Rönesansın sonu (1540-1600)
Rönesansın sonu (1540-1600)
• Reformdan Karşı Reforma. Rönesans i-deallerine bağlı olanların başarısızlıklarını kabul ettikleri tarih olarak 1540 dolaylarını göstermek yanlış olmaz. Çünkü, bu tarihten itibaren, yani yağmaya uğrayalı beri Roma. artık dayanıksız olduğunu biliyordu; Erasmus, manevî bir yalnızlık içinde ölmüştü; Luther ile uzlaşma çabaları başarısızlığa uğramıştı ve Reformun sol kanadı da, Reformu aşarak, devletlere eskiden olduğu gibi hükümdarlar tarafından değil de burjuvazi tarafından kabul ettirilecek olan daha radikal dinler hazırlıyordu.
Bu durum karşısında Roma katılaştı, Engizisyonu yeniden kurdu ve Katoliklik inancını daha sağlam temellere bağlamak amacıyle Trento konsilini topladı. Karşı Reform ise, eski «katolik reformunun birçok parolasını kendine mal ederken, bir yandan da, din duygusunu hem katı bir
dogmacılığın kılavuzluğundaki bir aşama sırasına kesinlikle boyun eğmeğe, hem de mistik yüceleştirmeğe ve fedakârlık duygusuna doğru yöneltiyordu. Hümanistlerin aydın dindarlığı anlayışına bundan daha aykırı bir şey olamazdı. Bundan dolayı da, bu dönem bir azizler devri oldu.• Siyasi ve iktisadî bunalım. Bunalım havası her yerde vardı, iktisadî durum da yerinde sayıyordu ve 1550′den beri, altın, özellikle de Peru’dan gelen gümüş akını, için için gelişen bir enflasyonu hızlandırıyordu, iktisadî durum temellerinden sarsılmıştı. Bu buhran tarım alanında da büyük bir bunalıma yol açtı. Dolayısıyle de, yoksullaşan soylular sınıfı, özellikle Fransa’da, yerini «devletin hizmetine sokulmuş» bir burjuvaziye bıraktı. Kari V’in tahttan çekilişi (1556), ardından Felipe H’nin iflâsı (1557) ve bundan dolayı da Fugger’lerin batması bir devrin son bulduğunu haber veriyordu. Bu olayların hemen ardından da Fransa’da otuz yıllık bir iç savaş başladı ve siyasî, sosyal ve dinî alanlarda fikir yönünden edinilmiş bütün kazançlar yeniden tartışma konusu yapıldı (yergi yazarları, Jean Bodin, Montaigne).
• Fikir ve sanat alanındaki düşüş. Siyasî bürokratlaşmanm ve dinî dogmacılığın kültür hayatındaki karşılığı, akademilerin çoğalmasıdır. Bu gibi dönemlerde genellikle sanat, edebiyat ve fikir alanlarında «kurallar» konur, bilgiççe teoriler ortaya atılırdı. Nitekim XVI. yy.ın ikinci yarısında da sanat, klasiklerin denge fikrinden uzaklaşmağa başladı. Fontainebleau, Prag ve Floransa saraylarında kaygılı, aşırı zarafete düşkün bir sanat ortaya çıktı, Vignola, Tintoretto gibi sanatçılar büyük sentezlere ve retoriğe merak saldılar.
Michelangelo gibi sanatçılar, Tasso gibi şairler ya dünya ile ilişkilerini kesip kendi kaygılarıyle baş başa kalıyor, ya da ressam Bruegel’in veya ispanyol yazarlarının (Cervantes) bilinçli kötümserliğini benimsiyorlardı. Rönesansın artakalan edebî ülküsü, varlığını İtalya’nın dışında bir süre daha portekizîi Camoes’in şiirlerinde, Pleiade’ın kültüründe Lyly, Spenser ve Sidney’in İtalya tutkusunda sürdürdü. Ama bu etki, Shakespeare’in çevresinde yüce bir millî tiyatro kurulmasıyle birlikte son buldu. Bu arada Montaigne’in bilgeliği de, rönesans anlayışının, klasikçiliğin habercisi olan fikrî ve manevî bir denge ülküsüne yönelişinin ifadesidir.
• Bilimsel devrim. Bilimsel çalışmalar, zihinlerde beliren şaşkınlığın ve kararsızlığın dışında kalmıştı. Klasik rönesans sırasında deneyle matematik arasında sözü edilmeğe değer bir işbirliği görülmemiş, bilim alanındaki en yararlı katkılar, teknikçilerin veya mucitlerin, başarısını sezgiye borçlu olanların veya Leonardo da Vinci gibi sanatçıların eseri olmuştu. Bu arada, anatomi, perspektif, tahkimat tekniği gibi alanlar da bundan büyük yarar sağladı.
1543′te «görünene» zekânın kolayca kavrayabileceği bir biçim vermeğe dayanan Rönesans zihniyetine uygun iki eser çıktı: Kopernik’in De Revo-lutionibus’u (Devrim Üstüne) ile Vesale’in De Humani Corporis Fabrica’sı (İnsan Vücudunun Anatomisi). Daha soyut bir bilime geçiş ise bundan sonraki yıllarda görüldü. Çünkü o sıralar daha çok, anatomiyle (kan dolaşımı üstüne ilk çalışmalar) ve tabiî bilimlerle (Gesner, Aldrovandi) ilgileniliyordu. Bu arada, Ambrois Pare veya Palissy gibi büyük ampiristler de yetişti. Ama asıl gelişme, topçuların teşvikiyle, mekanik ve matematik alanlarında ve bu iki alanın işbirliğiyle (Tartaglia) varılan sonuçlardaydı. Böylece Galileo’ya elverişli bir ortam hazırlanmış oluyordu.
• Müzik alanındaki devrim. 1540-1550 Yıllarından itbaren yavaş yavaş bir hazırlık başlamıştı. Meselâ Paris’te, daha canlı, biraz alaycı ve onomatopelerle dolu çoksesli bir şarkı türü çıktı; italyan madrigal’i, simgelerle dolu ve yer yer aykırı sesler serpiştirilmiş bir türe dönüştü; çalgı müziği, Gervaise’in dans’ları, Cabezon’un klavsen çeşitlemeleri ingiliz virginal’cilerinin parçaları, Merulo’nun ve daha başka Venediklilerin eserleriyle bir biçim klasikçiliğine yöneldi. Bu arada, Gabrieli’lerin venedik okulu, ses ve çalgı müziği eserlerinde yerini o zamana kadar görülmemiş bir renk anlayışına bıraktı; Antoine de Baif akademisi, Paris’te, eskiçağ kalıplarını ortadan kaldıran ve «ölçülü» adiyle anılan bir müzik tarzının işlenmesi için çaba gösteren bazı şair, sanat koruyucusu, hümanist, şarkıcı ve bestecileri biraraya getirdi; Goudimel gibi protestanlar klasik çoksesliliği fransız dilindeki mezmurlara uyarladılar; çifte koro her yerde görülmeğe başlandı; madrigal önce recitativo’ya, sonra da kantat’a yöneldi.
Bu garip gelişimin en önemli temsilcileri, Janequin, Costeley, R. de Lassus, Cl. Le Jeune, Mauduit, Marenzio, Gesualdo, Ingegneri, Handl, Hassler, Victoria, Palestrina, W. Byrd ve Sweelinck’tir. Bu devrime son veren Monteverdi olmuştur. (-> Bibliyo.) [L]
Kategori Bilgi | Yorumlar kapalı
15 Temmuz 2009 Tarihinde Saat 13:32 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:akla aykırı, Bilimler akademisi, Devletin kurulması, edebî çalışmalar, Felipe, Fontaine, Fontainebleau, fransız anatomi, Gözle görünür, hümanist, iç savaş, ilk mucitler, ispanyol rönesansı, Katolik, Katolik Dini akademisi, Klasik Rönesans, kültür, Manevî ilimler, Michelangelo, Müzik akademisi, müzik dili, Paris, perspektif, Portekiz, Roma devri, Rönesansın sonu, sağlam tarafı, Şaşkın şaşkın, Shakespeare, siyasî büro, sosyal reform, sosyal teoriler, soyut sanat, Taş devri, Tat duygusu, temsilciler, yüce yer
Rönesansın sonu (1540-1600) hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: Rönesansın sonu (1540-1600) hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

