Reconquista
Reconquista, hıristiyanların, müslümaniarm elindeki İspanya’yı yeniden fethetmelerini belirtmek için tarihçilerin kullandığı ispanyolca kelime.
Reconquista başlangıçta çok yavaş gelişti. Daha sonraları, her mevsimde tekrarlanan ve değişik sonuçlar veren akınlar (algarada) halini aldı, (Bu arada, meselâ 1064′te, Barbastro’ya kadar başarıyle ilerleyen bir akıncı birliği, yağmadan ve şehrin hareminde geçirdikleri eğlenceli saatlerden sonra baskına uğrayarak öldürüldüler.)
Bütün bu çabalar hıristiyanların sürekli olarak savaşa hazır durumda bulunmasını ve henüz birbirinden kopamamış hıristiyan krallıklarında erken sayılabilecek bir millî bilincin uyanmasını gerektiriyordu. Reconquista, bu hıristiyan ülkeleriyle Avrupa’nın öbür krallıkları arasında bir bağ kurulmasına da yaradı. Hıristiyanlık dünyasının uç eyaleti olan İberik yarımadası, Fransa’nın dört yanından koşup gelen şövalyelerle doldu: Charlemagne’ın şövalyeleri, ispanya ordularına katılan Franklar ve XI. yy.da düzenlenen fransız haçlı seferlerinin kumandanları (Gui Geoffroi, Guillaume de Montreuil).
Rahipler de yardımda bulundular. Bunlar, Compostela yoluyle gelerek manastırlarını Aragon ve Castilla’da kuran ve yeniden ele geçirilen şehirlere piskopos sağlayan Cluny rahipleriydi (XII. yy.da yerlerini Citeaux rahiplerine bıraktılar). XII.yy.da ortaya millî askerî tarikatlar da çıktı: sayıları çok az olduğu için Calatrava’yı terk eden Templier tarikatı rahiplerinin yerine burayı korumak amacıyle kurulan calatrava tarikatı; önceleri hacıların korunması için kurulmuş olan santiago tarikatı ve alcan-tara tarikatı gibi.
Bu arada, İberik yarımadasındaki müslümaniarın durumu da fetihçiler için elverişli bir ortam yaratmıştı. Kurtuba halifeliğinin parçalanmasıyla (1031) ortaya çıkan ve çok zaman birbirleriyle çekişen Taifes müslüman hükümdarlıklarının kuvvetleri bu çekişmeler yüzünden dağılıyordu. Toledo ve Badajoz hükümdarlıkları Sevilla krallığıyle mücadele etmek zorunda oldukları için kuvvetlerini biraraya getirerek hıristiyanlara tam manasıyle karşı koyacak değillerdi.Hıristiyan prensleri, bu krallıklardan birini diğerine karşı destekleyerek aralarındaki anlaşmazlıkları körüklüyor, kimine metbuluklarını kabul ettiriyor, kiminden de haraç alıyorlardı. Reconquista’yı, Fransa’ya yaklaşmış ve bir başına kalmış olan Navarra’dan (Calahorra’nın alınması [1045]) çok Aragon’un ve özellikle Castilla’nın eseri saymak gerekir (Toledo kralının [1062] ve Sevilla’nın baş eğmesi [1063]). Fernando I, Valencia’ya 1065′te ulaştı ve hemen geri çekilmek zorunda kaldı. Alfonso VI Toledo’yu 1085′te yıllarca süren bir savaş sonunda ele geçirdi, ispanya müslümanlarının kötü durumu, Fas’tan gelen Murabıtların müdahalesiyle (Yusuf bin Taşfin, 1086) yeniden, düzeldi: Murabıtlar Sagrajas’ta, (Zalaca) Alfonso VI’yı yendiler. Hıristiyan orduları, büyük bir düzensizlik içinde geri çekilerek ancak Fransa’dan yeni takviyelerin gelmesiyle toparlanabildi.
Bundan sonra akınlar yeniden başladı ve Elcid 1094′te Valencia’ya kadar ilerledi. Murabıt saldırısı devam etti ve hattâ 1114′te Barcelona’yı bile tehlikeli duruma düşürdü. Ama Murabıtlar savaş güçlerini çok kısa bir sürede tükettikleri için bu başarıların arkası gelmedi. XII. yy.m ortasında yarımada yeniden fethedilmek üzere gibiydi. Muvahhidlerin gelişi ülkenin tümüyle hıristiyanların eline geçmesini yeniden geciktirdi. XIII. yy.ın başında ise, Castilla ile Aragon’un tam bir anlaşmaya varmaları ve Leon birlikleri dışında bütün orduların birleşmesi kesin sonuç veren Las Navas de Tolosa çarpışmasına (1212) yol açtı.
1238′de Jaime I’de Aragon, Balear adaları ile Valencia’yı aldı: Castilîa’lı Fernando III 1236′da Cordoba’yı, 1246′da Jaen’i, 1248′de de Sevilla’yı işgal etti. 1249′da Portekiz Algarva’yı ilhak etti. Bundan sonra, 1492′de Granada krallığının düşüşüyle Reconquista son buldu. Ama bu olay, arkasında, İberik yarımadasında varlığını uzun zaman sürdürecek izler bırakacaktı: tarikat mülklerinin yol açtığı latifundia meseleleri, kuzey ile güney arasındaki çıkar farkları ve değişik ruh hali, güneydeki halk geleneklerinde görülen islâmî kalıntılar ve ispanyol ruhunun sürekli bir özelliği olmamasına rağmen, iç çekişmeler olduğu kadar denizaşırı fetihlere de yol açan bir haçlı zihniyeti. (L)
Kategori Bilgi, İspanya | Yorumlar kapalı
25 Haziran 2009 Tarihinde Saat 14:25 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:Alfonso, asker, askerî çekişmeler, askeri tarikatlar, Bal arıları, Balear adaları, Barcelona, Calatrava tarikatı, Can çekişme, Charlemagne, Cordoba, eğlence, eyalet, Frank birliği, Franklar, fransız fransa, gelenek, Granada, Granada eyaleti, Güney Portekiz, Hıristiyanlik, Hüküm, Hükümdar, İberik yarımadası, İspanya, ispanyol, ispanyol şövalye, ispanyol tarihçi, Krallık, Lahor, müslüman, piskopos, Portekiz, rahip, Reconquista, sayma, Sevilla, Şövalye, tarihçi, tarikat, Toledo, Valencia, var olmama
Reconquista hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: Reconquista hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

