzal ile sonuçlanmaz. (Priyapizm ağır bir hastalığın belirtisi olabilir.) [L]
Etiketler:Ağrı, doğa, Ergin, Kas kuvveti, PRİYAPİZM
PRİYAPİZM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRİYAPİZM hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PRES
PRES hakkında diğer dizin sayfaları >>PRES
Özet:PRES i. (fr. presser, sıkıştırmak, bastır-mak’tan presse). Mekanik veya hidrolik bir kumanda ile birbirlerine yaklaşan ve aralarına konulmuş şeyleri sıkıştırmağa yarayan iki tabladan yapılmış makine. Bk. CENDERE.
— Ciltc. Kitabın iyice sıkıştırılmasını gerektiren ciltleme işlemleri (msl. sırt geçirme) sırasında, arasına kitabın yerleştirildiği cihaz veya âletlerin tümü. || Kenar kesme presi, bir veya iki vida ile kumandalı ikiz iki parçadan meydana gelen ve aralarına ciltler yerleştirildikten sonra, bir kundağa bağlı bıçakla kenarları tıraş etmeğe yarayan pres. || Renkli veya siyah baskı presi, kâğıt veya bez cilt kapaklarını süslemek için siyah veya renkli tipo mürekkebiyle baskı yapan pres. || Sıkıştırma presi, kâğıtlara forsa baskı yapmağa, bağlanmış ciltlerin kırışıklık ve forsalarını düzeltmeğe, kaplama ve kapak geçirme süresince ciltleri sıkıştırmağa yarayan, tablaları vida ve volanla kumandalı ahşap veya dökme demirden pres. (Sanayide bu preslerin yerine hidrolik veya pnömatik presler kullanılır.) ||Yaldız presi, cilt kapaklarına baskı yapmak ve yaldız vurmak için kullanılan pres. (Bazı yaldız preslerinde, yaldızlama demirlerini yeterli derecede ısıtmak için bir ısıtma düzeneği ve altın yaldız, bronz veya renkli mürekkep merdanelerinin otomatik olarak ilerlemesini sağlayan bir sistem bulunur.)
— Foto. Bk. ANSiKL.
— Kâğıtç. Basınç etkisiyle veya hem basınç, hem vakum etkisiyle kâğıdın suyunu almağa yarayan karton veya kâğıt makinesi elemanı. || Emici pres, biri yekpare, öbürü üstü kauçuk kaplı madenî bir kovan halindeki iki silindirden meydana gelen pres; içi boş silindirin bütün yüzeyini kaplayan delikler dışarının havasını emer: Emici pres, hem basınç hem de vakum etkisiyle suyu alır. || Keçeli pres, kâğıdın suyunu yalnız basınç yoluyle alan içi dolu iki silindirden yapılmış pres. || Ofset presi, kurutma tesisinin başlangıcına yerleştirilen ve kâğıdın yüzeyini yumuşatmağa yarayan iki silindirden yapılmış pres. || Platinli pres, kutu yapımında, karton veya kâğıdı yaprak yaprak kesmeğe yarayan pres. || Tutkal presi, kurutma tesisinin ortasına konan ve kâğıt veya kartona özel nitelikler vermek için yüzeylerini tutkallamağa yarayan iki silindirden yapılmış pres.
— Malzeme. Beton kalıbına basınçla (hidrolik pres), darbe veya titreşimle yığılan betonu tokmaklarla sıkıştırmağa yarayan makine.
— Marang. Kontrplak, kaplama veya formika gibi tabakaları iş yüzeyine tutkallamakta kullanılan baskı âleti. Bk. ansikl.
— Plast. mad. Plastik malzemeyle döküm yapan makine. || Bloklu pres, haddelenmiş bir levhadan kare şeklinde kesilen ve haddelemeden doğan anizotropiyi azaltmak için 90° çapraz olarak üst üste yerleştirilen plastik malzemeyi isiyle yapıştırmağa yarayan pres. || Çift pistonlu pres, sırasıyle püskürtme, aktarma ve sıkma kuvveti uygulayacak aynı türden (hidrolik veya mekanik) veya farklı türden iki ayrı sistemle donatılmış pres. || Püskürtme presi, püskürtme yoluyle döküm yapan pres. || Sıkıştırma presi, kalıbın alt matrisine yerleştirilen kalıplanacak madde üzerine gerekli basıncı kalıbın üst matrisinin uyguladığı basit düşey pres. || Yukarı basınçlı pres, ana pistonu hareketli alt tablanın altında bulunan ve bu tablanın çıkış hareketiyle basınç uygulayan hidrolik pres.
— Şekercilik. Pancar presi, pancar küspelerinde kalan bir miktar suyu basınçla gideren âlet.
— Teknol. Kumaşları, elbise veya astarlan apreleyerek güzel bir görünüş kazandırmak için, sıcakta basınç altında tutmağa yarayan ısıtıcı tablalı makine. || Çekme presi, madenleri art arda darbelerle veya kademeli basınçla çekmeğe yarayan pres.
— Tekst. Keten elyafının taranmasında, elyaf demetini sıkıştıran madenî plakalar. || Bazı tip trikotaj tezgâhlarında, tığ gagalarını, aşağıya inmeden önce kapatmağa yarayan mekanizma.
— Zır. sanay. Üzüm, elma, zeytin ve daha pek çok meyveyi sıkarak suyunu çıkarmağa yarayan cihaz. (Bk. ASNiKL.). || Ot presi. Bk. ansıkl. // Peynir presi, peynircilikte, kalıba konan pıhtılaşmış sütün baskı altında süzülmesini çabuklaştırmak için kullanılan peynir cenderesi.
Etiketler:ağaç, alıp satma işi, Anahtar, asit, asit püskürtme, ayar makinesi, bağlama düzeneği, bağlama sistemi, Basınç, bronz, bronz levha, çapraz olarak uzanan, çelik, çift bağlama, dayanıklı gömlek, demir, dikey doğru, doğa, ekilen yer, Elektrik, eleman, elyaf, emir kâğıdı, Fotoğraf, geometri, geometrik, Gömlek, harman, huni biçimi, ikinci cilt, insan, ışık demeti, ısıtma âletleri, izin kâğıdı, kağıt, Kanalın suyu, kare matris, karton, kauçuk, keten, Keten sanayi, kırışıklık, kumaş, Kuvvet, latin, maden suyu, makine, marangozluk, Makine sanayi, Makine yapımı, mekanik, mekanizma, meyve, meyve çeperi, meyve suyu, mürekkep, pancar, peynir, PIHTILAŞMA, plastik kalitesi, POSA, PRES, Saman, sayma, sıkıştırmak, silindir, süsleme, süslemek, tezgâh âletleri, tıp kitabı, üzüm, yaprak, yatay hareket, yoğunluk, yumuşatma, Yün Gömlek, Yuva yapmak, zeytin, zincir çıkarma
PRES hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRES hakkında >>
PRELÜD
PRELÜD hakkında diğer dizin sayfaları >>PRELÜD
Özet:PRELÜD i. (lat. praeludere, bir çalgıyı çalmağa hazırlanmak’tan fr. prelude). Bir eserin icrasından önce rotadan veya doğaçtan çalınan müzik parçası.
— Ansikl. Prelüd, kural olarak, parçanın ton’unu, makamını belirtir. İtalyanların intonazione’lerine benzeyen, yaylı veya klavyeli çalgılar için yazılmış ilk prelüdleri XVI. y.ın başında Attaignant yayımladı.
XVII. y.da, prelüd, L. Couperin’in, Lebegue’in ve fransız okulunun lavta, gitar, klavsen süitlerinden önce çalınırdı ve ölçülü olarak yazılmış değildi. Bu prelüdlerin ortalarında bazen birkaç ölçülük bir kontrapunto bulunurdu. Sonra prelüd, daha sağlam kurulmuş, bir ritim unsuruna bağlı, bir veya iki tema üstüne yazılmış, ya iki zamanlı veya sinjonia veya fransız usulü uvertür biçimini alan bir eser oldu. XVII. ve XVIII. yy. fransız operalarının çalgı riturnelleri ile Almanların dindarları ilâhi söylemeğe çağıran org müziği cümleleri de «prelüd» adiyle anılır. Bach’ın Tam Ayarlı Klavsen’indeki daha düzenli bazı prelüdleri sonat ile rondo’nun habercisi niteliğindedir. Bu eserler, Kutsal Teslis’ten söz etmek amacını güden ve üç ana fikir
(Baba, Oğul ve Kutsal Ruh) üstüne kurulmuş olan mi bemol büyük prelüd gibi, bir veya daha çok tema üstüne yazılmıştır. Couperin’e göre, prelüd, «içinde hayal gücünün doğurduğu her şeyin notaya dönüşebileceği serbest bir beste»dir (Art de Toucher le Clavecin [Klavsen Çalma Sanatı]). Bununla beraber, Couperin’in bu eserinde örnek olarak verdiği altı prelüd’ün kesin bir nota düzeni içinde yazılmış olduğu görülür. Chopin, yazdığı yirmi dört prelüd’de, bir tema fikrinden hareket ederek, doğaçtan çalmak sanatıyle kurguyu birleştirdi. Mendelssohn ile
C. Franck’in biçimin baskısı altında kalmış olmalarına karşılık, Faure, piyano için yazdığı prelüd’lerinde saf müziğin özüne varmıştır. Debussy ise müziğini bir görüntünün çevresinde somutlaştırır. Bazı operalarda, uvertür’ün yerini prelüd almıştır (Lohengrin, Tristan, Parsifal, Peneiope). Sint-Saens, Dupre, Vierne, Messiaen gibi bazı org ve piyano ustaları, kısmen yazılı bir eser olarak ele aldıkları ve içinde kendilerini hayal güçlerinin veya özlemlerinin akışına bıraktıkları prelüd biçimini işlemeğe devam ettiler. (L)
Etiketler:büyük lavta, çalgı, çalgı parçası, çalınan parça, Çalmak, doğa, Faure, Fikir, fransız klavsen okulu, haber, icra, lavta, lavta süitleri, müzik, Opera, piyano, piyano parçası, PRELÜD, saf algı, yaylı çalgılar
PRELÜD hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRELÜD hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorum yap
PREFABRİKASYON
PREFABRİKASYON hakkında diğer dizin sayfaları >>PREFABRİKASYON
Özet:PREFABRİKASYON i. (fr. prefabricatiori). İnş. önceden imal edilmiş standart elemanları belli bir plana göre birleştirerek yapı kurmağa dayanan inşaat sistemi.
— ANSiKL. İnş. Prefabrikasyon, İkinci Dünya savaşından sonra, bazı dallarda uzmanlaşmış işçi ihtiyacını süratle ortadan kaldırma zorunluluğundan doğan bir ekonomi fikriyle ortaya çıkmıştır. Bu sistem, planlar arasında ölçü birliğinin sağlanmasını ve yapı elemanlarının standartlaştırılmasını öngörür. Klasik yapı elemanları ile prefabrike elemanlar birlikte kullanılmışsa kısmî prefabrikasyon, yapının bütün elemanları prefabrike ise tam prefabrikasyon söz konusudur. Yapıda kullanılacak parçalar bir veya birkaç işçinin fizik gücüyle kaldırılıp kondurulabiliyorsa hafif prefabrikasyon, birleştirlecek parçalar ancak güçlü makinelerde taşınabiliyorsa ağır prefabrikasyon denir.
Uygulanan metoda göre üç çeşit prefabrikasyon vardır: parçaların doğrudan doğruya yapı üzerinde prefabrikasyonu; şantiye içinde prefabrikasyon; fabrikada prefabrikasyon.
Prefabrikasyon ya kaba durumda, ya da sıvası, kaplaması, kanalizasyon tesisatı v.b. ile bitmiş durumdadır. Bununla birlikte prefabrikasyonun etütleri çoğu zaman klasik inşaattan daha pahalı, yerleştirmesi daha masraflı ve bazı durumlarda, birleştirmesi daha az ekonomiktir. İnşaatın maliyeti, ancak prefabrike elemanların seri halde yapımıyle düşürülebilir. (L)
Etiketler:doğa, ekonomi, eleman, fizik, inşaat, makine, makine inşaatı, PREFABRİKASYON
PREFABRİKASYON hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PREFABRİKASYON hakkında >>
PRAVADİ deresi
PRAVADİ deresi hakkında diğer dizin sayfaları >>PRAVADİ deresi
Özet:PRAVADİ deresi, Edirne’nin Kuzeydoğusunda, Bulgaristan sınırı yakınından doğarak Lalapaşa ilçe merkezinden geçen ve Edirne’nin kuzeyinde Tunca çayına karışan akarsu; uzunluğu 40 km. (M)
Etiketler:akarsu, Bulgaristan, doğa, Edirne, Kars, PRAVADİ deresi
PRAVADİ deresi hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRAVADİ deresi hakkında >>
POTOMAC
POTOMAC hakkında diğer dizin sayfaları >>POTOMAC
Özet:POTOMAC, A.B.D.’nin kuzeydoğusunda ırmak, Apalaş dağlarından doğar, Washington’un güneydoğusunda Chesapeake koyuna dökülür; 640 km. Cumberland şehrinin güneydoğusunda iki yukarı kolun birleşmesiyle meydana gelen ırmak, Apalaş dağlarının doğu sıralarını boğazlarla aşar ve sağ kıyısındaki Virginia eyaletiyle sol kıyısındaki Maryland eyaletini birbirinden ayırır. Washington’un yakınlarına kadar yer yer çağlayanlarla kesilen ırmak, Washington’dan sonra derinlikleri 5 m’yi aşan iki kanal sayesinde sefere elverişli hale gelir. (L)
Etiketler:Apalas dağları, doğa, eyalet, Maryland, POTOMAC, Washington
POTOMAC hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: POTOMAC hakkında >>
PORFİRİN
PORFİRİN hakkında diğer dizin sayfaları >>PORFİRİN
Özet:PORFİRİN i. (fr. porphyrine). Kim. Porfirindeki sekiz dış hidrojen atomunun sekiz kökle ornatılmasından türeyen heterosiklik bileşiklerin genel adı.
— ANSîKL. Kim. Porfirindi çok kararlı bileşiklerdir; madenî tuzlan (magnezyum, demir, bakır), klorofil, hemoglobin gibi tabiî pigmentlerin protit olmayan kısımlarını meydana getirir. Karmaşık görünüşlerine rağmen, birçok tabiî porfirin sentetik olarak elde edilmiştir.
— Biyokim. Hemoglobin’in prostetik grubu, demirini kaybederse bir porfirin olur. (Bir porfirinle iki değerli bir demirin birleşmesinden doğan cisim bir «hem»’dir. Porfirinler solunum olaylarında önemli bir rol oynar. Ayrıca, bu cisimlerin metabolizmasında bir bozukluk olduğu zaman hasta sidiğinde de porfirin bulunabilir. Bk. PORFIRîA. (L)
Etiketler:Atom, Bakır, Bakır bileşikleri, demir, doğa, heterosiklik bileşik, hidrojen, klorofil, magnezyum, metabolizma, PORFİRİN, sentetik, sentetik bileşik
PORFİRİN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PORFİRİN hakkında >>
POPRAD
POPRAD hakkında diğer dizin sayfaları >>POPRAD
Özet:POPRAD, Çekoslovakya ve Polonya’da ırmak, Yukarı Tatra’larda Poprad gölünden doğar; buzul asıllı olan bu göl, kütlenin en yüksek iki tepesinin (Gerlaşovka ve Krivan dorukları) eteğinde dir. Irmak kütleyi güneyinden dolaşır, turizm merkezi Poprad’ı sular, sonra kuzeydoğuya yönelir, kırk kilometre boyunca Çekoslovakya-Polonya arasında sınırı çizer ve Polonya’ya girer, Nowy Sacz’in yukarısında Dunajec’e dökülür. (L)
Etiketler:Çekoslovak, Çekoslovakya, doğa, Polonya asıllı, POPRAD, Slovakya, Turizm
POPRAD hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: POPRAD hakkında >>
Portekiz Sömürge imparatorluğu
Portekiz Sömürge imparatorluğu hakkında diğer dizin sayfaları >>Portekiz Sömürge imparatorluğu
Özet:Portekiz Sömürge imparatorluğu, Portekiz’in sömürge leştirdiği ülke ve toprakların hepsine verilen ad. Portekiz’in XV. yy.da başlayan toprak genişlemesinin sebepleri çeşitlidir: bunların en başında din yayma çabası gelir. Rahip Joao, Fas’ın güneyinde, bir hıristiyan krallığında hüküm sürüyordu. Aynı kıyılarda, Avrupa’da bulunmayan altının (sudan altını) bol olduğu sanılıyordu. Kısa süre sonra altın araştırmalarının yanı sıra baharat araştırmasına da başlandı. Ceneviz ile Afrika’nın simsarlar aracılığıyle yürütülen iktisadî ilişkileri Türklerin Doğu Akdeniz havzasına hâkim olmalarıyle bozuldu. Portekizliler Türklerin aracılığından kurtulmak için Hindistan’a doğrudan doğruya giden denizyolunu açtılar.
Portekizlilerin teknik üstünlüğü ve gemici Henrique’in teşviki, Afrika kıyıları boyunca ilerlemeyi geliştirdi. Cabo Ver de’ye (1444), sonra ekvatora (1471) ulaşıldı. Bartolomeu Dias, Ümit burnunu aştı (1487). Tordesillas antlaşmasıyle (1494) Portekizliler, Hint okyanusunda fetih tekelini ele geçirdiler. Fırtınanın Brezilya kıyılarına attığı Cabral 1500′de ülkeye elkoydu. Covilha ve Vasco da Gama’nın Kaliküt ve Goa’ya (1498) yaptıkları yolculuklarla Portekizliler Doğu Hindistan’a yerleştiler. Joao IH’ün ölümünde (1588) Portekiz imparatorluğu en parlak dönemini yaşıyordu, Fas’ın Atlas okyanusu kıyısındaki müstahkem mevkiler ve Brezilya (Amazon’dan rio de la Plata’ya kadar uzanan kıyı kesimi) dışında, Doğu Hint yolu üzerinde bir dizi sömürgeyi içine alıyordu: Madera, Asor a-daları, Cabo-Verde, Gine (Fernando Poo, Aseension) ve Afrika’nın batı kıyılarında bugünkü Angola topraklarındaki karakollar. Ümit burnunun doğusunda Delagoa, Sofala, Mozambik (bugünkü Portekiz Doğu Afrikası), Madagaskar ve Basra körfezinin ağzında Hürmüz ticaret acentaları, Doğu Hindistan’da Diu’dan (1575) Koçin’e (1500) kadar, Malabar kıyısında Seylan (1505) ve daha doğuda Tegu, Malakka (1511), Makao (1516′da ulaşıldı) gibi birçok sömürgeye sahip olan Portekizliler tarafından işgal edildi. Ama bu büyük imparatorluktan yararlanmak için geniş kapsamlı bir siyaset uygulanmadı.
Etiketler:Afrika, afrikalı Zenciler, Alfonso, Amazon, Amazon bölgeleri, antlaşma, Arles krallığı, Asya Türkleri, Atlas, Atlas dağı, Atlas okyanusu, balık, başkent, Basra körfezi, Berlin, besin ürünleri, beyaz adamlar, Bombay, Brezilya, Brezilya ormanları, Ceviz, Charles, Çin başşehri, doğa, Doğu eyaleti valisi, Dökülme, ekvator, elmas, eyalet, fransız filosu, görev dağıtımı, Halic, hayat, Hindistan, hindistancevizi, Hint okyanusu, Hollanda, iktidar, İmparatorluk dönemi, ingiliz, İngiliz altını, ingiliz sömürgesi, ingiliz tüccarları, işini sağlam tutan, İspanya, ispanyol, ispanyol sömürgeleri, Kalabalık, Karabiber, karanfil, Karışık olmayan, Kızıldeniz, kızılderili, kölelik, körfez, kumaş, La Plata körfezi, latin, latince, Lizbon, Lizbon antlaşması, Madagaskar, Malabar kıyısı, Malakka, meydan muharebesi, Mozambik, müslüman, Napolyon, Okyanus, okyanus araştırması, Pamuk, piskopos, PORSELEN, Portekiz, portekiz donanması, Portekiz Sömürge imparatorluğu, rahip, şeker, sertlik, sosyal, tayin edebilen, ticaret, Ticaret filosu, Tordesillas antlaşması, Tütün, üzüm, vatan, zenci köle, zengin bölgeler, zeytin
Portekiz Sömürge imparatorluğu hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Portekiz Sömürge imparatorluğu hakkında >>
PORTEKİZ MÜZİK
PORTEKİZ MÜZİK hakkında diğer dizin sayfaları >>PORTEKİZ MÜZİK
Özet:PORTEKİZ MÜZİK
Portekiz’de ilk müzik belirtilerinde magrıp ve provence etkileri görülür. XII. yy.da müziğin, kilisede olduğu gibi sarayda ve halk arasında da değerli bir yeri vardır. Keşişlerin dualarına basit bir org eşlik ederdi. Odivelas ve Coimbra’daki Santa Cruz manastırlarının koroları Braga, Guimaraes, Santarem, Lizbon’daki kapella yöneticileri kadar ünlüydü. Guimaraes Sarayında, Egas Moniz ve Gonçalo gibi jonglör (ortaçağ halk şarkıcısı) ve trubadurlar çok beğeniliyordu. Halktan doğan din dışı şarkılar (villancico) kiliselerde âyin şarkılarıyle nöbetleşe okunurdu.
Etiketler:Alfonso, alışveriş, besteci, çalgı, Carlos, Coimbra, Coimbra dükü, doğa, elyazması, estetik, Felipe, Günümüz müziği, halk çalgısı, halk toplulukları, hayat, iç savaş, italya, italyan opera şarkıcısı, italyan sanatçılar, Jose, Kadın, kilise, Kilise şarkıcısı, kitap, komedi, Krallık, Martin, moda, müzik, müzik hocası, Napoli, napolili halk önderi, Napolyon, öğrenci, öğretim, Opera, Orkestra, orkestra yöneticisi, Ortaçağ, parmak, Peixoto, piyano, Portekiz, PORTEKİZ MÜZİK, Portekiz sarayı, portekizli yazar, prenses, rahip, romantizm, şarkıcı, senfoni, senfonik, tıp kitapları, üflemeli çalgı, Yönetici
PORTEKİZ MÜZİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PORTEKİZ MÜZİK hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorum yap
POMARE I
POMARE I hakkında diğer dizin sayfaları >>POMARE I
Özet:POMARE I, Tahiti kralı (Tahiti 1743 – denizde 1803). Bu adı taşıyan ikinci kişi olmasına rağmen, resmî Pomare’ler hanedanının ilk hükümdarıydı. İktidarı kraliçe Oberia’dan zorla aldı. Yabancılara (Cook, İspanyollar) yakınlık gösterdi. İkinci oğlu Variatoa doğar doğmaz (1780), iktidarı ona bırakarak naip oldu. 1707′de çıkan bir ayaklanmada Pomare’ler Tahiti’den kovuldular, ancak ingilizlerin yardımıyle tekrar geri döndüler. (L)
Etiketler:doğa, Hükümdar, iktidar, ingiliz, Kraliçe, POMARE I
POMARE I hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: POMARE I hakkında >>
Politika
Politika hakkında diğer dizin sayfaları >>Politika
Özet:Politika, (lat. Tractatus Politicus), Spinoza’nın bitmemiş olan ve ölümünden sonra 1677′de Amsterdam’da yayımlanan eseri. Yazar, bu eserinde natüralizm üstüne bir hürriyet öğretisi kurmağa çalışır. Kendi başına ne kötülük, ne adalet, ne adaletsizlik söz konusu olabilir. Herkesin her şeye hakkı vardır ve hak ancak kuvvetle sınırlanır. Bunun en tabiî sonucu da savaştır. Hükümet kurmak, birtakım uzlaşmalara göre kanunlar yaparak adalet ile adaletsizliği tanımlamak ihtiyacı bundan doğar. (L)
Etiketler:doğa, Hürriyet, Kuvvet, Natüralizm, POLİTİKA, yazar
Politika hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Politika hakkında >>
PİNOSİTOZ
PİNOSİTOZ hakkında diğer dizin sayfaları >>PİNOSİTOZ
Özet:PİNOSİTOZ i. (fr. pinocytose). Hücre bil. Hücreyi saran ortamdan bir sıvı damlacığının hücre içine girmesi; etrafı sitoplazmadan bir zarla çevrilen damlacık orada koful haline gelir. (Sıvı elemanların hücre tarafından yutulması böyle olur.
Canlı hücrelerin molekülleri yutma ve sindirme tarzı. (Molekül önce hücre zarı tarafından sarılır, sonra bir kofulun içine itilir, orada lizozomlardan doğan enzimlerle sindirilir.)
Etiketler:doğa, enzim, Hücre, Molekül, PİNOSİTOZ, sitoplazma
PİNOSİTOZ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PİNOSİTOZ hakkında >>
POLİGRAF,POLİHALİT,POLİHİBRİD,POLİHİBRİDLİK,POLİHOLOZİT
POLİGRAF,POLİHALİT,POLİHİBRİD,POLİHİBRİDLİK,POLİHOLOZİT hakkında diğer dizin sayfaları >>POLİGRAF,POLİHALİT,POLİHİBRİD,POLİHİBRİDLİK,POLİHOLOZİT
Özet:POLİGRAF i. (fr. polygraphe). Çeşitli konularda yazı yazan yazar. (L) POLİHALİT i. (fr. polyhalite). Miner. Hidratlı tabiî potasyum, kalsiyum ve magnezyum sülfat; Stassfurt’ta bulunur. (L)
POLİHİBRİD i. (fr. polyhybride). Biyol. Birçok kalıtsal karakteri farklı olan ana ve babadan doğan melez. (L)
POLİHİBRİDLİK i. Biyol. Birçok kalıtsal karakteri ilgilendiren melezlik. (L) POLİHOLOZİT i. Kim. Bk. POLiOZiT.
Etiketler:doğa, Hidrat, kalsiyum, kalsiyum sülfat, POLİGRAF, POLİHALİT, POLİHİBRİD, POLİHİBRİDLİK, POLİHOLOZİT, Potasyum, yazar
POLİGRAF,POLİHALİT,POLİHİBRİD,POLİHİBRİDLİK,POLİHOLOZİT hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: POLİGRAF,POLİHALİT,POLİHİBRİD,POLİHİBRİDLİK,POLİHOLOZİT hakkında >>
