RUSYADA Devletin kurulması ve rus millî bilincinin sağlamlaşması (1462-1689)
RUSYADA Devletin kurulması ve rus millî bilincinin sağlamlaşması (1462-1689)
Moskova’nın komşu devletleri gölgede bırakmasına iki prensin hükümdarlığı (İvan III [1462-1505], Vasiliy III [1505-1533] yetti: rus prenslikleri ya Moskova’ya bağlandı veya ilhak edildi (Yaroslavl [1463]; Rostov [1474]; Novgorod [1478]; Tver [1485]; Vyatka [1489]; Pskov [1510]; Ryazan [1517]; Novgorod – Severskiy ve Starodub [1523]. Vasal prensler Litvanya’nın hizmetinden çıkarak Moskova’nınkine girdiler. Yenilgiyle sonuçlanan savaşlar (1492-1494, 1500-1503, 1507-1522) Aleksander I Jagellon’u, vasallarının ayrılmasını kabul etmek, «Bütün Rusya’nın hükümdarı» unvanını İvan III’e bırakmak (1495), Desna ve Soj şehirlerinden (1503) ve Smolensk’ten (1522) vaz geçmek zorunda bıraktı.
Altınordu parçalanmıştı: Astrahan bölgesini muhafaza eden meşru han, yeni kurulan ve Moskova tarafından desteklenen Kırım, Kazan ve Kasimov (Oka kıyısında) hanlıklarına karşı koymak zorundaydı. Hanlıkları yeniden vergiye bağlamak için son deneme (1480), Tatarların büyük bir yenilgiye uğrayarak geri çekilmesiyle sonuçlandı. Ayrıca, daha birçok yağma akını yapıldı; fakat Moskova’nın bağımsızlığı garantilenmiş ve Altınordu’nun çöküşü hazırlanmıştı. Sağlamlaşan rus millî bilinci, XV. yy. başlarından sonra ırkçılığa ve dinî bağnazlığa dönüştü.
Papaya bağlandığı (Floransa konsili, 1439) için metropolit İsidoros’u tanımayan Rus kilisesi, bu uzlaşmaya karışan istanbul patriğini de suçlayarak saf hıristiyan inancını kendisinin temsil ettiğini iler sürdü. Türkler İstanbul’u fethedince (1453), Rusya’da «üçüncü Roma» nazariyesi ortaya çıktı: Roma ve İstanbul’dan sonra Moskova, Hıristiyanlığın başkenti (hem de alınamayacak başkenti) olmak istedi. 1472′de son Basileus’un yeğeniyle evlenen Ivan III, kendini Bizans imparatorlarının vârisi olarak görüyordu: imparatorluk alâmetlerini benimsedi, kendine «otokrat» ve «senyör» denmesini istedi.
Bundan yararlanarak mutlakıyet eğilimini güçlendirdi: boyarlar ve «hür hizmetliler», «hizmet adamları» haline gelerek kendilerine devlet topraklarını kaydıhayat şartıyle veren prenslerini iktidardan uzaklaştırma hakkını kaybettiler. İvan III, birleşmiş Rusya’nın ilk siyasî yapılarının temelini attı: bürolar (prikazıy), boyarlarla «çevrede oturanlar»ın toplandıkları meclis (duma), adalet kitabı’mn derlenmesi (68 madde). Bu siyasî gelişme, manastır dünyasında otokrasi ve âyin usullerine bağlılık taraftarı Yosif Volokolamskiy’i (öl. 1515) tutanlarla, dinî ve siyasî hürriyetleri savunan Nil Sorskiy taraftarları arasındaki, büyük çatışmayı körükledi.
XVI. yy. başlarında gerçekten fikir ve sanat alanında olağanüstü bir coşkunluk görüldü; bazı yazarların «rus rönesansı» dediği bu coşkunluğun, XIV. yy.da Palaiologos’lar sülâlesi ve Büyük Sırbistan’ın etkisiyle başladığı sanılır. Aziz Sergey zamanında kurulmağa başlanan 250 kadar manastır, Rusya’nın kuzeyindeki Finler ve Türkler arasında Hıristiyanlığı yaydı. XV. yy.da Novgorod, kilisesinin incil’in öğütlediği yoksulluğa dönmesini isteyen akılcı bir hareketle çalkalandı. Pskov’lu mimarların, yunanlı Theophanes (Feofan) ve onun çırağı Rublyov gibi büyük ressamların süslediği Moskova’ya, Sofiya Paleolog’un (Sophia Palaiologos) şehre yerleşmesinden sonra, italyan sanatçıları akın etti; bu sanatçılar Ivan III ve Ivan IV zamanında rus sanatının geleneklerinden yararlanarak kiliseleri ve Kremlin’i inşa ettiler.
Taca bağlı prensleri basit birer boyar seviyesine indirmek isteyen Vasiliy III’ün devrinde de devam eden mutlakıyetçiliğe doğru siyasî gelişme, Glinskiy, Byelskiy, Şuyskiy gibi büyük ailelerin vesayetini almak için çekiştikleri (1533-1547) Ivan IV’ün çocukluğu döneminde başarısızlığa uğramış gibiydi. Fakat metropolit Makar tarafından devlet ve monarşi anlayışıyle yetiştirilen İvan IV (Korkunç İvan) [1533-1584], taç giyer giymez «Bütün Rusya’nın çarı» unvanını aldı. Gençliğinde uğradığı hakaretlerin öcünü almak isteyen Ivan IV, 1565′ten sonra kendi ortaya attığı tanrısal hukuk otokrasisi nazariyesini uyguladı ve şahsî muhafız alayı opriçnina ile (bağlı prenslerden aldığı ve yüzölçümü ülkenin yarısına yakın toprakları, bu alayın üyelerine dağıtmıştı) yönetici sınıfları dehşet içinde bıraktı; buna paralel olarak köylüleri, yer değiştirmeyi yasaklayarak toprağa bağlaması (1581), toprak köleliğinin başlangıcı oldu. Çarın «ürkütücü» kişiliği ve rus milliyetçiliğinin körüklenmesi, batılı devletleri kaygılandırdı.
İvan III ile iyi ilişkiler kurmuş olan batı devletleri, torunu zamanında Moskova’yı abluka altına alarak, Avrupa’nın silâh ve teknisyenlerinden mahrum bırakmak istediler. Kaffa’daki (Feodosya) ceneviz ticaret acentesinin düşmesi (1475) ve Rusya’yı Akdeniz havzasından ayıran Osmanlıların Kırım Tatarlarına metbuluklarını kabul ettirmeleri bu hareketi kolaylaştırdı; Polonya ve Litvanya ise zaten rus düşmanıydı. Korkunç ivan IV, 1553′te Beyaz denize ulaşan ingilizlere (bk. MOSKOVA ŞİRKETİ) ve Arhangelsk’i kuran Hollandalılara bel bağlamıştı.
Kendisine Baltık’ta daha güvenli bir deniz kapısı açmak istedi, fakat komşularının (Danimarka, isveç, Litvanya, Polonya) litvanya tarikatının yerini alan koalisyonu karşısında yenildi; çar çok uzun süren (1558-1582) bir savaştan sonra, İsveç’e İngriya’yı ve Güney Karjala’yı bırakmak zorunda kaldı (1583). Avrupalıların hizaya getirdiği Rusya, öcünü toplarına dayanamayan asyalılardan aldı. İvan IV, Kazan’ı işgal etti (1552) hana bağımlı halklara (Başkırtlar, Çuvaşlar, Votyaklar, Çeremisler, Mordv’lar) boyun eğdirdi ve rus kolonlarını Volga ve Don’un kıyısındaki kara topraklara yerleştirdi. Astrahan’ın işgali (1554) ve ilhakından (1556) sonra, Çerkesler, Nogaylar, Sibirya hanı ve Don Kazakları da çara bağımlılık yemini ettiler.
Novgorod Stroganovları, şehri geliştirmeğe devam ediyorlardı; daha 1470′te Kuzey Dvina kıyısına yerleşerek İvan IV zamanında Urallar’da maden aramağa başladılar. Emirlerindeki Kazaklar, Urallar’ı aşarak (1581), Saybeniler hanlığını yıktılar (1508-1600) ve Tomsk’a ulaştılar
(1604) . Rus halkı, Dnieper’in orta vadisine de yayılıyordu. XV. yy.dan sonra, Altınordu’nun gerilemesini fırsat bilen galiçya köylüleri, polonyalı kodaman’lar himayesinde Kiev Küçük Rusyası’na yerleştiler ve Ukrayna’yı kurdular. Yerleşme sınırının ötesindeki hür Kazaklar, toprak köleliğinden kaçarak Tatarlar gibi yaşamağa başladılar ve bozkırların kuzeyinde Tatarlara kafa tuttular.Büyük düklükle birleşmesini sağlamlaştıran Polonya (1569 – Lublin birliği), küçük rusya köylülerinin yaşadığı Doğu Podolya, Volhinya, Podlahya ve Kiev bölgesinin kendine bırakılmasını sağladı; Ryurik hanedanının sönmesi üzerine, kendi lehine Rusya ile birleşmeyi ve Rusları Roma kilisesine bağlamayı denedi: ortodoks hiyerarşinin Brest birliğiyle (Litvanya’daki rus prenslerinin Katolikliği kabul etmesini onayladı) bu tasarı gerçekleşecek gibiydi (1506). Şartlar da gerçekleşmesini kolaylaştırıyordu: İvan IV’ün yerine geçen Fyodor I (1584-1598), âciz bir hükümdardı ve gerçek iktidarı amcası Nikita Romanov (1584 – 1585) ve kayınbiraderi Boris Godunov’a (1605) bırakmıştı; opriçnina sistemini geliştiren Godunov doğuya (Tobolsk, 1587) ve batıya (Karjala 1595) doğru yayılmayı devam ettirdi ve Moskova Merkez kilisesini istanbul patriğinin patrikliğe yükseltmesini (1589) sağladı; sonra ivan IV’ün son oğlu Dimitri’nin Ugliç’te ölmesinden (1591) yararlanarak kendini çar ilân ettirdi (1598-1605).
Birbirini takip eden kıtlık yılları ve boyarların toprağa bağlamağa çalıştıkları köylülerin çalkantıları, «Kargaşalık devri»ni (1584-1613) başlattı: Ivan IV’ün oğulları olduklarını ileri süren ve Polonya tarafından desteklenen iki sahte Dimitri, taht üstünde hak iddia ettiler (birincisi 1605-1606 arası, öbürü 1607-1610 arası). Vasiliy Şuyskiy adlı bir boyar, tahta çıkmayı başardı (1606 -1610); mücadeleye, köylüler, kazak birlikleri, polonya ve isveç orduları karıştılar. Minin ve Pojarskiy’in temsil ettiği milliyetçiler, Moskova’yı işgal etmiş olan Polonyalıları 1612′de yendiler ve boyarların da desteğiyle, Polonya kralının oğlu Wladislaw’ı çar ilân ettiler (1610).
Millî meclisin, (Zemskiy Sobor) 1613′te çarlığa seçtiği bir rus olan Mihail III, Romancvlar hanedanını kurdu; fakat bu arada Godunov’un fethetmiş olduğu İngriya ve Kariala’yı muhafaza etmek isveçliler ile (Stolbovo, 1617) Smolensk’i ellerinde tutan Polonyalıları da (Deulino, 1618) bertaraf etmek gerekiyordu; Polonya’nın Kazaklarla çatışmaları sonucunda, hatman Bogdan Hmelnitskiy çar Aleksey’e (1645-1676) bağlandı: böylece çar, Küçük Rusya’ya müdahale edebildi ve bölgeye büyük ölçüde muhtariyet tanıdı (Pereyaslav antlaşması, 1654).
Fakat rus yönetiminin denetiminden çekinen Kazaklar, Moskova ile Varşova arasındaki rekabetten yararlandılar; Türkler de işe karışarak Dnieper’in sağ kıyısını işgal ettiler (1672-1699). Çar, Polonyalıların daha 1667′de (Andrusovo antlaşması) bıraktıkları Kiev ile ve ırmağın sol kıyısındaki bölgeyle yetindi. Moskova hükümeti, polonya hâkimiyetinden kaçan Küçük Rusyalıları Donets’e kadar yerleştirerek yavaş yavaş atar yağmacılardan temizlenen bozkırı sömürgeleştirdi. Urallar’ın ötesinde, hemen hemen boş olan Sibirya’ya yerleşmek daha kolaydı: Kazaklar, 1644′e doğru Büyük Okyanus kıyısına ulaştılar.
Yeni sülâle önceleri, boyarlar, yüksek rütbeli din adamları ve seçimle görev alan hizmetli soyluların, tacirlerin ve bazen köylülerin temsilcilerinden meydana gelen Zemskiy Sobor’a danışmadan hiç bir iş yapmadı. Devletin ve Moskova patriği ve çar Mihail III’ün babası Fyodor Filaret’in kurduğu daimî ordunun ihtiyaçları, iktisadî ilerlemeyi büyük ölçüde aşıyordu. Vergilerin ağırlığı, halk ayaklanmalarına yol açtı (1648-1649, 1663). 1648′de yeniden toplantıya çağırılan Sobor, 1649′da her sınıfın devlete karşı yükümlülüklerini tayin eden bir kanun çıkardı.
O tarihten sonra her mülk sahibinin hizmet borçlu olmasına karşılık, Ortaçağ sonlarında hürriyete kavuşan köylüler «hizmet adamı»nın toprağına bağlandılar. Köylülerin hoşnutsuzluğu, güneye (Volga ve Don ülkeleri) ve doğuya (Sibirya) doğru kaçmalarından ve Rusya’nın doğusunda Stenka Razin’in başlattığı isyanın (1670-1671) çok geniş kitleleri etkilemesinden anlaşılır.
Aleksey zamanında, Ortodoks kilisesi de ilk defa geriledi: kilisede millî geleneklere saygılı bir reform yapmak isteyen din adamları topluluğu (Avvakum, Neronov), Yunan kilisesini örnek alan patrik Nikon karşı çıktı; geleneksel âyin usullerine bağlı halk kitleleri, hiyerarşiyle bağlarını kopararak, Avvakum yönetimindeki eski-müminler (raskol) topluluğunu kurdular.
Yönetici sınıflar kültür alanında da halktan uzaklaşmaktaydı. Her yabancıya «pis» gözüyle bakan bağnazlığa rağmen, bu sınıflar, komşu Polonya’nın giyimini, ev eşyasını ve kitaplarını benimsediler. Böylece rus kültürünün yenilenmesi hazırlandı. Fyodor III (1676-1682) ve danışmanı Vasiliy Galitsin’in sabırla yürüttükleri bu iş, iki erkek kardeşi, İvan V (1682-1696) ve Büyük Petro’nun (1682-1689) küçük olması yüzünden Sofiya’nın (1682-1689) naiplik yaptığı dönemdeki karışıklıklar ve Büyük Petro’nun bir hükümet darbesiyle iktidarı ele geçirmesinden (1689) izleyen sonraki devrimci aceleciliği yüzünden boşa gitti.
Kategori Bilgi, Rusya | Yorumlar kapalı
18 Temmuz 2009 Tarihinde Saat 11:19 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:acele olarak, akan irin, alt çene siniri, Altınordu, asıl madde, Ayan Meclisi, bağlama sistemi, bizans hâkimiyeti, Boğdan prensi, Çene altı, çene bağı, çerkes kralı, Deniz kıyısı, Devletin kurulması, dine bağlılık, Doğu Bizans imparatorları, Doğu kilisesi, Doğu kilisesi, Dünya, Floransa, geleneklere bağlılık, geleneksel olay, Geri dönme, güç işler, hıristiyan topluluğu, hukuk tanımayan, ilim adamı, ince ses, ingiliz soyluları, Irak sınırı, İran hükümdarı, Irmağın ucu, işini sağlam tutan, isveçli yazar, italya halkı, Karia bölgesi, karışıklık, Katolik, katolik soyluları, Kazan Hanlığı, Kırım hanı, küçük kutu, Kuzey iran, Litvanya, Millî Mücadele, monarşi, Moskova, mücadele etmek, Neda vadisi, ortaçağ sanatı, PEREYASLAV, Petro devri, PODOLYA, Polonya kralı, Reform sonucu, Ren kıyısı, Roma devri, Roma hâkimiyeti, Roman sanatı, Rönesans, rönesans sanatı, rus devleti, Rus Yönetimi, Rusya, sağlam tarafı, Sahte para, sanatı geliştirme, sinir sistemi, Sırbistan, taç giyme, Tatar Han, tayin etmek, temin etmek, temiz olma, temsilciler, ticaret alanı, toprak köleliği, türk devlet adamı, türk hanedanı, Ur sülâlesi, üstün olma, yol tutan, yönetim bölgesi, Yunan birlikleri, Yunan isyanı, yunan kilisesi, Zaman
RUSYADA Devletin kurulması ve rus millî bilincinin sağlamlaşması (1462-1689) hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: RUSYADA Devletin kurulması ve rus millî bilincinin sağlamlaşması (1462-1689) hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

