PİR
PİR sıf. (fars. pir). Esk. Yaşlı, koca, ihtiyar: Tarihle yaşıt belki şu pir İstanbul, I Her gün yeni bir zevke esir İstanbul (R. Melûl Meriç).
Sıf. ve i. ihtiyar, yaşlı (kimse): Biz, bir babanın evlâdıyız ve pederimiz bir pir-i muhteremdir (Cevdet Paşa).
Herhangi bir konuda tecrübeli, üstat veya önder olan kimse: Büyük Itrî’ye eskiler derler, I Bizim öz musikîmizin piri (Yahya Kemal).
Pir ü berna (veya civan), ihtiyar ve genç. Mec. Herkes.
Pir ü pak. Bk. PIRüPAK.
Pir-zen (veya pire-zen). Bk. PiREZEN.
Pir-i berna, ihtiyar, fakat dinç kimse.
Pir-i çihl sale, kırk yaşına gelmiş adam. Mec. Olgun kimse.
Pir-i dihkan (veya sal-hurde), ihtiyar adam. Mec. Eski, yıllanmış şarap.
Pir-i dumuy, saçları kırlaşmış yaşlı adam. Mec. iyi ve kötü günleri olan, insanı güldüren ve ağlatan hayat, dünya.
Pir-i duta (veya fertut), zayıf, güçsüz ve düşkün ihtiyar,
Pir-i fani, çok yaşlı ve zayıf kimse: işbu Yeman ile Sabit İbni Vakş pir-i fani olup harp ve darba yaramayacakları malûm olduğu cihetle… (Cevdet Paşa).
Pir-i felek (veya çarh), dünya. Satürn.
Pir-i harabat, yaşlı meyhaneci. Mec. Dünya tutkularından arınmış, olgun kimse. Doğru yolu gösteren, mürşit.
Pir-i Kenan, Hz. Yakub.
Pir-i kühen (veya kühen-sal), ko-camış, yaşlı.
Pir-i mey, meyhaneci.
Pir-i mugan, mecusîîerin başrahibi. Mey haneci.
Pir-i serendib, Hz. Âdem.
Pir-i zal, saçı sakalı ağarmış ihtiyar.
— çeş. dey. Pir aşkına, gerçek bir sevgi ve tam bir inançla: Vur pençe-i ÂIVdeki şemşir aşkına I Gülbangi asumanı tutan pir aşkına (Yahya Kemal). Tekiz. Karşılık beklemeden veya görmeden.
Pir ol! «Çok yaşa» anlamında beğenme ve övgü sözü olarak şaka yollu kullanılır.
Pir yoluna gitmek, hiç uğruna ölmek.
— Ask. Esk. Pencik kanunu hükümlerine göre, erkek esirlerin yaşlı olanlarına verilen ad.
— Tasav. Tarikat kurucusu (Mevlânâ Celâleddin Rûmî, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli v.d.) kimse. Tarikat ulusu. (Bk. AN s t Klı.)
Pır postu, Bektaşîlikte, meydan makamlarından biri.
Piri sâni, dervişlerin ikinci başkanı.
Piri tarikat, dervişlerin reisi, manevî mürşit.
— ANSIKL. Tasav. Pir kavramı tarikatların doğuşundan sonra ortaya çıktı. Gerek sünnî, gerek şiî bütün tarikatlarda, bu kavram manevî derece bakımından en yüksek aşamada bulunan kimseler için kullanılır. Tekke geleneğine göre pir, yol gösterici, Tanrı yolunda canları uyarıcı, Hak’a ulaştırıcı anlamına gelir. Tarikat kurucularından başka tekke şeyhlerine, postnişin-îere, dedelere de pir denir. Bazı tekkelerde, yaş bakımından en ileri durumda olan yetkili, yönetimi elinde bulundurduğu için pir olarak nitelenir. Bektaşîlerde önce Ali, sonra Nesimî, Mansur, Hacı Bektaş Veli, Şah İsmail, Pir Sultan, Usulî pir sayılır. Mevlevîlerin Alevî kolundan olanlar Ali ve Mevlâna’yı, sünnî inançlarına bağlananlar ise yalnız Mevlâna’yı pir alarak kabul ederler. Pir bütün tarikatlarda Allah, Hz. Muhammed ve Ali’den sonra gelir.
— örf. ve âdet. Eskiden gene tarikat niteliği taşıyan veya bir tarikata bağlanan mesleklerin, özellikle lonca ve fütüvvet kuruluşlarının, başında bulunan yöneticilere de pir denirdi. (Bk. LONCA.) Mesleklere göre değişik adla anılan her loncanın ayrı bir piri vardı. Bu pirlerin bazıları peygamberdi. Birer lonca olan bu değişik meslekler i-çinde berberlerin piri Selmanı Farisî, terzilerin İdris peygamber, demircilerin Davud peygamber v.d.
♦ Zf. Tam, adamakıllı: Bir vurdu, pir vurdu.
♦ Piran coğl. i. Esk. İhtiyarlar.
Ermiş kimseler.
♦ Pirane zf. Esk. İhtiyar olana yaraşır şekilde.
+ Pirî i. Esk. Pirlik.
06 Haziran 2009 Tarihinde Saat 11:11 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:akıllı kimseler, Akım, Alevî şeyhleri, başkan, bayram, Bektaş, bektaşî şeyhleri, Bektaşilik tarikatlar, Büyük çanlar, Cevdet Paşa, Davud, demir, Dere, derviş, Hacı Bektaş, hayat, Hz. Muhammed, İbni Sina, ihtiyar, insan, manevi güc, manevî önder, Mevlana, Mevlevi dervişleri, Meyhane, Nesimi, peygamber, PIR, pirlik, şarap, Satürn, tanrı, tarikat, Yönetici
PİR hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: PİR hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

