ADAM
ADAM hakkında diğer dizin sayfaları >>ADAM
Özet:ADAM i. (ar. âdem). Genel olarak insan: Adam adamı yiyecek değil ya (R. N. Güntekin).
Etiketler:ADAM, Af çıkmak, Ahmed Rasim, anlatmak, Bilgi, büyük asilzadeler, çabuk yetişmek, devlet adamı, erkek, Erkek ismi, faziletli olan, gurbet, hizmetkâr, ilim adamı, insan, insan sesi, iş adamı, itibar toplamak, Kalabalık, Karı koca, Kısır olma, ölü yumurta, Oynama, oyuncu, padişah, personel, Peşinden, Rakipler, sağlamak, SARAY, Sarraf, siyaset adamı, siyaset adamları, tanımak, taraf tutma, Uygun, Yapmacık, yemek, Yetişmiş
ADAM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ADAM hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
ÂDAP
ÂDAP hakkında diğer dizin sayfaları >>ÂDAP
Özet:ÂDAP çoğl i. (ar. edeb, terbiye, iyi ahlâk, zarafet, beğenilen, uygun söz ve hareket’ten âdâb). Terbiyeler töreler: Bu sekil basit heyeti içtimaiyemizin ahlâk ve âdabına mugayir değildir (Atatürk). H Usuller, yollar, kaideler: Bu güzide samilerden biri kürsüye çıksa da söylese ve bu vaiz dinlese. Dinimizin âdabına münafi mi olur? (Yahya Kemal). Edebiyatın da kendine mahsus âdabı vardır (O. V. Kanık).
Etiketler:ADAB, ÂDAP, aykırı hareket, ceza mahkemeleri, edebiyat, En âdil, halka mahsus, insan, Kadın, kanun, kendine gelme, Kürsü, mahkeme, namus, Rus edebiyatı, Şarkı söyleme, Terbiye
ÂDAP hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ÂDAP hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
Ev Kasası
Ev Kasası hakkında diğer dizin sayfaları >>Ev Kasası
Özet:Temizlik görevlileri ve çelik kasa
Her geçen gün hızla ilerleyen ve akıl almayacak farklı yöntemler kullanılarak yapılan hırsızlık, soygun ve gaspçıların sayısı artmakta. Bu artışa paralel, çelik kasa teknolojisi de gelişmekte, kolay kullanılan, günümüz şartlarına uygun çok yer kaplamayan monte edilebilir, elektronik şifreli, tam otomatik, birkaç saniyede açıp kapayabileceğimiz, bir çekmece gibi kullanabileceğimiz çelik kasalar üretilmektedir. Evde kasa ihtiyacınızı karşılayacak ev kasası çözümleri çeşitli fiyat ve özelliklerle karşımıza çıkmaktadır.
Etiketler:Af çıkmak, Anahtar, bilgisayar, çelik, çelik kasa, din bilgini, eklem, Elektronik, ev kasa, güvenlik, insan, kilit, Kiralık Kasa, mücevher, şifre, şifreli kasa, Teknoloji
Ev Kasası hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Ev Kasası hakkında >>
SANEM
SANEM hakkında diğer dizin sayfaları >>SANEM
Özet:SANEM i. (ar. sanem). Esk. Put. (Bk. ans1kl.) || Mec. Çok güzel kimse. || Sa-nem-i mehlika, ay yüzlü güzel. || Sanem-perest, puta tapan.
Etiketler:Allah, Araplar, güzellik, insan, İslâm, Ordu, PEREST, puta tapan, SANEM, sevgili, Van
SANEM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: SANEM hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
Rorschach testi
Rorschach testi hakkında diğer dizin sayfaları >>Rorschach testi
Özet:Rorschach testi, zekâyı nitel olarak değerlendirmek, karakterin başlıca özelliklerini öğrenmek ve duygusal bozuklukları ortaya çıkarmak, hattâ gerektiğinde bu bozuklukların çeşidini ve menşeini bulmak amacını güden senkretik kişilik testi.
Etiketler:Duygusal, insan, orijinal bulma, RORSCHACH, Rorschach testi, sıradan
Rorschach testi hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Rorschach testi hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RİESMAN (David)
RİESMAN (David) hakkında diğer dizin sayfaları >>RİESMAN (David)
Özet:RİESMAN (David), amerikalı sosyolog (Philadelphia 1909).
Etiketler:aditio, Alabalık üretimi, balık, bolluk, Chicago, devrim, Doğu kültürü, eğitim, eşitsizlik, gelenek, Harvard, Harvard üniversitesi, hukuk, İnançlar, insan, Kalabalık, Kalabalık aile, kültür, profesör, RİES, RİESMAN, Rönesans, saygı, sosyal, sosyolog, sosyoloji profesörü, teori, tıp profesörü, üretim, üretimin artması
RİESMAN (David) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RİESMAN (David) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RİCE (Elmer L.)
RİCE (Elmer L.) hakkında diğer dizin sayfaları >>RİCE (Elmer L.)
Özet:RİCE (Elmer L.), amerikalı oyun yazarı (New York City 1892-Southampton, ingiltere 1957). Avukattı, özellikle sosyal ve siyasî temalar üstüne yazdığı oyunlarla tanındı.
Etiketler:amerikalı oyuncu, amerikalı yazar, avukat, çocuk olma hali, çocuk oyunu, Columbia, Hesap makinesi, hukuk, hukukçu, insan, kötülük, mahkeme, makine, manzara, müzik, müzik dizisi, New York, oyun yazarı, piyes, Pulitzer, RİCE, sosyal, sosyal ilimler, tiyatro
RİCE (Elmer L.) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RİCE (Elmer L.) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
Persian
Persian hakkında diğer dizin sayfaları >>Persian
Özet:Persiankiwi: Twitter devrimcisi İranlı.
Persian Farsça Ad:
Kökeni İran olan kimse.
Farsça:
[1] İran’ın resmi dili.
[2] Hint-Avrupa dil ailesinin, Hint-İran dil grubuna ait İran Dilleri alt grubunda yer alan dil. Devamı >>
Etiketler:Açı birimi, ağız yoluyla, aile, Albüm, Allah, Altın, amerikalı kadın, amerikalı kimya, amerikan ordusu, Ankara, Ankara Meydan savaşı, asma türü, av köpeği, avukat, Ayakta durma, ayva tüyleri, Az konuşan, bağırsak, Bankalar grubu, Başbakan, bilgisayar, Boyun, çiftleşme, çıkmış olan, cumhurbaşkanı, dağ kütlesi, dava, demir, Deprem, deprem sonucu, devrim, devrimci, Din profesörü, doğa, duru temiz, eğik yazı, endişeli, erkek, erkek kardeş, erkek kardeşi, facebook, fal bakan, Farsça, felâket, fırça izi, Fotoğraf, fransız gazeteci, gazete, gazeteci, geçim kaynakları, genç kız, genç müzisyenler, gevşetme, Gizli dost, güvenlik, haber, Haberdar, hastalık, Hata eden, hayvan, hemen gelmek, her akşam, Hollanda, hollanda adası, Hüküm, hükümet, hürriyet yaratıcısı, iç sıkıntısı, ilgili olmayan, ilk müzisyen, ince bağırsak, ince kemik, ingiliz kadın, insan, internet, İran, iranlı yazar, işkence, ısrar eden, Kadın, kapalı olmayan, Karışık olmayan, KASLAR, kemik, kemik zarı, kimya profesörü, koltuk altları, körfez, Korku, Kulak kiri, Los Angeles, Lyon, Mahmud, makale, meclis başkanı, milletvekili, Oyun, oyun yazarı, para, parmak, Persian, Petro devri, Petrol, posta hatları, PROBLEM, profesör, proje, PROTESTO, RAB, RAHMET, resim, resimler, resmî olma, rus devrimcisi, Saçak kök, Saf hale gelmek, SAĞIRLIK, Sıkıntı, sınav, sosyal, Tahran, takma saç, taleb etmek, taş örgü, Telefon, tıp kolu, tıp profesörü, türk gazeteci, türk kadın yazarı, tuvalet, Twitter, uzun tüyler, var olmama, yalan söyleyen, yemek, yemek pişirmek, yiyecek, yoldan çıkmış, Yorum, Yuva yapmak
Persian hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Persian hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RAFIZİLİK
RAFIZİLİK hakkında diğer dizin sayfaları >>RAFIZİLİK
Özet:RAFIZİLİK i. (Rafızî’den Rajızi’lik). Din. Ebubekir ile Ömer’in halifeliklerini kabul etmeyen şiî kolu.
— ANSiKL. Rafızîlik, VII. yy. ortalarında yahudi asıllı ibni Sebe tarafından kurulan, halife Ali ve evlâdına aşırı ölçüde bağlanan, sünnî mezhebinin bütün görüşlerine karşı çıkan bir inançtır. Genellikle şiî mezhebinin fırkalarmdan biri sayılır. Hz. Muhammed’in ölümünden sonra ortaya çıkan halifelik meselesi müslümanlar arasında birtakım anlaşmazlıkların doğmasına yol açtı. Bazısı Ali’nin halife olması gerektiğini, Hz. Muhammed’in sağlığında onu kendisine halife olarak seçtiğini ileri sürdü. Müslümanların çoğu, özellikle Ebubekir’i tutanlar bu görüşe karşı çıktıkları için Ali halife olamadı. Halifelik makamına sırayle Ebubekir, Ömer ve Osman geçti. Ali, ancak onların ölümünden sonra halife olabildi. Bu yüzden, anlaşmazlık büyüdü. Ali’yi tutanlar Ebubekir, Ömer, Osman ve Muaviye’ye karşı direnişe geçtiler. Halifelik konusundaki anlaşmazlığı din anlayışına bağlayan Ibni Sebe sonradan Rafızîlik diye anılan görüşlerini üç noktada topladı:
Etiketler:Af çıkmak, Allah, aşırı görüşler, Az konuşan, Ebu Talib, halifelik, halife Osman, Hz. İsa, Hz. Muhammed, İbni Sina, İmam mezhebi, inkâr eden, insan, İran, iranlı bilgin, islâm peygamberi, Muharrem, Muharrem ayı, müslüman, ortaya çıkmak, peygamber, RAF, RAFIZ, RAFIZİLİK, sünnî mezhebi, Yahudi dini, yahudi mezhebi, yedi defa, Yeryüzü
RAFIZİLİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RAFIZİLİK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RABELAİS (François)
RABELAİS (François) hakkında diğer dizin sayfaları >>RABELAİS (François)
Özet:RABELAİS (François), fransız yazarı (La Deviniere, Chinon yakını 1494′e doğr. – Paris 1553). Babası Chinon krallık mahkemesinde avukattı.
Rabelais, 1520′de Fontenayle-Comte’daki Puy-Saint-Martin manastırında kaldı. Burada Pierre Amy ile Yunanca çalışıyor, o arada da Guillaume Bude ile mektuplaşıyordu. Papa Clemens VII’nin izniyle, 1524-1525′te benedikten tarikatına girdi. Burada fikir çalışmaları için elverişli bir sığınak bulacağını umuyordu. Manastırın başrahibiyle Poitou ve Perigord’u, sonra da Liguge’yi ziyaret etti.
1527 Başlarında papazlıktan ayrıldı, en ünlü üniversite şehirlerini dolaştı ve 17 eylül 1530′da Montpellier Tıp fakültesine yazıldı, burada büyük bir ün kazandı. Para sıkıntısı yüzünden, Lyon’a giderek, henüz doktor unvanını almamış olduğu halde Pont-du-Rhöne hastahanesinde hekimliğe başladı. Bir fikir ve yayın merkezi olan bu şehirde 1532′de Hippokrates’in AphorismoVsini (özlü Sözler), sonra da büyük eserinin ilk kitabı olan Horribles et Epouvantables Faits et Prouesses du tres Renomme Pantagruel’i (Çok ünlü Pantagruel’in Korkunç ve ürkütücü Marifetleri ve Kahramanlıkları), yayımladı. Yeni koruyucusu Paris piskoposu ve diplomat Jean du Bellay, Roma’ya görevli giderken Rabelais’yi de hekim olarak yanında götürdü.
Rabelais, Lyon’a dönüşünde, Pantagruel’in gördüğü ilgiden cesaret alarak, ekim 1534′te Vie tnestimable du Grand Gargantua, Pere de Pantagruel’i (Pantagruel’in Babası Koca Gargantua’nın Paha Biçilmez Hayatî) çıkardı. 1535′te Lyon’dan ayrılarak Jean du Bellây ile yeniden İtalya’ya gitti fakat bu arada Lyon’daki görevine son verilmişti; kardinal Saint-Maur- les -Foses Piskoposluk meclisinde ona bir üyelik maaşı bağladı.
Etiketler:avukat, ayak divanı, Aydın, ayıbı olan, bilim metotları, cambaz, diplomat, doktor, eğitim, Enyo rahibi, fakülte, Fikir, fransız yazar, gelenek, hastahane, hayat, hekim, hekimlik sanatı, hikâye kitabı, hikayeler, Hippokrates, hor görmek, hümanist, Hürriyet, hürriyet yaratıcısı, insan, kaba saba, Katolik, kilise, Kraliçe, Krallık, Krallık hastahanesi, Lyon, Lyon Tıp fakültesi, maaş, mahkeme, manastır, Martin, Metz piskoposu, mizah, Montpellier, Navarra kralı, Ortaçağ, Pantagruel, papaz, Paris, Paris, Picrochole, piskopos, Piskoposluk, Protestan, RABE, RABELAİS, resmî unvan, Rönesans, rönesans sanatı, şahsiyet meseleleri, Sapık olma, Sarhoş olma, Sorbonne, tarikat, Tıp fakültesi, tıp kitabı, Toplum, toplum meseleleri, yakın dostu, yazar, yunan piskoposu, Yunanca
RABELAİS (François) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RABELAİS (François) hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorumlar kapalı
PUT
PUT hakkında diğer dizin sayfaları >>PUT
Özet:PUT i. (fars. büt’ten). Bir ilâhı temsil eden ve bazı insanların taptıkları resim veya heykel: Bu ümmet, mukaddema taştan ve ağaçtan yapma putlara tapardı (Cevdet Paşa), insanlar putlarını kendileri yaparlar (Ş.S. Aydemir). || Haç.
Etiketler:ağaç, demir, dikdörtgen, eğitim, Fikir, Hata eden, heykel, heykel yapma, insan, Irak, kaba heykelcik, kabile, Kadın, kurşun, mağara, metre, Mezopotamya, Oyun, PUT, resim, sosyal, Suriye, tiyatro
PUT hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PUT hakkında >>
PUJMANOVA (Marie)
PUJMANOVA (Marie) hakkında diğer dizin sayfaları >>PUJMANOVA (Marie)
Özet:PUJMANOVA (Marie), çek kadın şair ve romancı (Prag 1893 – ay.y. 1958). Lirik veya siyasî şiirler (Verse [Şiirler], 1940) ve özellikle sosyal eğilimli romanlar yazdı: Pacientka Doktora Hegla (Doktor Hegel’in Sabrı) [1931], Lide na Krizovatce (Yol Kavşağında insanlar) [1937], Hra s Ohnem (Ateşle Oyun) [1947], Zivot Proti Smrti (ölüme Karşı Hayat) [1952]. (L)
Etiketler:doktor, hayat, insan, Kadın, kadın romancı, PUJMANOVA, romancı, sosyal
PUJMANOVA (Marie) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PUJMANOVA (Marie) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PUCELLE (Jean)
PUCELLE (Jean) hakkında diğer dizin sayfaları >>PUCELLE (Jean)
Özet:PUCELLE (Jean), XIV. yy .da yaşamış fransız minyatürcüsü. Paris’te önemli bir minyatür atelyesinin şefiydi; fransız minyatürüne, kıvrık dal çizgilerinden ve küçük boy insan figürlerinden meydana gelen bir süsleme biçimi getirdi. Bu süsleme biçimi, Breviaire de Belleville’de (Belleville Dua Kitabı) [1343'ten önce bitirildi], Robert Billyng’in incili’nde (1327) ve Livre d’Heures du Duc de Berry’de (Berry Dükünün Dua Kitabı) görülür. (L)
Etiketler:insan, minyatür, PUCELLE, süsleme
PUCELLE (Jean) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PUCELLE (Jean) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PTEROCHROZA
PTEROCHROZA hakkında diğer dizin sayfaları >>PTEROCHROZA
Özet:PTEROCHROZA i. Yaşadıkları ortamda, insanı yanıltacak derecede kuru yaprağa benzeyen amerika çekirgesi (Düzkanatlıların çekirgegiller familyasından.) [L]
Etiketler:düzkanatlılar, insan, PTEROCHROZA
PTEROCHROZA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PTEROCHROZA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKOLOJİ
PSİKOLOJİ hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOLOJİ
Özet:PSİKOLOJİ i. (yun. psykhe, ruh ve logos, bilim’den fr. psychologie). Ruhsal olgular bilimi. || Karakter: Bir roman kahramanının psikolojisi.
— Sosyol. Kolektif psikoloji, bir sosyal grubun «kolektif bilinç»iyle ilgili psikoloji. (Her şeyi bireyler arası ilişkiye indirgeyen kişilerarası psikoloji’den farklıdır.)
— Ansikl. Psikoloji terimi, XVI. yy.da ortaya çıktı (Melanchthon). XVIII. yy.da Wolf, antropolojiyi, somatoloji ve psikoloji olmak üzere ikiye ayırdı. Psikolojiyi de iki bölümde ele aldı: ampirik psikoloji ve rasyonel psikoloji. İnsanları tanımak bakımından pratik bir değer taşıyan ve halk arasında yaygın olan ampirik psikoloji insanlık kadar eskidir. Bu pratik psiokloji edebiyatın tasviri psikolojisiyle gelişmiş ve bugün kullandığımız terimlerin çoğu bu kaynaktan çıkmıştır, öte yandan, zihin ve bilinç problemlerine yönelen felsefe, psikolojiyi, kendine bağlı bir dal gibi ele aldı. özellikle Bergson’un eserlerinde bu durum açıkça görülür. Ama psikoloji, XIX. yy .dan sonra ayrı bir bilim dalı haline gelerek kendiliğinden veya deneylerle yaratılabilen bilinç olgularının içebakışla incelenmesi üstünde temellendi, daha sonra da davranışların ve tavırların bilimi olmağa yöneldi. Watson’un bu anlayış içinde savunduğu teorik görüş, A.B.D.’de, «davranışçılık» adı altında, psikolojiyi bir karikatür haline getirir gibi oldu. Çünkü davranışçılık, bilinç olgularına ve iç fizyolojik süreçlere yönelmeyi kesinlikle reddediyor; sadece dış belirtilere dayanarak gözlemler yapmayı kabul ediyordu. Bugün alman «Tiefenpsychologie»si veya sezgiye önem veren ve kavrama amacını güden «derinlikler psikolojisi» de felsefe dayanmaktadır. Oysa, karşılaştırmalı psikoloji tabiat bilimlerine bağlanır: hayvan psikolojisi (zoolojik psikoloji), çocuk psikolojisi pedolojik psikoloji), ilkel insan psikolojisi (etnolojik psikoloji), akıl hastaları psikolojisi (patolojik psikoloji), insan tipleri psikolojisi (farklar psikolojisi), kalıtım psikolojisi (genetik psikoloji) ve «etoloji» (karakterlerin farklılık açısından incelenişi) gibi. Deneysel psikoloji ve psikometri araştırmaları, Fechner’in psikofizik’i ile (1860) başladı ve fizik olgularla bilinç olguları (uyartı ve duyum) arasındaki ilişkilerin incelenmesine yöneldi (Wundt’un ilk laboratuvarı 1879′da Leipzig’de, ilk fransız laboratuvarı olan Beaunis ve Binet’nin Sorbonne’daki laboratuvarı ise 1889′da açıldı). Bu araştırmalar, uygulamalara yol açan kanunların ve olguların bulunmasını sağladı. Bununla ilgili olarak deneylerin uygulanması (testler) için duyu-hareket işlevlerini ve zihnî işlemleri ölçmeğe yarayan bir metodoloji temellendirildi. Daha çok eğitim alanında kullanılan bu psikoteknik, bağlaşıklık indisleri ve faktör analizleri sayesinde deneylerin taşıdığı değerin (uygunluk, geçerlilik) istatistik bakımından denetlenmesiyle tamamlandı, insanın, gelişimi sırasında kendisini sosyalleştiren kolektiviteye bağlı bir organizma oluşu, davranışların nazarî ve uygulamalı incelemesinde iki ayrı alanın ortaya çıkmasına yol açtı: biyolojik alan (psikofizyoloji) ve sosyal alan (psikososyoloji). Sovyet psikolojisi, bilince büyük önem vermekle birlikte, yüksek sinir faaliyetini esas olarak ele alır; bu faaliyetin temeli Pavlov’un şartlandırma sürecidir; dil de, «ikinci bir işaret sistemi» olarak sosyal şartlanmanın sonucudur. Bilimsel psikoloji’nin birçok uygulama alanı vardır:
1. eğitimde, pedagoji metotlarının etkinlik bakımından incelenmesi, zekâ düzeyinin ve gelişiminin belirlenmesi, karakter bozukluklarının analizi, dil bozukluklarının düzeltilmesi;
2. sanayide, meslek seçme ve iş teşkilâtlandırılması;
3. askerlikte, acemi erlerin belli yerlerde görevlendirilmesi ve kadroların düzenlenmesi;
4. adalette, suçları önleme, mahkûmların eğitimi;
5. nöropsikiyatride, teşhise ve psikoterapiye yardım; çeşitli ilâçların ve tedavi metotlarının, özellikle ruhî cerrahlık müdahalelerinin doğurduğu etkilerin belirlenmesi. Uygulamalı psikolojiyle uğraşanlar, bir de ontoloji kanunu kurma endişesiyle dernekler ve sendikalar halinde toplanmışlardır.
Böylece, eğitim psikologları, danışmanlar, sanayi psikologları ve kliniklerde çalışanlar gruplar halinde teşkilâtlandı. A.B.D.’deki Psikoloji derneğinin 1955′te 13 000 üyesi (profesyonel, öğretici ve araştırıcı) vardı.
Bugün psikoloji biliminin başlıca alanları şunlardır: hayvan davranışları (hayvan psikolojisi)] fizyolojik ve nörolojik incelemeler (psikofizyoloji); çocuktaki gelişmenin incelenmesi (psikogenetik [GENETİK PSİKOLOJİ]); çocuğun okul ve meslek bakımından yönlendirilmesi (psikopedagoji); çeşitli davranışların, sinir sistemiyle ve özellikle dil ile ilişkilerinin ele alınması (psikolengüistik); acı duyma, yorgunluk v.b. hallerde gösterilen çeşitli tepkilerin, kişisel performans’lar (icralar) arasındaki farkların (farklar psikolojisi) ve grup halindeki davranışların incelenmesi (sosyal psikoloji). Psikolojinin ele aldığı bu yeni alanların kavlaklarında çeşitli bilimler ortaya çıkmıştır. Bu yeni bilimler arasında en önemlilerden biri, insanın makineye, makinenin de insana uymasını inceleyen bilimdir (ergonomi). Psikolojiye bağlı araştırmaların başka bir kolu da, şartlanmanın incelenmesine ve çocuğun tanınmasına yönelmiştir. Bu alanda, bilgi-işlem bakımından, elektronik tekniklerin ortaya çıkmasından faydalanılmaktadır. Nitekim programlı öğretim, bu alana girer. Pskolojik bilimlerin her biri, bir yandan, insan davranışlarında, en genel kanuna uygun olanı, öte yandan da, bu genel kanundan ayrılarak tıbbın marazî diye nitelendirdiği davranışlara dayanan özellikleri kendi inceleme hedefleri olarak ele alır. özellikle farklar psikolojisi, zihnî yetersizlikleri (oligofreniler), nicelik bakımından farklı kılan yönü tespit eder. Bundan başka, sosyal psikiyatri de sosyal psikolojiye bağlanabilir. Nihayet, algılama, hafıza, zekâ v.b. fonksiyonların ve öğrenme, alışkanlık v.b. davranışların eskiden beri yapılan deneysel incelenmesine, bunlarla ilgili bozuklukların incelenmesi de eklenmiştir. Meselâ hafıza bozukluklarının incelenmesi, hafızanın bazı temel mekanizmalarını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, bu vesileyle, yeni bir bilim dalı da doğmuştur. Bu bilim dalının amacı, bazı maddelerin davranış üstündeki etkisini sınıflamak ve ölçmektir. Bu yeni dal, psikofarmakoloji’dir. (->Bibliyo.) [L]
Etiketler:Analizle uğraşan, biyoloji, biyoloji ilimleri, biyolojik metot, biyolojik özellik, biyolojik teşhis, Cerrah, çocuk, deneysel patoloji, eğitim, Elektron, Elektronik, ev ilâçları, Felsefe, fizik, fizik ilimleri, fizyoloji, fizyolojik etkiler, gözlem, hayvan, icra, inceleyen bilim, insan, insanın incelenmesi, istatistik, karikatür, Klinik psikoloji, kolektif, Kumlar, laboratuvar, makine, marazî bozukluklar, Marazı hareket, mekanizma, öğretim, ölçmek için kullanılan, organizma, patoloji, pedagoji, PERFORMANS, PROGRAM, psikolog, Psikoloji, psikoteknik, PSİKOZ, PSYKHE, ruh hastaları, ruhi bozukluk, ruhî bozukluklar, Ruhsal, sinir bozuklukları, Sorbonne, sosyal, tanımak, tedavi, teori, teşkilât, tıp araştırmaları, tıp kolu, Uygulama alanları
PSİKOLOJİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOLOJİ hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKOLENGÜİSTİK
PSİKOLENGÜİSTİK hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOLENGÜİSTİK
Özet:PSİKOLENGÜİSTİK i. (fr. psycholinguis-tique). Dille ilgili olayları psikolojik görünümleri içinde inceleyen bilim.
— ANSiKL. Saussure’den beri modern dilbilime «dil» ile «söz» arasındaki ayırım hâkimdir. Dil, sosyal bir grubun üyeleri arasında alınıp verilen bütün sözlü bildirilerin gücül toplamına uygun bir sistemi belirtir. Söz, gerçekleştirilmiş sözlü bildirilerin, yani davranışlardan doğan dil olguları’nın somut çokluğunu belirtir. Dilbilim’in konusu dil ile dilin bölümlerinin (gramer, sözlük v.b.) ve işleyiş kurallarının incelenmesidir. Psikolengüistik in konusu, sözlü bildirilerin bazı görünümleriyle konuşanların ruhsal ö-zellikleri arasında bağlar aramaktır.
• Tarih. Dilbilimin tarihi eskidir ama psikolengüistik bilim olarak yeni ortaya çıktı: basılan bir eserde (Osgood ve Sebeok’un terim olarak ilk defa Amerika’da 1954′te yönetiminde yayımlanan Psycholinguistics) kullanıldı. Bilim dalları arasında ortaklaşa bir çalışma ile yazılan eser, yapısal dilbilimin metotlu ve nazarî bilgileriyle davranış psikolojisini birleştirmeğe çalışır. Eserde bildirim nazariyesi gibi bazı dış katkıların da «nemi büyük oldu. Dilbilimcilerle psikologların işbirliği, birçok güçlük yenildikten sonra sağlanabildi. İlk anlarda modern dilbilim kendi alanını biçimsel bir analiz olarak sınırladı ve dilin kullanılmasını sağlayan zihnî fonksiyonları psikologlarla tartışmayı konusu dışında saydı. Bu yüzden dilbilim, fonetik ve semantik gibi zihnî fonksiyonlarla da ilgili özel bilim dallarını bünyesine katmakta kararsızlık geçirdi. Diğer yandan bilimsel psikoloji özel söz davranışlarını, uzun zaman tanım veya deney yönünden inceledi ve dilbilim sisteminin bütününü kapsayan bir modele inmedi; onun için psikoloji, bu sistemin kullanılışıyle ilgili tümel edinme ve bozulma şekillerini (çocuğun dili, patolojik dil) anlamakta güçlük çekti. İki tarafın karşılaştığı bu güçlükler bilgi nazariyesi konusunda diyaloglara yol açtı ve çeşitli uygulamalardan doğan somut meseleler sonuç olarak iki bilimin kaynaşmasını ve psikolengüistiğin ortaya çıkmasını sağladı. Psikolengüistiğin bellibaşlı kurucuları arasında G.A. Miller, Osgood, Luria, Skinner ve Novrer sayılabilir.
Etiketler:bilgi hazinesi, bilgi nazariyesi, Birleştirme, çocuk, dilbilimci, doğa, Fonetik, fonksiyon bozuklukları, geri zekâlı çocuklar, gramer, haber, hayvan, hayvanlar, ilim dalları, inceleyen bilim, insan, istatistik, kelime hazinesi, Klinik psikoloji, konuşma dili, mantık sistemi, modern reklam, öğretim, ölümle ilgili, organik fonksiyonlar, patoloji, patolojik bozukluklar, PSİKOLENGÜİSTİK, Psikoloji, reklam, Ruhsal, semiyoloji, simge, sinir bozuklukları, sosyal, tarih bilimi, Teknoloji, Tıp öğretimi
PSİKOLENGÜİSTİK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOLENGÜİSTİK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKOFARMAKOLOJİ
PSİKOFARMAKOLOJİ hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKOFARMAKOLOJİ
Özet:PSİKOFARMAKOLOJİ i. (fr. psycho-pharmacologie). insanların ilâç ve ecza etkisi altındaki davranışını inceleyen bilim dalı.
— ANSiKL. • Tarihçe. Psikotrop maddeler, çok esjkiden beri bilinmekle beraber, psikofarmakoloji oldukça yeni bir bilim dalıdır; ancak 1956′da bu adı aldı. Psikotrop maddelerin bu özelliğinin tecrübeyle anlaşıldığı (msl. haşhaş) ilk dönem bir yana bırakılırsa, psikofarmakolojinin doğuşu XIX. yy.dan itibaren sentetik kimyanın (kafein, mate), halüsinojenlerin (hayal gördürücüler), amfetaminlerin ve başlıca bartibüriklerin geliştirilmesi sayesinde gerçekleşti.
Psikofarmakoloji tarihinin çağdaş dönemi ağır psikozların tedavisinde etkili olan psikotrop maddelerin (bir nöroleptik olan klorpromazin [1952] ve sinir zayıflıklarına karşı kullanılan iproniazid [1957]) bulunmasıyle başlar. Şimdi araştırmalar, muhtemelen ruhsal bozuklukların kaynağı olan beyindeki biyokimya olaylarına ve bunların düzensizliğini gidermeğe yöneldi.
Etiketler:Akıl hastalığı, amfetaminler, Beyin, Biyokimya, deneysel patoloji, dikkatli ol, hastahane, hayat, hayvanlar, Hayvanlar Üstüne İnceleme, hekim, içsalgı, inceleyen bilim, insan, insan vücudu, kimyacı, kimyasal, klorpromazin, metabolizma, patoloji, PSİKANALİZ, PSİKİYATRİ, PSİKOFARMAKOLOJİ, PSİKOZ, ruhbilim, Ruhsal, ruhsal hayat, sentetik, sinir bozuklukları, sinir hastalığı, tedavi, toksik etkiler
PSİKOFARMAKOLOJİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKOFARMAKOLOJİ hakkında >>
PSİKİYATRİ
PSİKİYATRİ hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKİYATRİ
Özet:PSİKİYATRİ i. (fr. psychiatrie). Akıl hastalıklarını inceleyen ve tedavi eden hekimlik dalı.
— ANSiKL. Uzun zaman akıl hastalarının tabiatüstü bir kuvvetin etkisi altında olduğu zannedildi ve bu hastalar zaman ,zaman korku veya hayranlık uyandırdı. Ortaçağda bu halleri sihirbazlık, büyücülük veya şeytanla ilgili sayarlardı. Bununla beraber akıl hastalarına insanlık duygusuyle ilk yardım eli bu çağda uzatıldı. XVII. -XVIII. yy.larda özel kurumların sayısı arttı; amaç toplum içinde yaşayamayan akıl hastalarını barındırmaktı, ama bu insanların gerçekten hasta olduğu henüz kabul edilmiyordu. Ancak 1793′te Phillippe Pinel (1745-1826) bu hastaları doktorlara teslim etti ve Salpetriere bakımevindeki hastaları, ellerindeki, ayaklarındaki iplerden, zincirlerden kurtardı. Bu tarih psikiyatri’nin başlangıcıdır. Bundan sonra psikiyatride büyük ilerlemeler oldu.
Etiketler:biyoloji, biyolojik olay, büyücü, Cerrah, cerrahî tedavi, Descartes, diş hekimliği, doktor, fizik, fizik tedavi, hastalık, hekim, Hippokrates, ilişkileri inceleyen, insan, insan sağlığı, Kuvvet, PROGRAM, PSİKANALİZ, PSİKİYATRİ, Psikoloji, psikolojik analiz, psikolojik olaylar, ruh hastaları, ruh hastalıkları, Ruh Sağlığı, şehircilik, semiyoloji, şeytan, sihirbaz, sosyal, tedavi, Toplum, toplum sağlığı
PSİKİYATRİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKİYATRİ hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKASTENİ
PSİKASTENİ hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKASTENİ
Özet:PSİKASTENİ i. (fr. pyschastenie). Psikiyatr. Saplantıların çoğunun kökünde bulunan akıl ve ruh zayıflığı.
— ANSİKL. Psikasteniyi tanımlayan (1902) Pierre Janet’ye göre bu hastalığın başlıca özellikleri kararsızlık, güvensizlik, şüphecilik ve endişedir; hasta, eksiklik duygusuna kapılarak mükemmel olma çabasına girişir, bu yüzden dikkati yorulur. Bazı psikiyatrlar böyle bir hastalığın bulunduğunu kabul etmezse de hekimlerin çoğu kabul eder. Pierre Janet her insanın psikolojik etkinlik bakımından doğuştan zayıf olduğunu öne sürer; fakat bu görüş herkesçe benimsenmemektedir. (L)
Etiketler:doğuştan, eksiklik, hekim, insan, PSİKASTENİ, Psikoloji
PSİKASTENİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKASTENİ hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSİKANALİZ
PSİKANALİZ hakkında diğer dizin sayfaları >>PSİKANALİZ
Özet:PSİKANALİZ i. (fr. psychanalyse). Nevroz durumlarının tedavisine yönelen ve her şeyden önce yapıcı yorumlara dayanan psikoterapi metodu. || Psikanalize tabi tutmak, psikanalizle tedavi etmek. || Denetlemeli psikanaliz, psikanalizcinin yetişmesinde, didaktik psikanalizden sonra gelen analiz dönemi. Yetişen psikanalizci bu dönemde, tecrübeli analizciye, bir hasta üstüne yapmış olduğu analizin hesabını verir. || Didaktik psikanaliz, psikanalizcilik mesleğine, aday olan kişiye uygulanan psikanaliz. || Kaba psikanaliz, analitik ilişkiyi hesaba katmayan, malzemenin ancak Sınırlı bir yanını ele alan, karşı koymaları ve aktarmaları ihmal eden yersiz yorum. (Fantasmalar üstünde yapılan bu doğrudan doğruya yorum, hem güçlü olma arzusu gibi kişisel sebeplere, hem de psikanaliz nazariyesinin «şeyleşmesi» gibi genel sebeplere dayanır.)
— ANSiKL. Psikanaliz’i bugünkü gelişimlerine kadar, tüm olarak Sigmund Freud’a borçluyuz. Freud’un klinik ve teorik çalışmaları (metapsikoloji) üç dönemde incelenir:
1. «libido» (veya çocuktaki cinsel itkilerin [içgüdüsel eğilimler] bütünü), gerçeklikle çatışır. Çocuklukta yaşanan travmalarla ciddileşen itilmeler, nevrozluları sembolik olarak belirtilerin diliyle konuşmağa; zorlar;
2. cinsel travmaların genelliği ve gerçekliği, düşlerin açıklanmasıyla ilgilendiği sıralarda Freud tarafından şüpheyle karşılandı. Freud «yaşanan geçmiş»e bağlanması gereken fantasmalar (rüyalar) üstünde özellikle duruyor ve bu yaşanan geçmişi gerçekliğin işlenişi olarak görüyordu;
3. beşerî çatışmaların «tekrarlanma otomatikliği»ni gözönünde tutan Freud, cinsel içgüdülerin karşısına, hareketsizliğe götüren güçleri veya ölüm içgüdülerini koyuyor ve psişik organın üçlü kuruluşunu açıklıyordu: «Es» (bilinçsiz itkilerin bulunduğu yer); «ben» (dış gerçeklik ve bu gerçekliğin kısmen bilinçsiz olan iç anlatımı ile itkiler arasındaki dengenin sağlandığı yer) ve «benüstü» (çocuğun ana babasıyle özdeşleşmesinden türeyen ve sansürün kaynağı olan ahlâkî ve bilinçsiz kademe).
Kişiler arası çatışmalar, çocuğun çatışmalarını tekrarlar ve bunun patojen etkisi kompleksleri meydana getirir (Jung’un görüşü). Oidipus çatışması çocuğu aynı cinsten ana baba ile çatışma haline sokar; çocuk bu sırada karşıt cinse bağlanma yolundadır. Bu isteğe bağlı olan saldırganlık, suçluluk duygusuyle kat-merleşir. Hem hayranlık hem nefret duyan çocuğun iki yanlı davranışı, suçluluk duygusunu açıklar, özdeşleşmeyle çözülen bu durum, cinsel itkilerin «prejenital» düzeylerde, özellikler de «oral» ve «anal» düzeylerde dile geldiği uzun bir gelişimden sonra gerçekleşir. Freud’cu çalışmalar, bazı yakın dostlar tarafından tutku ile desteklenmiş ama öte yandan pek çok kişiyi öfkelendirmişti. Psikanaliz bütünüyle Freud’un dehasının eseridir.
Aynı zamanda, bazı öğrencilerinden ayrılmasına yol açan bilimsel taviz vermezliğinin de eseridir. Bu öğrenciler arasında özellikle C.C. Jung, A. Adler ve O. Rank, apayrı görüşler ortaya attılar. Bunların tekniği ve teorileri, Freud’a dayanmak isteyen psikanalizden farklıdır. Freud’un psikanaliz adı altında geliştirdiği doktrinin şu özellikleri vardır:
1. psikanaliz, başka bir metotla ulaşılması imkânsız zihin süreçlerinin araştırılması usulüdür;
2. bu araştırmaya dayanan psikanaliz, nevrozların bir tedavi metodudur;
3. psikanaliz, yukarıdaki usullere göre elde edilmiş bulunan bir psikolojik bilgiler tümüdür. Bunlar, hem yeni bir ilmî disiplin, hem genel bir psikoloji, hem de bir psikapatoloji meydana getirir. Freud’un doktrini, kendisinin bu noktayı açıkça belirtmemesine rağmen, bir antropolojinin de temellerini atar. Bu antropoloji, insanlar arasındaki ilişkileri ele alır.
Freud’cu psikanaliz, gözlem konusu olan iki olguyu açıklamak için harcanan bir çabadır. Bu iki olgu, aktarma ve karşı koymadır. İki olgunun dayandığı temel kavramlar ise, itilme, çocuk cinselliğinin kabul edilmesi ve ayrıca, rüyaların yorumlanması ve kullanılmasıdır. Ruh hayatını farklı kategorilerle açıklayan daha başka psikanaliz okulları da vaıdır. Meselâ Jung’un analitik psikolojisi özellikle, kolektif bilinçdışına ve Oidipus kompleksinin sembolik yorumuna önem verir. Bundan başka, Adler’in ferdî psikolojisi de, cinselliğin rolünü azaltarak saldırganlığın önemi üstünde durur. Psikanalizin şimdiki eğilim ve yönlerine gelince, bu açıdan, şu okulları ayırt etmek mümkündür:
— İngiliz okulunun temsilcileri Kari Abraham ve Melanie Klein’dır. Bu okul, çok daha uzak bir geçmişten gelen daha derin bir bilinçdışına ulaşmağa çalışır;
— temsilcisi Karen Horney olan görüş. Bu akım, kişi ile içinde yaşadığı çevre arasındaki gerçek çatışmalar üstünde durulması gerektiğine inanır;
— Anna Freud’un görüşü, «ben»in, gerek dış âlem gerek içgüdüsel itkilerin iç alemiyle olan bütünleyici fonksiyonuna önem verir. Anna Freud’a göre, «ben»in, iç uyartılara tepki olarak kullandığı savunma mekanizmaları, dış âleme tepki olarak kullandığı mekanizmaların aynıdır.
Etiketler:Ağrı, ahlâk dışı davranış, Analizle uğraşan, anglosakson, Antropoloji ilmi, bilgi nazariyesi, bilinç durumları, Borç, burjuva, cinsel sapıklık, çocuk, Çok sabırlı, demokrasi, didaktik, doktrin, Duygusal, eğilim gösterme, erkek çocuk, Fikir, fizik, fizik ilimleri, gözlem, Halk demokrasileri, hayat, hekim, içgüdü, iktidar, ingiliz kadın, insan, kaba saba, Kadın, Klinik psikoloji, konuşma dili, köy çocuğu, kültür, latin, mekanizma, nefret duygular, öğrenci, organın gelişmesi, patoloji, perspektif, PSİKANALİZ, Psikoloji, psikolojik analiz, PSİKOZ, psişik, ruh hastalıkları, Ruhsal, ruhsal hayat, rus etnografı, Sabır göstermek, sabırlı olan, Saldırgan olma, Sapık olma, sayma, Sembolik analiz, sinir ağrısı, sinir hastalığı, sosyal, sosyal teoriler, suçluluk, tedavi, tedavi etmek, tedavi metodu, tedavi usulü, teknik ilimler, teori, Yüz sürme, Zihin dengesi bozuk, Zihin karışıklıkları
PSİKANALİZ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSİKANALİZ hakkında >>
PRUVA
PRUVA hakkında diğer dizin sayfaları >>PRUVA
Özet:PRUVA i. (ital. prua’dan). Denize. Geminin baş kısmı, ön tarafı: Rüzgâr bordadan değil, pupadan da değil pruva cihetinden gelip… (Ahmed Midhat). || Pruva direği, geminin baş tarafındaki direğe verilen ad. (Grandi direğinden küçük, mizana direğinden büyüktür.) | Pruva gabya borinası, pruva direği gabya yelkeninin rüzgâr üstüne (orso’ya) çevrilmiş olan borinası. || Pruva hattı, gemilerin art arda gitmek üzere aldığı durum. || Pruva hattı atışı, hedefin önünden geçerken gemilerin art arda (pruva hattında) yaptığı atış. | Pruva hattı rehberi, pruva hattı düzeninde seyreden bir gemi dizisinde hattın ön ucundaki gemi. || Esas pruva düzeni, bir deniz kuvvetine ait gemilerin borda numarasına göre birbirlerinin dümen suyunda seyrederken aldığı düzen.
— ANSiKL. Pruva, gemilerin ağaçtan yapıldığı eski denizcilikte zincir bocaları, postoları, boca yatırmaları ve bunların üzerine kaplanan borda kaplamalanyle meydana getirildi. Pruvalar eskiden gemilerin talimarlarını süsleyen bir insan heykelinde birleşen cilâlı parlak kaplamalar ve parmaklıklarla süslenirdi. Çeşitli gemi tiplerine göre çok farklı şekilleri vardı. (M)
Etiketler:ağaç, denizci, esen rüzgâr, Gemi, heykel, insan, Kaplan, Kuvvet, parmak, PRUVA, pruva, Pupa Yelken, Rüzgar, yelken
PRUVA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRUVA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PRUTZ (Robert)
PRUTZ (Robert) hakkında diğer dizin sayfaları >>PRUTZ (Robert)
Özet:PRUTZ (Robert), alman yazarı (Stettin 1816-ay.y. 1872). Zamanın siyasî olaylarına .karıştı. Das Engelchen (Küçük Melek) [1851] adlı romanıyle tanındı; bu romanında makinenin insanı nasıl köleleştirdiğini anlattı. Aynı konuyu, yüzyılın sonlarında, Hauptmann De Waber’inde (Dokumacılar) yeniden ele aldı. (L)
Etiketler:Dokuma, insan, makine, Melek, PRUTZ, yazar
PRUTZ (Robert) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRUTZ (Robert) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PSYKHE
PSYKHE hakkında diğer dizin sayfaları >>PSYKHE
Özet:PSYKHE. Yun. mit. Ruh’un kişileşmiş şekli. Eros’un sevgilisidir; özellikle, insan ruhunun insanî aşk ve tanrısal aşk sorunları karşısındaki durumunu sembolleştirir. Psykhe’nin halk masallarına konu olan alegorili hikâyesi Apuleius tarafından Değişimler’de (Metamorphoseon) anlatıldı ve bu masalı öbür dünyada sonsuz bir mutluluğun insanları beklediği şeklinde yorumlayan eflatuncular ve yeni eflatuncular tarafından büyük bir ilgi gördü. Apuleius’a göre, Psykhe bir kralın kızıdır. Eros, Psykhe’yi büyülü bir saraya götürür, her gece koynuna girer ve âşığının yüzünü görmeğe çalışmazsa mutluluğunun sürekli olacağını söyler. Kız-kardeşleri, Psykhe’ye, âşığının bir canavar olabileceğini ima ederler. Psykhe de bir gece, kandil ışığında Eros’u seyreder. Ama Eros, üzerine bir yağ damlası düşünce uyanır, kaçar, saray da yok olur. Bunun üzerine Psykhe, güzelliğini kıskanan Afrodit’in eline düşer, bulgur ayıklamağa zorlanır, Cehenneme atılır v.b. Eros, büyülü bir uykuya dalan Psykhe’yi kurtarır ve onunla sonsuzlukta birleşir.
— İkonogr. Psykhe masalı yunan sanatçılarına ilham kaynağı oldu. Bu konuda en çok işlenen tema, M.ö. IV. yy.’da cenaze hydrialarında pişmiş topraktan bir Tanagra heykelinde, bronzlarda, paralarda ve özellikle Capitolium müzesinin ünlü bir heykel grubunda (Kadıköy’lü [Khalkedon] Boethos’a atfedilir) rastlanan Eros ile Psykhe grubudur. Psykhe XVI. yy.dan sonra yeniden önem kazandı (Farnesine’de Raffaello’nun, ayrıca Van Dyck, Simon Vouet, Guido, Ant. Coypel, Boucher, Büyük Lagrenee ve Natoire’m resimleri). [L]
Etiketler:Afrodit, bronz, Bronz Heykeli, Capitolium, Cehennem, Cehennem kralı, cenaze, Eflatun, halk hikâyesi, halk masalları, heykel, ilham kaynağı, insan, Kadıköy, kandil, masal, PSYKHE, RAFFAELLO, resim, resimler, sevgili, tanrı, tunç heykeli
PSYKHE hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSYKHE hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat, Yunan Mitolojisi | Yorumlar kapalı
PROZOPOAGNOZİ
PROZOPOAGNOZİ hakkında diğer dizin sayfaları >>PROZOPOAGNOZİ
Özet:PROZOPOAGNOZİ i. (yun. prosopon, yüz ve agnosia, bilmezlik’ten fr. prosopoagnosie). Psikopatol. Fizyonomisine bakarak canlı nesneleri (çoğu zaman insan siluetlerini) tanıyamama. (Hasta, baktığı kimsenin belirgin bir yönünden, meselâ boyundan, yürüyüşünden, sesinden, özellikle giyinişinden yararlanarak ancak onu tanıyabilir. Mekân agnozisi [yer tanımama] çoğu zaman prozopoagnozi ile birarada görülür ve muhtemelen sağ beyin yarımküresindeki bozukluklardan ileri gelir.) [L]
Etiketler:Beyin, insan, Oyun, PROZOPOAGNOZİ, yarımküre
PROZOPOAGNOZİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROZOPOAGNOZİ hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROUST (Marcel)
PROUST (Marcel) hakkında diğer dizin sayfaları >>PROUST (Marcel)
Özet:PROUST (Marcel), fransız yazarı (Paris 1871-ay-y. 1922), profesör Adrien Proust ile Jeanne WeiFin oğlu. Sağlığının bozuk olmasına ve astma nöbetlerine rağmen, Marcel Proust, Condorcet lisesinde parlak bir öğrenim yaptı. Dört-beş yıl, görünüşte boş bir hayat sürdü: ama gerçekte, yazacağı eserler için malzeme topluyordu.
Etiketler:amatör, asit, Atma tarzı, Bakla, Balzac'ın romanı, Birinci Dünya savaşı, devrim, estetik, fransız yazar, genç kız, gözlem, hasır, hayat, içe dönük, ikinci cilt, insan, Kadın, kızların zihni, Paris, profesör, PROUST, ressam, sıradan, süsleme, tercüme, Toplum, toplum sağlığı
PROUST (Marcel) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROUST (Marcel) hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorumlar kapalı
PROTOME
PROTOME hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTOME
Özet:PROTOME i. («ön kesit, büst» anlamında yun. k.). Arkeol. insan veya hayvan büstü. || Süsleyici motif olarak kullanılan geyik burnu. (L)
Etiketler:Geyik, hayvan, insan, PROTOME
PROTOME hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTOME hakkında >>
PROTHOMO
PROTHOMO hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTHOMO
Özet:PROTHOMO i. (yun. protos, birinci ve lat. homo, insan’dan). Paleontoloji uzmanı Ameghino’ya göre, güney amerikalı bir Homo Pampaeus’un temsil ettiği ilk insan şekli. (Ameghino’nun başka farazi şekilleri de [diprothomo, triprothomo, tetrap-rothomo] kapsayan bu teorisi geçerli değildir ve gerçekte yeni bir devre ait iskeletlerin yanlış bir yorumuna dayanır.) (L)
Etiketler:Güney Amerika, ilk insan, insan, paleontoloji, PROTHOMO, teori
PROTHOMO hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTHOMO hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROTESTANLIK
PROTESTANLIK hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTESTANLIK
Özet:PROTESTANLIK i. (Protestan’dan protes-tan’lık). Reform hareketinden doğan dinî doktrin veı kiliselerin tümü.
— ANSiKL. Dört yüzyıldan beri «reformcu» veya «luther’ci» veya «anglikan» bir dogma kurmak isteyen her «protestan» ilahiyatı, insanoğlunun kurtuluşunu doğrudan doğruya ve sadece Tanrı’nın inayet ve rahmetine bağlar. Bir hıristiyanın selâmete kavuşması hiç bir zaman dine bağlılığının, yaptığı işlerin veya erdemlerinin sonucu olamaz. Günahkâr insanın kendi gayretiyle selâmete ulaşması söz konusu değildir. Selâmet, kurtuluş, her zaman ve sadece Tanrının hiç bir karşılık gözetmeden lütfettiği inayetle gerçekleşir. Tanrı’nın bu inayetini kazanmak için insanoğlunun gösterebileceği hiç bir gayretin değeri yoktur. Fakat bu söylenenlere bakarak protestan kiliselerinin dinin icaplarına uymayı hiçe saydığı sanılmamalıdır. Tam tersine Aziz Paulus’un öğretisine bağlı olan protestan kiliseleri bu icapların yerine getirilmesini Hıristiyanlığın temel unsurlarından biri olarak görür. Tanrı’nın insandan rahmetini e-sirgememesi sadece onun selâmeti için dine dört elle sarılsın ve kendi uhrevî çıkarını düşünsün diye değildir. Her rahmet kendisiyle birlikte insana bir de sorumluluk yükler.
İnsanoğlunu kurtaran, selâmete ulaştıran, Tanrı’nın insanı çocukları gibi sevdiğine inandıran bu rahmet, yaşanan, çalışılan, belki de acı çekilen her yerde Tanrı’daki insan sevgisinin çevreye duyurulmasını, bildirilmesini emreder. İnsanın Tanrı’ya karşı şükranı, O’nun insana karşı beslediği sevgiye olan inancı belirtmek için kardeşlerini sevmeyi ve onlara hizmet etmeyi öğreten İsa’nın yolunda giderek dinin bütün icaplarını yerine getirmek ve böylelikle de insanlığa hizmet etmek zorundadır.
İşte reformcu kiliselerin iki ana doktrini bunlardır. Bunun yanında bütün kiliselerce kabul edilen birtakım dogmalar da yer alır. Meselâ bütün reformcu kiliseler ilmihallerinde havariler «amentü»sünün açıklamasına yer verir. Bununla birlikte bütün reformcu kiliselerin yukarıda belirtilen iki temel doktrin ve kilisenin ilk yıllarında ortaya atılan büyük kurallar üstünde kendi aralarında anlaşmaya varmaları, temel metinlerin yorumlanmasında ve değerlendirilmesinde çok büyük ve hatta hayatî sayılabilecek aykırılık ve anlaşmazlıkların bulunduğunu gizleyemez.
Bk. REFORM, CALVİN, LUTHER, Protestan KİLİSE’leri v.b. (L)
Etiketler:çevre, çıkar gözetmeden, çocuklar, doğa, doktrin, ekilen yer, günah, hayat, insan, insan sevgisi, Kurtuluş, Paulus, Protestan, PROTESTANLIK, reformcu, tanrı
PROTESTANLIK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTESTANLIK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROTAGORAS
PROTAGORAS hakkında diğer dizin sayfaları >>PROTAGORAS
Özet:PROTAGORAS, yunanlı sofist (Abdera, Trakya’nın Ege kıyısında M. ö. 485-410′a doğr.). Uzun süre Atina’da yaşadı, Perikles ve Sokrates ile tanıştı. Sicilya’ya, Güney italya’ya gitti; Thurioi sitesinin kanunlarını onun koyduğu, büyük bir ün ve servete kavuştuğu söylenir. Atina’da, bir kitap yayımladığı ve bu yüzden dinsizlikle suçlandığı zaman yetmiş yaşını aşmıştı. Kaçmak zorunda kaldı, eseri şehir meydanında yakıldı. Sicilya’ya giderken bir deniz kazasında öldü. Her türde eser veren Protogoras’tan günümüze ancak bazı parçalar kalmıştır. Varlığın tekliği doktrinine karşı çıktığı Varlık Üstüne, agnostisizm örneği verdiği Peri Theon (Tanrılar Üstüne), somut tekniklere karşı ilgisini belirttiği Güreş Üstüne adlı incelemeleri olduğu söyleniyordu. Ona göre «bütün bilgilerimiz duyulardan gelir» ve «duyum insandan insana değişir», demek ki «insan her şeyin ölçüsüdür». Bu tarz görüşleriyle Protagoras felsefede göreciliğin, dolaylı olarak da şüpheciliğin ve öznel idealizmin başlangıcındadır. Fakat asıl öğretmek istediği, dili sistemli bir şekilde kullanarak «ikna etme sanatı» idi. (L)
Etiketler:Adlî sicil, Atina, doktrin, Felsefe, felsefe doktrini, Güney Togo, insan, italya, PROTAGORAS, Sicilya, SOKRATES, tanrı, Trakya, Yunanlı
PROTAGORAS hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROTAGORAS hakkında >>
Kategori Bilgi, Kültür Sanat | Yorumlar kapalı
PROPAGANDA
PROPAGANDA hakkında diğer dizin sayfaları >>PROPAGANDA
Özet:PROPAGANDA i. (lat. k.). Bir öğreti, düşünce, inanç v.b.ni başkalarına tanıtmak, benimsetmek amacını güden ve söz, yazı v.b. araçlarla gerçekleştirilen eylem: Kahvelerde okunan bu kaside, halk arasında fesi tutanları çoğaltmakta iyi bir propaganda olmuştu (Cahit öztelli). Papanın vekili mütemadiyen herif aleyhinde propaganda yapar, Selim Paşayı taciz ederdi (H. E. Adıvar). Seçim propagandaları.
Etiketler:Anayasa, Anayasası ilkeleri, cinayet, çok partili düzen, cumhuriyet, demokrasi, devrim, er meydanları, fiil kökleri, Fotoğraf, güneş değişmesi, halk toplulukları, Hürriyet, ihtilâl, İhtilâl Anayasası, iktidar, ilgili olmayan, insan, işini sağlam tutan, kabul törenleri, kahve, Kalabalık, kapalı olmayan, karanlık, karanlık konular, Komünist Partisi, konuşma dili, meşe kütükleri, mezhep hürriyeti, papa, PHİLİPPOS, PROGRAM, PROPAGANDA, radyo, rus ordu, sabah, Saklanmış olan, seçim mücadelesi, Seçim propagandası, sinema, siyasi parti, Sözlü İfade, televizyon, Türkiye, Türkiye cumhuriyeti, vatan, vatandaş
PROPAGANDA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROPAGANDA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
Prometheus Unbound (Zincirleri Çözülmüş Prometheus)
Prometheus Unbound (Zincirleri Çözülmüş Prometheus) hakkında diğer dizin sayfaları >>Prometheus Unbound (Zincirleri Çözülmüş Prometheus)
Özet:Prometheus Unbound (Zincirleri Çözülmüş Prometheus), Shelley’in
4 perdelik, manzum lirik dramı (1819). Prometheus, gerçeği arayan insan tutkusunun sembolüdür. Varlığımızın maddî yönünü temsil eden Jüpiter’e rağmen sayısız acılar pahasına idealine ulaşmayı başarır. Periler onun yardımına koşarlar: Jüpiter tahtından indirilir, yeni hayatın sembolü Demogorgon da Prometheus’un zaferi kazanmasını sağlar. (L)
Etiketler:hayat, insan, Jüpiter, PERDE, Prometheus Unbound
Prometheus Unbound (Zincirleri Çözülmüş Prometheus) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Prometheus Unbound (Zincirleri Çözülmüş Prometheus) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROMETHEUS
PROMETHEUS hakkında diğer dizin sayfaları >>PROMETHEUS
Özet:PROMETHEUS. Yun. mit. Titan, İapetos ile Klymene’nin oğlu, Atlas, Athos, Epimetheus’un kardeşi. Hesiodos, Aiskhylos ve öteki yazarlar tanrıların, özellikle Zeus’un öfkesini üstüne çekerek insanlığa nasıl hizmet ettiğini anlatırlar. Tanrılar ateşten yararlanmayı kendilerine sakladıkları için Prometheus ateşi çaldı ve içi oyuk bir bastona saklayarak insanlara getirdi. Bunun üzerine tanrılar Pandora’yı insanlara gönderdi ve Prometheus Kafkas dağının tepesinde zincire vuruldu: bir kartal sürekli olarak, onun geceleri yeniden oluşan karaciğerini kemiriyordu. Herakles kartalı öldürerek işkenceye son verdi. Bu efsane birçok değişik yoruma konu oldu. Prometheus ayrıca, insanlara medeniyeti getirecek bütün bilgileri de öğretmişti: ev yapma, hayvanları evcilleştirme, madenleri işleme, yazı, tıp, kâhinlik v.b. Hattâ, kili yoğurarak insanı yarattığı ve bir parça kutsal ateşle canlandırdığı da söyleniyordu. Küçük zanaatçıların koruyucusu olan Prometheus’un Attike’de ünü çok yaygındı.
— İkonogr. Prometheus efsanesi antik sanatta çok işlenmiştir: resimli vazolar, oymalı taşlar, kabartmalar; heykeltıraşlıkta Capitolino müzesinin bir taş mezarı, Napoli’deki başka bir taş mezar, helenistik bir heykel (Terme müzesi) Vatikan’da bir alçak kabartma sayılabilir.
— Ed. tar. Prometheus masalının görüldüğü en eski eserler, Hesiodos’un şiirleri olan Theogonia ve Ezga Kai Hemerai’du. (tşler ve Günler). Prometheus burada hile yoluyle, Zeus’a kafa tutacak gücü kazanır ve insanlığa iyilik eder, fakat Zeus sonunda onu cezalandırır. Aiskhylos’un Zincire Vurulmuş Prometheus’u (Prometheus Desmotes) tanrılar tanrısı Zeus’un nankörlüğüne kurban olur ve uğradığı haksızlığı protesto eder. Tanrıya isyan eden bu Prometheus sembolü daha sonra romantik edebiyatta işlendi: A. W. Schlegel’in Prometheus şiiri (1797) Prometheus’u «insan»a büyük bir inançla bağlı bir kahraman haline sokar; aynı anlayış Byron’un Prometheus’unda. (1816) ve Shelley’in Kurtulmuş Prometheus’unda de görülür. Andre Gide, Zincire Kötü Vurulmuş Prometheus’ta, kahramanına başka bir sembolik anlam verir: Prometheus’un karaciğerini kemiren kartal ihtirasların, insanın zararına beslenen isteklerin ve duyguların sembolüdür. Prometheus, kartalını yiyerek dengeyi yeniden bulacaktır. (L)
Etiketler:Ateş tanrısı, Athos dağı, Atlas, Atlas dağı, Byron, edebiyat, hayvan, hayvanlar, helenistik, Herakles, heykel, heykeltıraş, insan, iyilik Tanrısı, Kafkas, karaciğer, Kartal, masal, mezar, PROMETHEUS, resim, roma tanrısı, romantik, şiir, tanrı, Vatikan, yazar, Yer tanrısı, Zeus
PROMETHEUS hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROMETHEUS hakkında >>
Kategori Bilgi, Maden, Yunan Mitolojisi | Yorumlar kapalı
PROGRAM
PROGRAM hakkında diğer dizin sayfaları >>PROGRAM
Özet:PROGRAM i. (fr. programme). Bir tören, temsil, gezi v.b.nin ayrıntılarını tespit eden ve bunları tanıtmak amacını güden basılı kâğıt: Bir seyahat acentesi herkesin eline bir program tutuşturdu (F. R. Atay). Konser programı. // Bir kimsenin tasarılarını kapsayan maddelerin bütünü: Elverir ki iş programımız gittikçe zenginleşerek devam etsin
(R.N. Güntekin). Halit Beyi tanımıyorsunuz da onun için… Siz zannediyorsunuz ki programla hareket eder (A. H. Tanpınar). || Bir siyasî partinin tasarılarının genel açıklaması.
Etiketler:Ağrı, Aritmetik işlem, Bilgilerin tümü, Birleştirme, Delikli kartlar, Ekin sapları, Elektrik, Elektron, Elektronik, Gramın yüzde biri, Hesap makinesi, insan, kağıt, kartlar makinesi, Kuvvet, magnetik, makine, Matematik, matematik bilgileri, matematikçi, mekanizma, öğrenci, öğretim, pedagoji, pedagoji dersleri, PERFORMANS, PROBLEM, PROGRAM, programlama, sınırlı semboller, siyasi parti, takım tezgâhı, tezgâh âletleri, Yüz çevirme
PROGRAM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROGRAM hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROGENEZ
PROGENEZ hakkında diğer dizin sayfaları >>PROGENEZ
Özet:PROGENEZ i. (yun. pro, önde ye genesis, oluşum > fr. progenese’den). Biyol. Yumurtanın döllenmesinden önce insan dölünü etkileyen çevre ve kalıtım etmenlerinin tümü. (L)
Etiketler:insan, PROGENEZ
PROGENEZ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROGENEZ hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PRİMATLAR
PRİMATLAR hakkında diğer dizin sayfaları >>PRİMATLAR
Özet:PRİMATLAR çoğl. i. (fr. primates’ten). Maymunlarla insanı kapsayan memeliler takımı.
— ANSiKL. Primatlar genellikle tabanlarına basarak yürüyen, ağaç üstünde yaşayan, hepçil beslenen, düz tırnaklı, ayak başparmağı genellikle öteki parmaklara karşıt olan canlılardır; bunlarda diş düzeni tam, azı dişleri değirmi tümsecikli, kol-bacak kemiklerinin hepsi eklemli, gözler ve beyin çok gelişmiştir; memeler göğüste bulunur, üç alttakıma ayrılır: makiler (cadımaki, maki v.b.); maymunlar; şimdiki ve fosil insanları da içine alan maymunsular. (L)
Etiketler:ağaç, Beyin, canlılar, fosil, fosil ağaç, insan, maymun, memeli, parmak, PRİMATLAR
PRİMATLAR hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRİMATLAR hakkında >>
