ALIN
ALIN hakkında diğer dizin sayfaları >>ALIN
Özet:ALIN i. [İnsanda] Başta, saçların başladığı yerle kaş çıkıntısı ve şakaklar arasındaki kısım: Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü (Yahya Kemal).
Etiketler:alçılı kol, ALIN, Alın açmak, Alın falı, Alın kemiği, Alın siniri, Alın teri, alın yazısı, Alınyazısı, Alnı ak, Ana kucağı, beyaz anlamı, Binanın alnı, Burun boşlukları, burun kökü, cephe yüzeyi, çıplak olma, davul derisi, duyguları ifade eden, falcılık yapan, göğüs kafesi, göz çukuru, Göz kapağı, Güneşin alnı, Halk cephesi, kaş çıkıntısı, Kazı yapan, kuş ekmeği, masum olmak, saç ve kıllar, sinir ağrısı, yüzsüz olma
ALIN hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ALIN hakkında >>
AHLÂK
AHLÂK hakkında diğer dizin sayfaları >>AHLÂK
Özet:AHLÂK çoğl. i. (ar. hulk, huy, tabiat’tan ahlâk), insanın doğuştan getirdiği veya sonradan kazandığı birtakım davranış şekilleri, huylar, tavırlar, manevî seviyesini belirten tutum ve tavırlar: Yüzle ahlâk arasında müthiş bir münasebet vardır (S. F. Abasıyanık). Hayır demiş, altınları değil, senin ahlâkını tartacağım (Y. Z. Ortaç).
Etiketler:AHLÂK, Ahlâk bozukluğu, Ahlâk dışı, akıl sahibi, Akın etmek, Atina ahlâkı, aykırı hareket, aykırı olmayan, belli başlı kimseler, Çok mâkul, dil kuralları, dış ilişkiler, doğuştan olmayan, Dönme cemiyeti, duyguları belirtmek, edebî değer, en uç nokta, Geçmiş devirler, güzel huylar, Hissi münasebet, Huda alîm, hukuk kuralları, idare amiri, Kaba konuşma, kalbin atışı, kanaat eden, karanlık konular, mal taşıma, masum olmak, Milletlerarası Gelişme, ok atma, Olgun meyvalar, önemli şeyler, örnek hayvan, Rol yapmak, sonsuz güç, Tabiat âlimi, yaşı küçük, Yeni Gine, Yeni hamam, yeryüzü İlkesi, yunan düşüncesi, Yunan felsefe
AHLÂK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: AHLÂK hakkında >>
ATMAK
ATMAK hakkında diğer dizin sayfaları >>ATMAK
Özet:ATMAK geçi. f. Boşluğa ve ileriye fırlatmak: Taş atmadım ki kolum yorulsun. // Hızlı ve sert bir hareketle vermek veya çıkarmak: Sıcak bastı dedi, şu ceketi atayım (R.N. Karay).
Etiketler:Aklı durmak, altın para, asalakları yok etme, atılması gereken, ATLAMAK, ATMAK, AV, Av hayvanı, Av koruma, Ava gitmek, Avar dili, Bağırmak, Beslenme yetersizliği, daire parçası, deniz parçası, dini şarkılar, dış asalak, dış avlu, Dışarı çıkmak, dönme hızı, ekli şey anlamı, fırlatma, Geri bırakmak, Geri gelme, hallaç pamuğu, hapis hakkı, iftira edilen, kaymak kâğıdı, kemik parçalar, kuru iftira, Manş denizi, masum olmak, patlayıcı madde, posta işleri, Rengi açılmak, ruh hali, sebep olan, sert esmek, sırlı cam, sürü hayvanı, Temiz kimseler, Temize çıkarmak, terk etme, ters gitmek, üstü açık yer, ya hiç anlamı, yalan söyleyen, yerleştirme eylemi, Yüksek ses, yüksekten atmak, yün halı, zaman parçası, zıt gitmek
ATMAK hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: ATMAK hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
REZİL
REZİL hakkında diğer dizin sayfaları >>REZİL
Özet:REZİL sıf. (ar. rezalet’ten rezil). Aşağılık, alçak, âdi: İlâhi, şer-i masumun şu topraklardı son yurdu
Etiketler:Ahmed Rasim, alçak adam, Atatürk, çocuklar, masum olmak, REZALET, REZİL, utanılacak şey
REZİL hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: REZİL hakkında >>
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
PEYGAMBER
PEYGAMBER hakkında diğer dizin sayfaları >>PEYGAMBER
Özet:PEYGAMBER i. (fars. peyam veya peyğâm, haber ve -ber, getiren’den peyam-ber, peyğüm-ber). Tanrı’nın emirlerini bildiren kimse: Bizim vali bey eskiden gelseydi peygamber olurdu. (M.Ş.Esendal). Çakmakçılarda Yeni Han … «Yeni» dedimse Nuh peygamber zamanından kalma… (Kemal Tahir). [Eşanl. NEBİ. RESUL.] || özel olarak Hazret! Muhammed (bu anlamda, özel isimdir): Ey ulu Peygamberimiz nerdesin? / Dinle minaremde öten gür sesin (M.Â. Ersoy). / Teşm. yol. Tahmin veya rastlantı sonucu geleceği, olacakları haber veren kimse./ Yalancı peygamber, peygamberlik taslayan kimse.
— ÇEŞ. DEY. Allah’ın emri Peygamberin kavliyle. Bk. KAVİL. / Nuh der peygamber demez. Bk. DEMEK.
— ANSiKL. Din. Tanrı ile insanlar arasında habercilik ve elçilik görevlerini yapan kimselere değişik adlar verilir. Farsça’da «haber getiren» anlamında pey-amber (peygamber), Arapçada gene «haber ulaştıran» karşılığı nebi, «elçi» anlamına gelen resul kelimeleri kullanılır. Bu kavramlarla nitelenen kimselerin islâm dinine göre Tanrı tarafından özel olarak görevlendirilmeleri gerekir.
Kur’an’da peygamber kelimesinin karşılığı olarak nebi ve resul’ün yanında beşır (sevinçli haber getiren) [Bakara süresi, 119; Sebe suresi, 28; Fatir suresi, 24; Fussilet suresi, 4 v.d.] ve nezir (ihtar edici, korkutucu, uyarıcı) [Fatır suresi, 24; Maide suresi, 19; Hud suresi, 25; Sebe suresi, 44 v.d.] kelimeleri de kullanılır. Din deyimleri arasında nebi ve resul kavramları bazen birbirinden farklı anlamlarda kullanılır. Yeni bir şeriat ve yeni bir kitap getiren peygambere resul, yeni bir şeriat ve kitap getirmeyen, yalnız kendisinden önce gelen bir resulün bildirdiği şeriat kurallarını uygulayan ve kitabını bildiren kimselere de nebi adı verilir. İslâm inancına göre peygamberlerle öteki insanlar arasında maddî yaşayış bakımından bir ayrılık yoktur; bütün peygamberler de birer insandır (Enbiya suresi, 7-8). Onları öteki insanlardan ayıran şey daha çok Cebrail aracılığıyle kendilerine Tanrı tarafından gönderilen vahiy (bk. VAHİY) ve taşıdıkları bazı niteliklerdir. Bu nitelikler ismet (masum olmak ve günah işlememek), emanet (kendine güvenilir ve emin olmak), sıdk (doğru sözlü olmak, yalan söylememek), fetanet (akıllı ve anlayışlı olmak) ve tebliği şeriat’tır (Allah tarafından bildirilen şeriat hükümlerini ümmetlerine bildirmek). Kur’an’a göre her ümmete kendilerine doğru yolu göstermek ve Tanrı’nın buyruklarını bildirmek için bir peygamber gönderildi (Yunus suresi, 47). Fakat bu peygamberlerin hepsinin adları bildirilmedi. Kur’an’da adı geçen peygamberlerin sayısı 25′tir: Âdem, Idris, Nuh, Hut, Salih, ibrahim, Lut, ismail, Ishak, Yakub, Yusuf, Eyyub, Şuayb, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Ilyas, Elyesa, Zulkifl, Yunus, Zekeriya, Yahya, Isa, Hz. Muhammed. Ayrıca Kur’an’da adı geçen Lokman, Zülkarneyn ve üzeyr’in peygamber oldukları kesin olarak bildirilmediğinden bunların peygamber veya veli sayılmaları konusunda görüş ayrılığı vardır. Kur’an birçok peygamberin kendilerine inanmayan kimseleri ikna etmek için Allah’ın kudreti ve izniyle tabiatüstü başarılar gösterdiklerini bildirir ve örnekler verir (bk. MUCİZE).
islâm inancına göre Allah bazı peygamberlerine emirlerini bir kitapla bildirdi. Peygamberlerden Davud’a Zebur, Musa’ya Tevrat, isa’ya incil ve Hz. Muhammed’e de Kur’an-ı Kerim adlı kitaplar indirildi. Bu kitapların dışında, bazı peygamberlere de Allah, emirlerini sayısı değişen sayfalarla (suhuf) bildirdi. Âdem’e 10, Şife 50, Idris’e 30, ibrahim’e 10 sayfa gönderildi. Bütün peygamberlerin tanrı katında ayrı ayrı dereceleri vardır, islâm dinine göre bunların en yücesi (ekmel) Hz. Muhammed’dir. ilk peygamber Âdem, son peygamber ise Hz. Muhammed’dir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir.
♦ Peygamberan çoğl. i. Esk. Peygamberler.
♦ Peygamberane zf. Esk. Peygambere yakışır tarzda.
♦ Peygamberi i. Esk. Peygamberlik. Sıf. Peygamberle ilgili. (M)
Etiketler:Arapça, Çok anlayışlı, Davud, dini ayrılık, Farsça, Hz. İsa, Hz. Muhammed, insan, islâm peygamberi, kitap, Kur'an-ı Kerim, Lût peygamber, masum olmak, Musa peygamber, PEYAM, PEYGAM, peygamber, tabiat bakımı, tanrı, Yusuf suresi
PEYGAMBER hakkındaki tüm sayfalar için tıklayınız: PEYGAMBER hakkında >>
