ÂHEK
ÂHEK hakkında diğer dizin sayfaları >>ÂHEK
Özet:ÂHEK i. (fars. âhek). Esk. Kireç.
— ÇEŞ. DEY. Âhek-i siyah, rutubete dayanıklı bir çeşit çimento. || Âhek-i tefte, sönmemiş kireç (M)
Etiketler:ÂHEK, kireç
ÂHEK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ÂHEK hakkında >>
AFRİN
AFRİN hakkında diğer dizin sayfaları >>AFRİN
Özet:AFRİN, Güney Anadolu’da doğan bir akarsu. Gaziantep yaylasının batısında, Kartal Dağı yamaçlarından çıkarak güneye doğru akar, kaynağından 48 km. mesafede Suriye topraklarına girer ve biraz sonra sağdan, başlıca kolu olan Sabun suyunu alır.
Etiketler:AFRİN, akarsu, akarsu kaynağı, dik yamaçlar, Gaziantep, Hatay, kireç, Kireçli toprak, SABUN suyu, Suriye, suriye toprakları, Türkiye
AFRİN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: AFRİN hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
AFRİKADA COĞRAFYA
AFRİKADA COĞRAFYA hakkında diğer dizin sayfaları >>AFRİKADA COĞRAFYA
Özet:AFRİKADA COĞRAFYA
Fizikî Coğrafya
Afrika, kıtalar içinde en kütlesel, en düz olanı ve hemen de yüksek dağ sıraları bulunmayanıdır. Ortasından ekvator geçtiği ve bunun her iki tarafında eşit mesafelere kadar uzandığı için, dünyanın en sıcak kıtası ve enlemlere göre en düzenli şekilde kuşaklara ayrılanıdır. Az nüfusludur ve işletilmeye en az açılmış kıtadır; geç olarak tanınmış olan toprakları, uzun zaman büyük devletler arasında paylaşıldı ve koloni rejimine tabi tutuldu. Bu rejim hızla değişmekte, ama izlerine hâlâ rastlanmaktadır.
Etiketler:acı bitkiler, AFRİKADA COĞRAFYA, Ağılı bitkiler, Ağılı böcek, akarsu, arslan, asma yaprakları, Atlas dağı, Bali adası, Batı Akdeniz kıyıları, belli olmak, bitki örtüsü, bitkiler, böcek, bol yağışlar, Cezayir, Coğrafya, çok dikenli, çöller, dağ sırası, Dalgalanma, deniz parçası, Dikenli bitki, düşey doğrultu, ekvator, Fizikî coğrafya, göllerde yaşar, güneş, Güney Afrika, Güney Cezayir, Habeşistan, hayvanlar, Hint okyanusu, iklim şartları, ilkel etçiller, İnce katlar, Kambrium devri, kara iklimi, kayaç, kayaç parçası, Kayalık Dağlar, kayalık yerler, Kemirgen memeli, kenar bölgeleri, kireç, kireçli tabakalar, kireçli yaylalar, Kızıldeniz, körfez, Kumlar, kumtaşı, kurumuş bataklık, Kuzey Afrika, Kuzey Filistin, Libya, Libya çölü, Madagaskar, Madagaskar adası, Maymun türü, memeli hayvan, Memeli kemirgen, Meru dağı, Moritanya, Mozambik, Namib çölü, Okyanus, okyanus iklimi, ormanlar, Orta Atlas dağları, otçul hayvanlar, otsu bitki, RUWENZORi, SAHRA, Sahra iklimi, sarmaşık, Senegal, sıcak çöller, Sıcaklık, step yaylaları, suriye toprakları, tebeşir devri, timsah, tortu, Trias devri, tropik bölgeler, Tunus, volkan, Yağmur, yatay doğrultu, Yazlar, yeni liman, yoğunluk, yüksek atlas, zengin bölgeler
AFRİKADA COĞRAFYA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: AFRİKADA COĞRAFYA hakkında >>
ADRAS dağı
ADRAS dağı hakkında diğer dizin sayfaları >>ADRAS dağı
Özet:ADRAS dağı, Akdeniz bölgesinin Taşeli yöresinde, Mut-Ermenek yolunun güneyinde yükselir (1 780 m).
Etiketler:ADRAS dağı, Akdeniz, Akdeniz Bölgesi, dik yamaçlar, kireç, sivri dağ
ADRAS dağı hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ADRAS dağı hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
ADAMELLO
ADAMELLO hakkında diğer dizin sayfaları >>ADAMELLO
Özet:ADAMELLO, Kuzey İtalya’da, Trentino bölgesinin kireçli Alp’lerinde Camonica ve Rendana vadileri arasında yükselen bir dağ kütlesi 3 554 m. Granit kayalarından meydana gelmiştir, büyük buzulları vardır, (L)
Etiketler:ADAMELLO, dağ kütlesi, En âdil, granit, granit kütlesi, kireç, kireç kayalar, kireçli kayalar, Trentino, Trentino bölgesi
ADAMELLO hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ADAMELLO hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
ACİDUM PİNGUE
ACİDUM PİNGUE hakkında diğer dizin sayfaları >>ACİDUM PİNGUE
Özet:ACİDUM PİNGUE i. (tat. k.’ler, yağ asidi demektir). Simyacılara göre, ateşten doğan, kireç taşının kavrulması sırasında onunla birleşerek kireci meydana getiren sebep, (L)
Etiketler:ACİDUM PİNGUE, kireç, meydana getiren, Simyacılar
ACİDUM PİNGUE hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ACİDUM PİNGUE hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
ACETABULARİA
ACETABULARİA hakkında diğer dizin sayfaları >>ACETABULARİA
Özet:ACETABULARİA i. (lat. acetabulum, kadeh). Şapkalı bir mantara benzeyen ve hücreleri bölmelerle ayrılmayan kireçli bir su yosunu. (Kireçli kayaların meydana gelmesinde önemli bir rol oynar.) [L]
Etiketler:ACETABULARİA, kireç, kireç kayalar, kireçli kayalar, mantar, Yosun
ACETABULARİA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ACETABULARİA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
ABDA ovası
ABDA ovası hakkında diğer dizin sayfaları >>ABDA ovası
Özet:ABDA ovası. Batı Fas’ta, Tensift vadisi kuzeyinde, Atlas okyanusu kıyısında bir bölge.
Etiketler:ABDA ovası, Atlas okyanusu, buğday, çavdar, Fas kıyısı, keçi, kireç, kumlu yerler, Sarnıç, zarlar
ABDA ovası hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ABDA ovası hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
ABANT
ABANT hakkında diğer dizin sayfaları >>ABANT
Özet:ABANT, Batı Karadeniz bölümünde bir tatlı su gölü. Bolu’nun 34 km. güneybatısında bulunan gölün yükseltisi 1 298 m., yüzölçümü 1 223 hektar, en fazla derinliği 15 m. kadardır.
Etiketler:ABANT, Abant gölü, arazi bölümü, güneybatı, güzellik, Karadeniz, kireç, ormanlar, Turizm, Türkiye, vadi
ABANT hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ABANT hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
SALA (Angelo)
SALA (Angelo) hakkında diğer dizin sayfaları >>SALA (Angelo)
Özet:SALA (Angelo), italyan kimyacısı (Vicen-za 1576 – öl. 1637). Genç yaşında Almanya’ya giderek Güstıow’da Mecklemburg dükünün hekimi oldu (1632).
Etiketler:Alman usulü, Bakır, Bakır madenleri, italyan hekimi, italyan kimyacısı, kimyacı, kireç, SALA, su arıtma, sülfür, Sülfürik asit, sulu yumurta, tuzlar, ürik asit, yumurta
SALA (Angelo) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: SALA (Angelo) hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
SALA
SALA hakkında diğer dizin sayfaları >>SALA
Özet:SALA, isveç’te (Vastmanland) şehir, Saga ırmağı kıyısında; 11 100 nüf. Eskiden, bugün tükenmiş olan gümüş madenleriyle meşhurdu. Briket fabrikaları; kireç fırınlar. (L)
Etiketler:gümüş, gümüş madenleri, kireç, Saga ırmağı, SALA
SALA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: SALA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
SAİNT-LEU
SAİNT-LEU hakkında diğer dizin sayfaları >>SAİNT-LEU
Özet:SAİNT-LEU, Reunion adasında (Sousle-Vent idare çevresi) komün; 16 137 nüf. Kıyı mercanlarından yararlanan kireç ocakları. Kahve çiftlikleri. (L)
Etiketler:kireç, mercan, Reunion adası, SAİNT-LEU
SAİNT-LEU hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: SAİNT-LEU hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RİSSOELLA
RİSSOELLA hakkında diğer dizin sayfaları >>RİSSOELLA
Özet:RİSSOELLA i. önden solungaçlı, karındanbacaklı yumuşakça; delikli, ince küçük bir kavkısı vardır; kavkı ağzı kireçten bir kapacıkla kapalıdır. Yosunların arasında yaşar ve sümüksü bir telle yosunlara tutunur; avrupa denizlerinde ve Japonya’da bulunur. (Rissoellidae familyasının örnek tipi.) [L]
Etiketler:Avrupa denizleri, deniz yosunları, Japonya, karındanbacaklı, kavkı ağzı, kireç, önden solungaçlı, RİSSO, RİSSOELLA, solungaç, Yosun, yumuşakça
RİSSOELLA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RİSSOELLA hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RİNMAN (Sven)
RİNMAN (Sven) hakkında diğer dizin sayfaları >>RİNMAN (Sven)
Özet:RİNMAN (Sven), isveçli mineraloji ve metalürji uzmanı (Upsala 1720 – Eskilstuna 1792). Roslagen’de maden araştırmaları müfettişi ve gümüş ocakları, yüksek fırınlar v.b. müdürüydü.
Etiketler:Araştırma, çinko, gümüş, karbon, karbonat, kireç, kobal, kumaş, mineral, organik, RİNMAN, sodyum, sodyum sülfat, Teknoloji, Tuna
RİNMAN (Sven) hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RİNMAN (Sven) hakkında >>
RİKÂZ
RİKÂZ hakkında diğer dizin sayfaları >>RİKÂZ
Özet:RİKÂZ i. (ar. rikâg). Esk. Toprak altından çıkarılan maden veya define.
Etiketler:Cahiliye devri, Devlet, kireç, müslüman, RİKÂZ, yakut
RİKÂZ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RİKÂZ hakkında >>
REKSİSTAZİ
REKSİSTAZİ hakkında diğer dizin sayfaları >>REKSİSTAZİ
Özet:REKSİSTAZİ i. • (yun. rhksis, kopma ve stasis, hareketsizlik’ten fr. rhexistasie).
Etiketler:biyoloji, hareketsiz, hareketsizlik, kireç, REKS, REKSİSTAZİ, tortu
REKSİSTAZİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: REKSİSTAZİ hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RENDZİN
RENDZİN hakkında diğer dizin sayfaları >>RENDZİN
Özet:RENDZİN i. (lehçe k.). Pedoloji. İklim nasıl olursa olsun kalkerli yamaçlarda bulunan az yıkanmış toprak.
Etiketler:bitki, bitki örtüsü, demir, demir karbonat, karbon, karbon oksit, karbonat, kireç, Lehçe, Orman örtüsü, RENDZİN, tanımak
RENDZİN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RENDZİN hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
REGÜR
REGÜR hakkında diğer dizin sayfaları >>REGÜR
Özet:REGÜR i. Pedol. Hindistan’da rastlanan siyah toprak. (Kireç ve humusça zengin, fakat çok killi olan bu toprak tropikal kara topraklar grubuna girer; pamuk tarımına çok elverişlidir.) [L]
Etiketler:Hindistan, kireç, Pamuk, REGÜR, tarım, Tropikal
REGÜR hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: REGÜR hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
RASPA
RASPA hakkında diğer dizin sayfaları >>RASPA
Özet:RASPA i. (ital. k.). Demir veya tahta bir zeminin üstündeki boyaları çıkarmakta, bir saç levhanın paslarını kazımakta kullanılan el âleti. || Raspa etmek, bu âletle boyalan veya pasları kazımak.
Etiketler:ağaç, ayakkabı, Birikmiş su, çelik, demir, dikdörtgen, Gemi, güverte, kireç, krom, RASPA, Sünger, taban, tahta çıkarmak
RASPA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RASPA hakkında >>
RADYOGRAFİ
RADYOGRAFİ hakkında diğer dizin sayfaları >>RADYOGRAFİ
Özet:RADYOGRAFİ i. (fr. radiographie). Yalnız X ışınlarını geçiren bir kutudaki hassas bir film üzerinde X ışınlarının iz bırakması ve bu özellikten faydalanılarak resim çekme. (Bu iş için kullanılan kutu alüminyum gibi hafif bir madenden yapılır.)
— Sanay. Bk. radyometalografi.
— ANSiKL. Tıp. Radyografi için kullanılan röntgen filmi, genellikle X ışınlarının etkisiyle fluorışıl hale gelen iki levha arasına yerleştirilir. Bu levhalar X ışınlarının etkisini fazlasıyle artırır ve poz süresinin kısaltılmasını sağlar. Radyografi, akciğer hava peteklerinde bulunan havanın sağladığı kontrast sayesinde, özel bir hazırlığa ihtiyaç göstermeden göğsün ve kalbin görüntülerini verir. Kalsiyumla yüklü olan iskelet radyografide çok iyi belirir; içinde fazlaca kalsiyum tuzu bulunan anormal oluşumlar da (böbrek ve safra taşı, kireçlenmiş lenf düğümü, fibrom v.b.) çok iyi görülür. Organizmaya giren ve bileşiminde ağır bir maden bulunan yabancı cisimler de radyografilerde hemen seçilir.
Sindirim kanalı, böbrek, safra kesesi, dölyatağı, kalp ve damar gibi içorganlarm radyografide görünebilmesi için, sunî olarak, saydam olmayan bir maddeyle doldurulması gerekir. Sindirim kanalı için baryum sülfat, öteki organlar içinse, ağız veya şırınga yoluyle verilen iyotlu maddeler kullanılır. İçinde boşluk bulunan bazı organlar, gaz (azot) şırınga edilerek görünür hale getirilir; gaz, bu organları çevredeki dokulara göre daha saydam hale getirir. Eklem ve beyin radyografileri bu şekilde yapılır. Diş radyografisi 3X4 sm büyüklüğündeki bir filimle yapılır. Filim, muayene edilecek dişin veya bölgenin arkasına yerleştirilir; X ışını kaynağı dıştadır. Buna «ağız içi» metodu denir. Daha geniş veya ulaşılması imkânsız alanları muayene edebilmek için ağız boşluğunun dışına daha büyük boyutlu bir filim konabilir; buna da «ağız dışı» radyografi metodu denir.
— G. santl. Resim alanında kullanılan radyografi, resimdeki eski izleri, resme eklenmiş olan kısımları ortaya çıkarır ve resmin eskiliği veya sahteliği konusunda kesin bir karara varmayı sağlar. (L)
Etiketler:ağız boşluğu, akciğer, Alüminyum, azot, azot bileşimi, baryum, baryum tuzu, Beyin, böbrek, dölyatağı, Hava, iskelet, kalsiyum, kireç, lenf organları, Levhalar, organizma, PETEK, radyo, RADYOGRAFİ, Röntgen, safra, Safra kesesi, sindirim, sindirim kanalı, sindirim süresi, şırınga, X ışınları
RADYOGRAFİ hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: RADYOGRAFİ hakkında >>
PSAMOM
PSAMOM hakkında diğer dizin sayfaları >>PSAMOM
Özet:PSAMOM i. (yun. psammos, kum’dan fr. psammome). Patol. İçinde kireçli katı maddeler bulunan ur: Yumurtalık psamomu. Beyin-omurilik zarları psamomu. (L)
Etiketler:Beyin, kireç, omurilik, PSAMOM, yumurta
PSAMOM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PSAMOM hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PROCRUSTES
PROCRUSTES hakkında diğer dizin sayfaları >>PROCRUSTES
Özet:PROCRUSTES i. Geceleri ortaya çıkan büyük siyah böcek; özellikle kireçli yerlerde ve bağlarda yaşar, salyangozla beslenir. (İlmî adı Procrustes coriaceus. Kınkanatlıların carabidae familyasından.) [L]
Etiketler:böcek, kınkanatlı, kireç, PROCRUSTES, salyangoz
PROCRUSTES hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PROCRUSTES hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PRİZOGRAF
PRİZOGRAF hakkında diğer dizin sayfaları >>PRİZOGRAF
Özet:PRİZOGRAF i. (fr. prise ve yun. graphein, yazmak’tan fr. prisographe). Alçı, çimento, kireç v.b. gibi bağlayıcı malzemelerin priz (donma) hızlarını bir diyagramla veren cihaz. (L)
Etiketler:çimento, donma, kireç, PRİZOGRAF
PRİZOGRAF hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PRİZOGRAF hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
POZZOLANA
POZZOLANA hakkında diğer dizin sayfaları >>POZZOLANA
Özet:POZZOLANA i. (şehir adı Pozzuoli’den [Napoli yakınları]). Isı ve ses yalıtkanlığı sebebiyle yapıda aranan trakitik akıntılara eşlik eden, yapısı petekli, tabiî olarak silisli volkanik kaya. // Soğukta ve su ile birlikte bulunduğu zaman kireçle birleşebilen silis ve alümin kapsayan silisli-alüminli tabii veya sunî gereç: Pozzolanalı çimentolar. (L)
Etiketler:çimento, kireç, Napoli, PETEK, POZZOLANA, volkanik, yalıtkan
POZZOLANA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: POZZOLANA hakkında >>
POTASYUM
POTASYUM hakkında diğer dizin sayfaları >>POTASYUM
Özet:POTASYUM i. (fr. potassium). Kim. Potasyum hidroksit içinde keşfedilen alkali maden.
— Toksikoloji. Potasyum zehirlenmesi, fazla miktarda potasyum tuzu alınması sonucunda meydana gelen zehirlenme olaylarının tümü (mide ve bağırsak bozuklukları, kalp atışının yavaşlaması, alkaloz olayları).
— ANSİKL. Kim. Potasyum, atom numarası 19, atom ağırlığı K = 39,1 (kalyum) olan kimyasal elementtir. 1807′de Davy tarafından, potasyum hidroksidin elektroliziyle keşfedildi. Yumuşak ve dövülgen bir madendir; yeni kesilmiş yüzeyleri gümüş parlaklığındadır, fakat daha sonra havada oksitlenerek kararır. Yoğunluğu 0,86′dır, 63°C’ta erir, 757°C’ta kaynar. Havanın etkisinden korumak için vazelin yağı veya gazyağı içinde saklanır.
Etiketler:akkor gaz, alkali tuzları, alkol, alkolde çözünen, Almanya, Alsace, Alüminyum, Alüminyum tuzları, Atina, Atom, atom ağırlığı, bağırsak, bitki, brom suyu, çözelti, demir, demir karbonat, Deniz suyu, Doğu Almanya, eczacı, elektroliz, element, erimiş tuzlar, Fotoğraf, Fransa, gazyağı, gümüş, hidrojen, hormon, İkinci Dünya savaşı, inşaat, kalp atışı, kanada, karbonat, kimyasal, kireç, klorür, kömür, kristal, kristal yapı, krom, kükürtlü sular, laboratuvar, latin, maden suyu, mide, oksijen, ORTOROMBİK, pancar, permanganat, Platin yatağı, Potas üretimi, Potasyum, potasyum bikromat, Potasyum bileşikleri, potasyum çözeltisi, potasyum flüorosilikat, potasyum klorat, potasyum siyanür, prizma, sabun, Sabun hali, sabun taşı, Şiddetli zehirlenme, sodyum, sodyum tuzu, sülfosiyanat, sülfür, susuz alkol, suyu tuzsuz, tedavi, tek halojenli, tortu, tuzlar, tuzlu bataklık, tuzlu su, üretim, ürik asit
POTASYUM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: POTASYUM hakkında >>
PORTLANDİYEN
PORTLANDİYEN hakkında diğer dizin sayfaları >>PORTLANDİYEN
Özet:PORTLANDİYEN sıf. ve i. (Portland’dan [Dorsetshire] fr. portlandien). Jeol. Jüra’nın son katına denir.
— ANSîKL. Portlandiyen iki alt kata bölünür: altta Bononiyen ve üstte Pürbekiyen. Boulonnais’deki kireçtaşları ve deniz menşeli kumtaşları, Barrois’daki kireçtaşları ve ingiltere’deki portlandsand’ler (kum ve kumtaşı) ve üzerlerindeki portlandstone’lar (kıyı kireçtaşları) Bononiyende oluştu. Pürbekiyen ise göl çökeltileri ve Purbeck’e (Dorsetshire) has acı su çökeltileriyle temsil edilir. (L)
Etiketler:Barrois, ingiltere, kireç, Portland, PORTLANDİYEN
PORTLANDİYEN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PORTLANDİYEN hakkında >>
POLYPODİUM
POLYPODİUM hakkında diğer dizin sayfaları >>POLYPODİUM
Özet:POLYPODİUM i. Köksapı yerin üzerinde yatay duran çokyıllık eğreltiotu; kayaların, duvarların üzerinde, toprağı kireçsiz gölgeli korularda çok bulunur; yaprakları geniş parçalıdır; çıplak ve yuvarlak olan sorüsleri yaprakçıkların orta damarının iki yanında yer alır. (L)
Etiketler:eğreltiotu, kireç, kireç kayalar, POLYPODİUM, yaprak, yaprakçık
POLYPODİUM hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: POLYPODİUM hakkında >>
PİNK
PİNK hakkında diğer dizin sayfaları >>PİNK
Özet:PİNK i. («karanfil» ve «pembe renk» anlamında ing. k.). Seram. Kalay ve krom oksitleri ile kireçten meydana gelen ve tonu pembeden canlı kırmızıya kadar değişen renk. (L)
Etiketler:İngilizce, Kalay, karanfil, kireç, krom, krom oksit, PEMBE, PİNK
PİNK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PİNK hakkında >>
PHYSALİS
PHYSALİS hakkında diğer dizin sayfaları >>PHYSALİS
Özet:PHYSALİS i. (yun. physalis, sidik torbası). Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bitki. (Patlıcangillerden.)
— ANSİKL. Physalis alkekengi (bk. GÜVEYFENERi) toprağı kireçli bağlarda görülür. Ph. Peruviana tropikal bölgelerde yetiştirilir, ambar renginde ve kiraz büyüklüğünde meyveler verir; meyvenin çok hoş ekşi-tatlı bir tadı vardır. Ph. pubescens de gene meyvesi için yetiştirilir. Ayrıca, physalisler yarı saydam, turuncu çanaklı çiçeklerinden dolayı süs bitkisi olarak çok beğenilir. (L)
Etiketler:ambar, bitki, çiçek, fener, kiraz, kireç, meyve, patlıcan, Patlıcan rengi, PHYSALİS, Sidik torbası, süs bitkisi, Tropikal
PHYSALİS hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PHYSALİS hakkında >>
PHRAGMOPHORA
PHRAGMOPHORA hakkında diğer dizin sayfaları >>PHRAGMOPHORA
Özet:PHRAGMOPHORA çoğl. i. Kafadanbacaklı yumuşakçalar (onayaklı iki solungaçlı) alttakımı; yüzücü hayvanlardan olan ve kireçsiz, boynuzsu bir «denizpeksimeti»nden ibaret bir iç kavkı taşıyan kalamarlar, bu küçük alttakımdandır. Eşanl. TEUTHOiDAE. (L)
PHRA NARAİ. Bk. NARAi.
Etiketler:boynuz, hayvanlar, kireç, PEKSİMET, PHRAGMOPHORA, solungaç, yumuşakça
PHRAGMOPHORA hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PHRAGMOPHORA hakkında >>
PHARETRONES
PHARETRONES hakkında diğer dizin sayfaları >>PHARETRONES
Özet:PHARETRONES çoğl. i. Çok basit yapılı, kireç iskeletli küçük süngerler; çoğu ikinci zamandan kalma fosildir; bazı cinsleri (lelapia, petrostoma v.b.) halen yaşamaktadır.
Etiketler:asit, iskelet, kireç, PETROS, PHARETRONES, Sünger
PHARETRONES hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PHARETRONES hakkında >>
Ph
Ph hakkında diğer dizin sayfaları >>Ph
Özet:Ph, fosfor’un eski kimyasal sembolü. (L)
ph, aydınlanma birimi fot’un sembolü. (L)
pH [peaş] i. (p, potansiyel ve H, hidrojen). Kim. Sulu bir elektrolit çözeltisinin asit, nötür veya baz özelliği taşıdığını kolay ve kesin olarak belirtmek için Sörensen tarafından ortaya atılan işaret.
— ANSîKL. Kim. Saf su, az da olsa, H+ ve OH— iyonlarına ayrılmıştır; meselâ 23 C’ta, H+ iyonları; [H+-] ile OH- iyonları: [OH—] şeklinde derişmelerin, suyun «iyon çarpımı» denilen çarpımı, [H+]. [OH-] = 10-14′tür; buradan, [H+] = [OH-] = 10-7 litrede iyongram bulunur. Bu çarpım, asit veya bazların seyreltik sulu çözeltilerinde de aynı değerdedir; fakat, bir asit çözeltisinde [H+] iyonları [OH-] iyonlarından daha fazla, bir baz çözeltisinde de bunun tam tersidir; meselâ, hidroklorik asidin bir desinormal (N /10) çözeltisinde, yaklaşık olarak [H+] = 10-1, sodyum hidroksidin N/10′luk çözeltisinde ise [OH-] = 10-1, yani [H+] = 10-13′tür. Sörensen, elektrolit çözeltilerini H+ iyonlarının derişikliği açısından nitelemek için, logaritmik bir işaretleme sistemi kullanmanın daha elverişli olduğunu öne sürdü; nitekim pH = colog10 [H+] şeklinde gösterilir. Bu ifadeye göre, 23° C’ta, saf suyun pH’1- 7′ye, HC1′ün N/10′luk çözeltisinin pH’1/ 1′e, NaOH’ın N/10′luk çözeltisininki de 13′e eşittir. Daha genel bir şekilde, bir çözelti için [H+] = a. 10-n ise, pH = n
— log10 a olur. Çok basit olan bu işaretleme büyük faydalar sağlar; meselâ 23° C’ta pH 7, nötürlük pH’ı, yani saf su veya kuvvetli baz ve kuvvetli asit tuzları gibi [H+] = [OH-] olan çözeltilerin pH’ıdır; 7′den küçük bir pH asit çözeltilerini, 7′den büyük olan bir pH da baz çözeltilerini belirtir; pH miktarı hem asit veya bazın cinsine, hem de bunların çözelti içindeki derişikliğine bağlıdır. Böylece, kimyada, biyolojide v.b. belli bir dönüşümün gözlenebildiği alan kesin ve basit bir şekilde belirlenebilir.
Demek ki bir sulu çözeltinin pH’ını deneysel olarak belirlemek büyük bir önem taşır. Bu belirlemede başlıca iki metot uygulanır: 1. çabuk, fakat daha az kesin sonuçlar veren renkölçme metoduyle; bu metot, çözeltiye batırılan renkli bir göstergenin renk değişimlerini incelemeğe dayanır, rengin dönüşüm noktası aranılan pH’1 verir; 2. kesin sonuçlar veren, fakat daha çok malzeme gerektiren elektrometri metoduyle; bir elektrometre yardımıyle, iki sivili bir pilin elektromotor kuvveti ölçülür; bu sıvılardan biri incelenecek çözelti, öbürü de pH’1 sıfır olan bir karşılaştırma çözeltisidir; bu çözeltilerin içine platin kaplı iki elektrot daldırılır ve elektrotların çevresinden gaz halinde hidrojen dolaştırılır. Nernst’in bulduğu bir formüle göre pilin elektromotor kuvveti bulunur:
Etiketler:alkali tuzları, amonyak, amonyak çözeltisi, asit, asit çözeltisi, asit fazlalığı, asitlik derecesi, Aydın, bitki, Bitki cinsi, çevre, çözelti, deneysel patoloji, Dere, dölyolu, eğreltiotu, elektrolit, fizyoloji, formül, hidrojen, kalomel, Kartal, kimya sembolü, kimyasal, kireç, Kuvvet, organizma, Orman örtüsü, patoloji, Ph, sodyum, tepkime sonucu, tükürük, tuzlar, vurulan işaret
Ph hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Ph hakkında >>
PİEMONTE
PİEMONTE hakkında diğer dizin sayfaları >>PİEMONTE
Özet:PİEMONTE, İtalya yarımadasında bölge; batıda ve kuzeyde Alp’ler, doğuda Maggio-re gölü, Ticiiîo, Po ve Scrivia ırmakları, güneyde Liguria Apenninleri arasında; 25 397 km2; 3 914 250 nüf. Bölgede altı il vardır: Alessandria, Asti, Cuneo, Novara, Torino ve VerceUi.
• Coğrafya. Piemonte’nin görünüşü çok çeşitlidir. Arazinin üçte biri dağlıktır ve Alp yayı, ovanın yanmasında yükselen tepeleri karlarla kaplı geniş bir amfiteatr meydana getirerek bölgeyi kuşatır. Alp dağlarının en yüksek dorukları buradadır:
■ Viso dağı (3 841 m), Grand Parodiso (4 061 m), Mont Bİanc (4 807 m), Cervin dağı (4 478 m), Rose dağı (4 633 m). Bu kütleler kenarları dik vadilerle ayrılır: Stura di Demonte vadisi Larche boğazına doğru, Dora Baltsa nmki (Aosta vadisi) San Bernardo’ya doğru ve Toce’ninki Simplon’a doğru yükselir. Alp yayı güneye doğru Liguria Apenninleri’nin kireçli kütleleriyle devam eder. Po ırmağının güneyinde, marnlı ve kumlu üçüncü zaman toprakları, ırmakla Tanaro arasında Montferrato tepelerini, Tanaro ile Bornida arasında da Langhe tepelerini meydana* getirir; yükseltiler 400-900 m arasında değişir. Piernonte ovası oldukça dar bir alanı kaplar; dördüncü zaman birikintileri ve ırmak alüvyonlarından meydana gelir; toprakları kumlu ve killidir. Irmaklar Po. ırmağı çevresinde bir yaprağın damarları gibi uzanır: Po’nun başlıca kolları iki Doire ve Ta-naro’dur. Bölgede kara iklimi hüküm sürer; yağışlar boldur (700-1 350 mm). Piernonte tabiî bakımdan çok verimli değildir; bununla birlikte yüzyıldan beri devam eden çalışmalar küçük çiftliklere bölünen ve geliştirilmiş bir sulamadan (Chivasso yakınında Po’dan başlayan, Galliate’nin ötesinde Ticino nehrine ulaşan ve 110 000 hektarın sulanmasını sağlayan Cavour kanalı) yararlanan toprağı verimli hale getirmiştir. Tarım çok çeşitlidir: tahıllar arasında çavdar ve pirinç başlıca yeri tutar; çavdar dağda üretilir; pirinç Piemonte’nin başlıca tarım üretimidir; özellikle Novara ve Vercelli ovalarında yetiştirilir; işçilerin çoğu kadındır. Buğday (pirinçle almaşmalı olarak) ve mısır da üretilir. Yemlik bitki tarımı, çok fazla olmayan hayvanların beslenmesini Sağlar. Hemen her yerde üzüm yetiştirilir, fakat en çok tepeler bölgesinde ve özellikle Montferrato’da Alessandria ve Asti illerinde (asti şarabı ve vermutu dünyaca meşhurdur) yaygındır; üretim çok çeşitlidir: kırmızı ve beyaz, sek veı tatlı şaraplar. Piernonte, İtalya’da Apulia’dan sonra ikinci şarap üreticiyidir. Dağda yoğunlaşan köy meskenleri tepelerde ve ovada dağınıktır; tepelerde ve ovada birçok aile, binaları merkezî bir avlunun çevresinde toplanan büyük çiftlikler olan «cascina»larda yaşar. Alp’ler Piernonte ekonomisinde çok önemli rol oynar; dağlardaki birçok hidroelektrik tesis bölgede sanayinin gelişmesine yol açmıştır. Toce, Dora’lar ve Ticino vadiler indeki birçok santral, elektrik akımını ovanın başlıca şehir merkezlerine gönderir. En eski sanayi faaliyeti dokumacılıktır; ipekçiliğin yerini günden güne Sunî elyaf almaktadır; yün, Biella ile dolaylarının başlıca gelir kaynağıdır; pamuk sanayii, erkeklerin ağır sanayi kollarında çalıştığı ve kadın işçinin bol olduğu kesimlerde toplanır: Torino çevresinde, Stura di Lanzo ve Dora Riparia vadilerinde. Metalürji sanayii, elektrik üretilen vadilerde ve Aosta vadisinde Cogne demir filizi yatakları yakınında yerleşmiştir. Torino, italyan otomobil sanayiinin büyük merkezidir: şehirdeki fabrikalarda 65 000 kişi çalışır ve millî hasılanın beşte dördü elde edilir. Manzara ve kaynaklarının çeşitliliği, halkının çalışkanlığı ve sınaî zenginliği Piernonte’yi, Lombardia’dan sonra İtalya’nın ikinci iktisadî bölgesi haline getirmiştir.
Etiketler:Adana, Adana ovası, aile, Alessandria, Aosta vadisi, Apennin, Apulia, Apulia lehçesi, arap hanedanı, Arve vadisi, Bernardo, bitki, Bizans, Bizanslılar devri, Boğa, buğday, çavdar, Cavo dağı, Cavour, Coğrafya, dağlık kesim, demir, Dere, Doğu Marklığı, Dokuma, ekonomi, Elektrik, elyaf, eyalet, Franklar, Galya halkı, hayvanlar, hidroelektrik, ipek, italya, italya lehçesi, italyan yarımadası, kapalı olmayan, kireç, kumlu yerler, kuş, latin, latince, Liguria, macar ovaları, Macarlar, manzara, Meis adası, metalürji merkezi, müslüman, Neda vadisi, Pamuk, PİEMONTE, pirinç, REN NEHRİ, Ren şarabı, şarap, sulama kanalı, Tahıl, Theodorich, Torino, üretim, üzüm, yaprağı olan
PİEMONTE hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PİEMONTE hakkında >>
Petrol ve tabiî gaz yatakları
Petrol ve tabiî gaz yatakları hakkında diğer dizin sayfaları >>Petrol ve tabiî gaz yatakları
Özet:Petrol ve tabiî gaz yatakları
Birinci zamanın (Kambriyen) başından üçüncü zamanın (Miyosen) ortasına kadar sıralanan bütün arazilerde petrol veya tabiî gaz bulunmuştur. Meselâ, Sahra yatakları hem Devonyen (Zarzaitin) veya Karbon devri (Ecele), hem de Triyas (Hassi» Mesud, Haşsi-R’Mel) çağında meydana gelmiş yataklardır. Bir petrol arazisinde veya yatağında, kumların arasına, kumtaşları veya kireçtaşlarınm gözeneklerine sızan hidrokarbonların basıncı 175 kg/sm2′ye, sıcaklığı da 150° C’a kadar ulaşabilir. Bir petrol yatağı dayna bir noktada veya tabiî bir engebede toplanmış halde bulunur; böylece petrolün kil veya marn gibi geçirimsiz bir tabaka altında ve başka yerlere yayılmasını önleyecek yüksek bir noktada birikip kalması mümkün olur. Yatak bir tuzlu su tabakasının üzerinde yüzer ve yatağın üzerinde de çoğu zaman gaz halinde hidrokarbonlar yer alır. Petrolün birikim yerleri, genellikle antiklinaller, mantar şeklindeki tuz yığınları veya depo kayanın önünde geçirimsiz bir tabaka meydana getiren faylardır (bk. şekil 2). Petrolün çatlak veya oyuklarda yeraltı gölleri halinde bulunması çok enderdir, oysa petrol yatakları çoğu zaman bu şekilde düşünülür. Bununla birlikte petrol göçü, bazen geçirimsiz tabakanın bulunmaması yüzünden devam eder veya sonradan meydana gelen arazi hareketleriyle yeryüzüne kadar ulaşarak buralarda petrol sızıntılarına veya Trinidad adasındaki asfalt gölünde olduğu gibi birikintilere yol açar. Yukarıdan bakıldığında, bir petrol arazisi genellikle oval biçimde görülür; Ortadoğu’da veya Sahra’da yirmi otuz kilometreye varan bu arazinin uzunluğu, genişliğinin birkaç katıdır. Bugün işletme halinde olan en derin kuyular 7 000 m’ye inmediği halde, işletilecek bir tortul tabakanın kalınlığı aslında 15 000 m’yi aşabilir. Bir petrol yatağının ender olarak otuz metreden daha kalın olduğu ve kuyu açmak için 8 000 m’den daha derine inildiği düşünülürse, bir yatağın ne büyük zorluklarla keşfedildiği kolayca anlaşılır. Bir petrol arazisinin önemi, bugünün teknikleriyle verimli bir şekilde işletilebilecek petrol miktarını belirten «hesaplanmış rezerv» terimiyle ifade edilir. A.B.D.’nin Doğu Teksas’taki en büyük petrol yatağında, 700 milyon ton ham petrol rezervi vardır. Bir tabiî gaz yatağının rezervleri de aynı şekilde, fakat, normal şartlardaki metre küp cinsinden belirtilir; dünyanın en büyük tabiî gaz havzası olan Sahra Maki Hassi-R’Mel’de, 1 000 milyar metre küp gaz rezervi vardır.
Etiketler:A.B.D., Derin göller, Devon adası, fal bakan, ham petrol, hidrokarbon, Kambriyen, kireç, Kumlar, kuyu açma, Miyosen çağı, Nemi gölleri, Petrol, petrol arazisi, Petrol rezervleri, petrol yatakları, tabiî gaz yatakları, taş yığınları, tortu, Triyas
Petrol ve tabiî gaz yatakları hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Petrol ve tabiî gaz yatakları hakkında >>
Petrolün kaynağı
Petrolün kaynağı hakkında diğer dizin sayfaları >>Petrolün kaynağı
Özet:Petrolün kaynağı
Petrolün hammaddesinin, sularda yaşayan, denizlerde, denizkulaklarında veya ırmak ağızlarının kıyıya yakın kısımlarında çoğalan hayvansal veya bitkisel canlı organizma (amipler, yosunlar, çok küçük hayvancıklar v.b.). artıklarından meydana geldiği sanılır; gerçekten de petrol ancak tortul arazilerde bulunur. Bu organik madde dibe çökeldikçe yavaş yavaş tortu tabakalarıyle kaplanır ve gittikçe daha derine gömülerek zamanla hidrokarbon haline dönüşür. En yeni teorilere göre bu dönüşüm, önceleri hava ile yaşar bakterilerin, sonra da daha uzun bir süre, havasız yaşar bakterilerin etkisiyle meydana gelmiştir. Dönüşüm sırasında, kükürt, oksijen ve azot, hidrokarbonlar ve organik artıklarla karışmış uçucu bileşikler hailinde açığa çıkmıştır. Tortu tabaka ile karışan bu ürünler, tabakanın ağırlığıyle katılaşan ve «ana kaya» denen bir olayla, kumtaşları ve kireçtaşları izleyen jeolojik devirde ise petrol, «göç» denen bir olayla, kumtaşları ve kireştaşları gibi daha gözenekli ve daha geçirgen kayalar ile kumlar tarafından emilerek yer değiştirmiş ve «depo kayalar» denilen bugünkü petrol yataklarını oluşturmuştur (bk. şekil 1). Petrol göçünün sebepleri henüz yeterince açıklanamamıştır; şistler içinde sıvı hidrokarbonların bulunmasını, uzun süre, üst üste yığılan tortu tabakalarmın ağırlığına bağlayarak açıklama yoluna gidildi; fakat bu mekanizma, hidrokarbonların bazı elektrolitik koloidal çözeltilerde erimesi ve belki de kil etkisiyle katalizi sonucunda fizikokimyasal bir olayla birlikte gelişebilir. Böylece petrol, erimiş ürünler halinde, yeraltı sularıyle gözenekli kayalara doğıu iletilir. Petrolde az miktarda bulunan kükürtten, azottan, vanadyumdan ve diğer başka madenlerden türeyen sayısız bileşiğin ve hatla asfalt gibi, damıtılamayan ağır petrol ürününün kaynağı hakkında ileri sürülen varsayımlar ne olursa olsun bir tahminden ileri gitmez.
Etiketler:azot, Bakteri, bitki, çözelti, denizkulakları, denizlerde yaşar, elektrolit, erimiş madde, fizik, hayvan, hidrokarbon, jeolojik arazi, Kaplan, kimyasal, kireç, Kükürt, mekanizma, oksijen, Petrol, Petrolün kaynağı, tortu, yolu izleyen, Yosun
Petrolün kaynağı hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: Petrolün kaynağı hakkında >>
