RUSYADA Otokrasi ve modernleşme (1825-1917)
RUSYADA Otokrasi ve modernleşme (1825-1917)
• Nikolay I (1825-1855). Rusya’nın Polonya gibi bir anayasası olmadığını gören ve Fransa’daki işgal döneminde hürriyetçi fikirlerin etkisinde kalan subaylar (1815 -1818), gizli dernekler kurarak bir hükümet darbesi hazırladılar. Polonya naibi olan kardeşleri Konstantin’in feragati üzerine Aleksandr I’in yerine geçen Nikolay I’in tahta çıktığı sırada (1825) yapılan hükümet darbesi teşebbüsü (Bk. DEKABRİSTLER), sert bir şekilde bastırıldı. Yabancı ülkelerden gelen fikirlerle mücadeleye girişen çar, hâkimiyetini siyasî casusluk (gizli kançılarlığın üçüncü kısmı) ve sansür üstüne kurdu.
Aristokrasi rejiminin yerini bürokratik mutlakıyet aldı. Ordudaki tasfiyeden sonra hürriyetçilik meşalesi, çarın öğretimi kısırlaştırma çabalarına rağmen üniversite lerde meydana gelen yeni bir sınıfa («intel- ligenstia») geçti. İki karşıt eğilime (islav dostu, batılı dostu) bölünen aydınlar, rusya’daki rejimi kıyasıya tenkit etmekte birleşiyorlardı. Aleksandr’dan daha az avrupalı olan nikolay I, rus yayılmasını devam ettirdi. İran ile savaş (1826- 1828), erivan ve nahçivan bölgelerinin ilhakiyle sonuçlandı. Bunun üzerine Yunanlıların Osmanlılara karşı ayaklanmasından yararlanan çar, Tuna prenslikleri üstünde fiilî himayesini onaylattı ve 1828-1829 Türk-Rus savaşı sonunda Anapa ve Poti bölgelerini ilhak etti, Hünkâriskelesi’ndeki (1833) başarısına rağmen sonunda Osmanlı imparatorluğunu himayesine alma tasarısından vaz geçti ve savaş gemileri artık Boğazlara giremez oldu (Londra antlaşması, 1841).
Nikolay I, bir yandan da Batı’daki devrimleri engellemeğe uğraşıyordu. Fakat 1830′da, Polonya’nın isyanı yüzünden bundan da vaz geçmek zorunda kaldı; yenilen Polonya’ya olağanüstü bir rejim kabul ettirildi; Litvanya ise ruslaştırıldı. 1848-1849′da, rus orduları Eflak, Boğdan ve Macaristan’a girerek yaptıkları muharebeleri kazanınca, çarda mutlakıyetçi hükümdarlarla anlaşma umudu uyandı. Fakat Balkanlar’daki çıkarları şükran hislerinden daha kuvvetli olan Avusturya’nın osmanlı padişahını kışkırtarak Kırım savaşını başlatmasıyle çar, Fransa ve İngiltere karşısında tek başına kaldı (1854-1855).
Rus bozgunu, hükümdarın yalnız ordu ile ilgilendiği devletin teknik açıdan geri kalmışlığını ortaya koydu.• Aleksandr II (1855-1881) ve Aleksandr III (1881-1894). Rusya’nın Güney Besarabya’yı kaybettiği ve Karadeniz’deki rus kıyılarının tarafsız bölge haline getirildiği Paris kongresinden sonra, yeni çar Aleksandr II (1855-1881), Milyutin’in yardımıyle, Rus devletini güçlendirecek reformlar yapmayı düşündü ve her şeyden önce, çok büyük köylü kitlesini verimsiz hale getiren toprak köleliğini kaldırmayı tasarladı. İşe kraliyet topraklarındaki köylüleri hürleştirerek ve işledikleri toprakları onlara bağışlayarak başladı (1858).
Bu konudaki fikirlerini almak için başvurduğu soylular ikiye bölündüler: toprak kölelerine verimsiz topraklarını bırakmağa hazır olan ve buna karşılık yüklü bir tazminat isteyen kuzey soyluları; zaten ücretli işçi çalıştıran ve adamlarını karşılıksız azat edip çok verimli kara toprakları elden çıkarmamak isteyen Güney soyluları, 3 mart (eski takvimle 19 şubat) 1861′de kölelikten kurtulacak köylülerle ilgili statü yayımladı: hizmetçi toprak köleleri 1863′te hür olacaklardı; köylü toprak köleleri ise hemen hürriyetlerine kavuşacaklar ve devletin de yardımıyle, ekip biçtikleri araziden daha küçük bir toprağı (3-13 hektar arasında) satın alabileceklerdi.
Toprağa karşılık para ödemek istemeyenlere «dilenci payı» denen ve kanunî toprağın dörtte biri kadar toprak parasız verilecekti. Köylüler mir (kır topluluğu) çevresinde toplanmışlardı; mir, kolektif vergilerden sorumlu olmağa ve zaman zaman toprak dağıtmağa devam etti. Toprak köleliğinin kaldırılması başka reformlara da yol açtı: köylüleri muhakeme etme hakkı toprak sahibi soylulardan alındı, her «volost»ta (birçok mir’i bir araya getiren kanton) hâkimleri seçimle işbaşına gelen köy mahkemeleri kuruldu. Ocak 1864′te, sağlık, millî eğitim ve tarımla uğraşan ve seçimle iş başına gelen zemstvo’lar kuruldu (her idare bölümü ve eyalette).
Şehirlerde seçimle işbaşına gelen duma’larda büyük burjuvazi ağır basıyordu. 2 Aralık 1864 statüsüyle adalet mekanizması temelden değiştirildi ve en modern usuller kullanılmağa başladı: teminatlı hâkimler, halka açık soruşturma ve duruşma, jüri, seçimle işbaşına gelen sulh hâkimleri. Nikolay I’in öğretimi engelleyen kanunları kaldırıldıktan sonra, nazır Golovnin büyük bir reforma girişti. 1863 Yönetmeliği, liseleri bütün sosyal sınıflara açtı ve üniversitelere muhtariyet tanıdı; 1864 Yönetmeliği ise, zemstvo’lara ilkokul açma (1880,’den önce 18 000) yetkisini tanıdı.
General Milyutin, orduyu modernleştirdi. Maliye nazırı Reytern, buğday ihracını ve sanayinin gelişmesini sağlayan demiryollarını çoğalttı (1855′te 1 000 km iken, 1880′de 22 000 km), yabancı sermaye akınıyle yabancı sanayi kalkınmağa başladı. Nikolay II zamanında, Rusya’da fikir hayatı gelişmeğe devam etti. Fakat 1855′ten sonra «intelligentsia» siyasî ve sosyal meselelerle ilgilendi. İdealistler neslinin (islav taraftarları ve batı taraftarları) ardından, eyleme geçmek için sabırsızlanan bir nesil geldi. Proudhon anarşizminin temsilcisi Herzen’i, devrimci Bakunin, nihilist Çernişevskiy, Dobrolyubov, Pisarev izledi; bunların şiddet taraftarlığı büyük reformların yetersizliği karşısında aydınların hayal kırıklığını yansıtıyordu: köylülerin soyulması, yeni yasaları uygulamak için reaksiyoncu nazırların tayini, çarın anayasayı hazırlatmayı reddetmesi.
1863′te Polonya’nın isyanı, millî duygularla hareket eden bazı aydınların bütün batı eyaletlerindeki başka ırktan halkları ruslaştırma siyasetini güden hükümeti desteklemelerine yol açtı.
Fakat, genç rusları devrimci eğilimler hâlâ çekmekteydi; 1866′da üniversite öğrencisi Karakazov, çara ateş etti. Suikast, hükümetin tepki eğilimini artırdı: kont D. A. Tolstoy üniversite hürriyetlerini kısıtladı ve yalnız zararsız sayılan klasiklerin öğretilmesine izin verdi (1871 yeni yönetmeliği). Adalet tevziinde kanunsuzluklar çoğaldı; okumak için Zürich’e giden genç devrimciler bir çarlık kararnamesiyle yurda dönmeğe zorlanınca (1873), halkçı doktrinin rehberliğinde, «halka doğru haçlı seferi»ne (1874-1877) giriştiler (halkı önce eğitmek, sonra ayaklandırmak).Hareketin başarısızlıkla sonuçlanması ve polis baskısının şiddeti, devrimcileri tedhişçiliğe yöneltti: «Toprak ve Hürriyet» cemiyeti, polisleri öldürttü ve çara suikastlar tertip etti. Aleksandr II’nin düzeni yeniden sağlamakla görevlendirdiği kont Loris-Melikov suistimallerle de mücadele etti ve bir danışma meclisi kurulmasını ileri sürdü; fakat bu tedbirler de yeterli değildi; nitekim son bir suikastla çar 1881′de öldürülecekti. Aleksandr II zamanında daha önceki büyük fetihler son bulmuştu. Kafkasya’da, Gürcistan’a uygulanan himaye rejimi (1801) ve Türkiye ile İran’dan alınan topraklar, reisleri Şeyh Şamil’in yirmi beş yıl rus ordusuna karşı koyduğu bir müslüman topluluğu çevrelemekteydi. Boyun eğmeyen son halk, Çerkezler de 1864′te teslim oldu.
Büyük Okyanus’ta Rusya Alaska’yı A.B.D.’ye satmakla beraber (1867) Çin ve Japonya’dan Sahalin’i (1860-1875), Amur’un sol kıyılarını (Aygun antlaşması, 1858), sonra da Pekin hükümetinden Usuri eyaletini (1860) aldı. Orta Asya’da ise, rus kolonların ve Anna ile Nikolay I zamanları arasında yavaş yavaş vasallaştırılan barışsever Kazakları tatar hanlıklarının köle yağmacılarına karşı korumak için yapılan seferler sonunda çok büyük bir bölge zaptedildi. Çin, Syemireçya’yı Rusya’ya bıraktı (1852); 1860′tan sonra, rus seferleri, Buhara (1868) ve Hive (1873) hanlarının metbuluğu kabul etmeleri ve Kokand hanlığının ilhakıyle (1876) sonuçlandı.
İngiltere’nin protestolarına rağmen, Ruslar İran ve Afganistan’a kadar ilerlediler: Türkmenlerin boyun eğmesi (1881), Merv’in (Marıy) zaptı (1884). Rusya, İngiltere’yi Balkanlar’dan da uzaklaştırdı. Türkistan’da pamuk üretiminin gelişmesi, rus dokuma sanayiinin kalkınmasını sağladı. 1870′te Rusya, 1856 Antlaşmasının kendisine Karadeniz kıyılarında müstahkem mevki ve savaş filosu bulundurmayı yasaklayan maddesini reddetti. Almanya ve Avusturya ile ittifak yaptığından (1873), Bismarck’ın desteğini sağlaycağını umuyordu. 1875′ten sonra Osmanlı imparatorluğunu sarsan buhran sırasında Rusya, Balkanlardaki hıristiyanları vesile ederek, İngiltere ve Avusturya – Macaristan’ı birtakım vaatlerle yatıştırdıktan sonra, Türkiye’ye saldırdı (1877-1878 Türk – Rus savaşı).
Osmanlı padişahına kabul ettirdiği Ayastafanos (Yeşilköy) antlaşmasında (mart 1878), Aleksandr II, bazı küçük ilhaklarla yetindi (Asya’da Batum, Kars, Ardahan, Avrupa’da Güney Besarabya) ve Balkanlar’da bir dizi bağımsız devlet kurdu. Fakat eseri, Berlin kongresinde (1878) yıkıldı: Rusya tek başına kaldı ve himayesindeki devletler (Romanya, Bulgaristan, Sırbistan) kısa süre sonra nankörlüklerini ortaya koydular. Buna rağmen Rusya, rejiminden nefret ettiği Fransa’nın ittifak tekliflerini kabul etmek için Aleksandr III zamanına (1881-1894) kadar tereddüt etti.
Almanya ve alman sanayii ile gümrük savaşı (1887 tarifeleri) ve Bismarck’ın Berlin pazarında rus istikrazlarını garanti etmeyi reddetmesi, Wilhelm II’nin rus – alman karşılıklı saldırmazlık antlaşmasının yenilenmesine karşı çıkması (1890), Aleksandr II’yi, ayrıca sınırsız bir kredi teklif eden Fransa ile savunma ittifakı yapmak (1891-1894) zorunda bıraktı. Aleksandr II’nin öldürülmesi yeni bir siyasî tepkiye yol açtı. Loris -Melikov istifa etti. Aleksandr III, Pobye-donostsev’in etkisiyle, yeni içişleri bakanı general ignatyev’in yeni bir Zemskiy Sobor kurma teklifini reddetti ve İgnatyev’in yerine D. A. Tolstoy’u getirdi (1882).
Maliye bakanı Bunge’nin köylülerin toprak satın almalarına yardımcı olmak için bir emlâk bankası kurması üzerine (1882), toprak köleliğinin kaldırılmasından beri devamlı olarak borçlanan soylulara yardım etmek için Tolstoy, soylular emlâk bankasını kurmağa karar verdi (1885); soylulardan seçilen «köy» ağaları, sulh hâkimlerinin yerini alarak mahilî yönetime elkoydular (1889). Yeni bir seçim sisteminin kabulüyle zemstvo’ların ve belediye duma’larının yönetimi soylulara geçti (1890). Tedhişçi grup dağıtılınca (1883), hükümet ülkeyi tehlikeli teorilerden koruma yolunu tuttu: sansür karalamasıyle yazılar anlamsız hale getirildi, kütüphaneler boşaltıldı, üniversite, muhtariyetinin son kırıntılarını da kaybetti (1884 Yönetmeliği), zemstvo okulları zararına dinî okullar desteklendi.
Irkçılığa ve dinî bağnazlığa dayanan hükümet batı eyaletlerini ruslaştırdı (Polonya, Vistül bölgesi haline getirildi, baltık ülkelerinde rus dili mecburî dil oldu), Finlandiya’nın muhtariyeti azaltıldı, yabancı dinler baltalandı, musevîler (köylerde yerleşme yasağı, 1882; üniversite ve liselerde «numerus clausus», 1887; pogrom’ların hoşgörülmesi) ve tarikat temsilcileri (özellikle duhobor’lar) ezildi.
Maliye nazırları Vıyşnegradskiy (1887-1892) ve Vitte’nin (1892-1903) gerçekleştirdikleri iktisadî kalkınma ile çelişki büyüktü. Demiryollarının çoğalması, gümrük tarifelerinin yükseltilmesi ve yabancı sermaye (Fransız ve Belçika) özellikle Ukrayna’da sanayileşmeyi destekledi ve geliştirdi. Fakat bu gelişme vergiler altında ezilen köylü sınıfının zararına gerçekleştiriliyordu. Nüfusun artması (1897′de 126 milyon), kıtlıkların yeniden ortaya çıkması, hükümetin, stratejik sebeplerle inşa edilen Transsibirya demiryolu sayesinde Sibirya’ya yerleşmeyi desteklemesine yol açtı (1891-1904).
Sorumsuz ve çoğunlukla ehliyetsiz bir bürokrasiye dayanan otokrasi, yönetici sınıfları batı örneğine yaklaşmakta olan bir topluma günden güne ters düşmekteydi.
*”Son Rusya çarı Nikolay II (1894-1917). Aleksandr II’nin yerine geçen âciz ve inatçı Nikolay II, birtakım yüksek görevli memurlar ve işadamlarının etkisiyle gelişmeyi önlemek isterken felâkete sebep oldu. Köylüler arasındaki hoşnutsuzluğun yanı sıra, topraklarından göçmüş eski köylüler olan ve insafsızca sömürülen işçilerin çalkantısı da artıyordu. 1898′de kurulan Rus Sosyal Demokrat İşçi partisi (R.S.D.İ.P.) grev ve gösteriler düzenledi, fakat Lenin gibi, sosyal devrimi hazırlayacak bir siyasî devrim taraftarları (bolşevikler) ile veya Plehanov’un çevresinde toplanarak çalışanların iktisadî durumlarında yapılacak ıslahatla yetinmek isteyenler (menşevikler) arasındaki kopmadan sonra (Brüksel, Londra kongreleri, 1903) zayıfladı.
Halkçı eğilimli aşırıların 1900′de kurduğu Devrimci-Sosyalist parti (D.S.) köylüler arasında propaganda ve tedhişçilikte ustalaştı. 1903′te, büyük burjuvaziyi temsil eden ve parlamento rejimini isteyen zemstvo’ların temsilcileri Hürriyet birliğinde toplandılar: birlik, Meşrutiyetçi – Demokrat (K.D.) partinin (1905′te kuruldu) çekirdeği oldu. iki ülke arasında işbirliğini ve Makedonya’da düzeni korumak için milletlerarası bir jandarma kurulmasını öngören Avusturya-Rusya aptlaşmasının da (Mürzsteg, ekim 1903) gösterdiği gibi, Balkanlar’da barışçı olan rus diplomasisi Uzakdoğu’da ölçüsüz ihtiraslara kapıldı: bunun sebebi sadece serbest sularda liman sahibi olmak isteğiyle açıklanamaz.
Almanya ve Fransa ile birlikte, Japonya’nın soyduğu Çin lehine (1895) müdahale eden Rusya, Çin’e Fransa’dan borç sağladı ve Mançurya’da demiryolu, maden, hattâ sanayi imtiyazları alan (Transsibirya demiryolunun Vladivostok’a kadar uzatılması) özel şirketler kurdu (Rus-Çin bankası, Çin Devlet Demiryolları şirketi, 1896); 1898′de Çin, Rusya’ya Liaodung’u bıraktı (bk. PORT-ARTHUR). Demiryolu şebekesini tehdit eden Bokser’lerin hareketinden (1900) yararlanan rus ordusu, Mançurya’yı işgal etti.
Çarın gözdesi oan asker ve işadamları grubu «zaferle bitecek küçük bir savaş»ın içteki çalkantıyı yatıştıraca («Kanlı pazar», 22 ocak 1905), halk kit-şarak Japonya’yı kışkırtmaktan çekinmedi. Oysa Rus-Japon savaşı (şubat 1904-eylül 1905), Rusya’nın yenilgisiyle sonuçlandı; Portsmouth antlaşmasıyle Liaodung ve Sahalin’in güneyi bırakıldı, Mançurya v.b. nin boşaltılacağı vaat edildi (5 eylül 23 ağustos 1905). Otokrasinin zayıflığını gösteren ilk askerî fiyaskolar ve içişleri bakanı Pleve’nin baskıyı daha da artırması (1902), muhalefeti güçlendirdi.
İmza toplayan işçilere Petersburg’da ateş açılması («Kanlı pazar», 22 ocak 1905), halk kitlelerinin gözünde çarın itibarını sıfıra, indirdi. Nikolay II, kanunların halkın seçeceği delegeler yardımıyle hazırlanmasını tasarladığını belirtti (3 mart 1905), karışıklıklar artınca da (Potemkin zırhlısındaki isyan, temmuz), meşrutî bir duma toplayacağını ilân etti (19-[6] ağustos) ve Vitte’nin tavsiyesiyle klasik hürriyetlerin tanınacağını, serbest seçimlerin yapılacağını ve seçilecek duma’nın yasama gücü olacağını vaat etmek zorunda kaldı (30 [17] ekim 1905). Bunun üzerine muhalefet bölündü ve meclis başkanı olan Vitte, bolşeviklerin kurduğu «sovyet»leri (ihtilâl meclisleri) yıktı: Petersburg sovyetinin üyeleri tutuklandı (18 aralık); Moskova sovyeti on beş gün süren sokak çarpışmalarından (29 aralık 1905 – 2 ocak 1906) sonra ortadan kaldırıldı.
1905′te kendiliğinden patlak veren devrim başarıya ulaşamadıysa da 1917′nin provası yerine geçti. Düzeni yeniden sağlayan ve Fransa ile bir borç antlaşması imzalayan Vitte, kadet’lerin seçimlerdeki (K.D.) başarısından sorumlu tutulması üzerine seçimlerde istifa etti (29 nisan 1906); çar, eylemci Rus Halk birliği ve onun vurucu grupları olan «siyah birlikler»e dayanarak verdiği imtiyazları geri almayı tasarlıyordu, ilk duma’nın toplandığı gün, çarın hazırladığı «temel kanunlar» yayımlandı (10 mayıs). Duma’nın, yeni adı «yüksek meclis» olan ve üyelerinin yarısı çar tarafından tayin edilen imparatorluk konseyiyle paylaştığı bir yasama yetkisinden başka gücü yoktu.
Hükümdar hâlâ kilise, diplomasi, ordu ve savaş konularında son söz sahibiydi; meclisin toplanmadığı sürelerde yasama gücü elindeydi ve kanun hükmünde kararnameler çıkarabiliyordu; bakanları meclislere karşı sorumlu değildi. Nikolay II’nin danışmanları bu parlamento taklidini gülünç duruma sokmada birbirleriyle adetâ yarışıyorlardı. Çoğunluğu K.D.lerde olan ilk duma (mayıs-haziran 1906) çar ve onun yeni meclis başkanı Stohypin tarafından feshedildi: Stohypin, köylüleri karbanı oldukları son sosyal ve iktisadî engellerden kurtardı; özellikle rejimin dayandırılacağı zengin bir köylü sınıfının meydana gelmesi (kulak’lar) için köylülerin «mir»den çıkmalarına izin verdi.
Aşırı kanatların kalabalıklâştığı ikinci duma (mart-haziran 1907), komplo ile suçlanan sosyal-demokrat grubun tutuklanmasına derhal karar vermediği için dağıtıldı. Stohypin yeni bir seçim kanunuyle, aşırı sağ kanatla oktyabristlerin hâkim olduğu daha yumuşak başlı üçüncü bir duma kurdu (kasım 1907-haziran 1912); sonra 1906 Toprak kanununu tamamlayan büyük reformlara girişti (kredi şirketlerinin, tüketim ve hattâ üretim kooperatifleri olan «artel»lerin geliştirilmesi). Bazı tarihçilere göre, o dönemdeki iktisadî gelişmeyle edebiyat ve sanat alanlarındaki yenileşme, bu otoriter hükümet lehinde bir hava yaratmıştı. Fakat eylül 1911′de Stohypin öldürüldü. Yerine geçen ehliyetsiz bakanlar, Dördüncü duma’da, oktyabristlerin ve ılımlıların aleyhine sağ milliyetçilerin çoğunluğu elde ettiği oldukça yumuşak başlı bir meclis buldular (kasım 1912-mart 1917).
Önceleri askerî güçsüzlüğünün etkisi altında olan rus diplomasisi, Fransızların öğütleriyle Uzakdoğu tutkusundan vaz geçti, ingiltere ile uyuşmazlıklarını çözümledi (1907 Sömürge antlaşması) ve böylece üçlü ittifakın temellerini attı; fakat bu zorunlu ılımlılıktan faydalanan Avusturya-Macaristan, Bosna-Hersek’in ilhakı (ekim 1908), Bulgaristan’ın bağımsızlığının ilânı (ekim 1908) ve 1909 martında Sırbistan’a verdiği ültimatomla (Rusya desteklemek zorunda kaldı) Rusya’nın gururunu kırmaktaydı. Birkaç yıl sonra, rus diplomatları hücuma geçerek, ilk Balkan savaşının (1912-1913) kaynağı olan Balkan birliğini kurdular. Ertesi yıl Petersburg’dan öç almak isteyen Viyana, Birinci Dünya savaşını başlattı. 1 Ağustos 1914′te Almanya, Rusya’ya savaş ilân etti; Türkiye’nin de işe karışması (ekim 1914) ancak Kuzey Buz denizi yoluyle ikmal yapılabilen Rusya’nın takviye almasını çok güçleştirdi.
Teknik ve iktisadî yetersizlikler ve bürokrasinin kötülüğü, rus yenilgilerini, Polonya’nın ve Litvanya’nın kaybedilmesini (1915) açıklar. Rasputin’in tavsiyelerine uyan çariçe hükümete müdahale ediyor ve beceriksizlikleri hemen ortaya çıkan bakanlar tayin ettiriyordu. Çarın yerine büyük kardeşi Mihail’in geçmesi için bir komplo hazırlandı; fakat rejim mart (şubat) 1917 Devrimiyle yıkıldı; ansızın ve kendiliğinden patlak veren devrim halkın günden güne artan hoşnutsuzluğunu yansıtıyordu; sebebi yalnız o sıralardaki güçlükler (yenilgiler, savaş yüzünden özellikle şehirlerde aksayan ikmal, ücretlerin yetersizliği) değil, aynı zamanda, dünyanın geri kalan kısmına ve hattâ XX. yy. başlarındaki Rusya’ya nazaran geri kalmış siyasî kurumlar ve sosyal yapılar içinde donup kalmış hükümetin yetersizliğiydi.
Ayrıca çar, mutlakıyetçi iktidar görüşüne sadık kalmakla beraber seçimle işbaşına gelen duma’lar kurarak rejimi meşrutiyet yoluna sokar gibi bir davranış takınmakla, umutlar uyandırıyor ve Lenin’i bile hayrete düşürecek siyasî güçleri harekete geçiriyordu; sonradan zaptedemediği bu güçler mart (şubat) 1917′deki liberal ve demokratik devrimden sonra, kasım (ekim) komünist ihtilâline ve S.S.C.B.’nin kurulmasına yol açtı.
Kategori Bilgi, Rusya | Yorumlar kapalı
18 Temmuz 2009 Tarihinde Saat 13:08 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:ALASKA, Askeri mahkeme, askerî müdahale, Askerî okullar nazırı, Avusturya hükümeti, Ayan Meclisi, balkan orduları, Belediye meclisi, bulgar hükümdar, Bulgar Millet meclisi, Büyük Millet meclisi, Çarlık zamanı, dağıtma şirketi, diplomasi konular, diplomatlar, eğitim statüsü, fiil kökü, fransız ordusu, gelişme yetersizliği, gülünç durum, Hîve hanları, hun hükümdarı, hürriyetçi fikirleri, İşçi sınıfı, islav halkı, jüri üyeleri, kardeşler topluluğu, kas gücü, Kırım muharebeleri, köle azat etme, kölelik devri, kooperatif şirketi, maliye işleri, maliye yönetimi, milli duygular, Millî emlâk, Millî konsey, Millî kütüphane, musevî cemiyeti, Pamuk pazarı, Pamuk sanayii, para çekmek, pön savaşı, Potemkin Zırhlısı, Rusya, Rusya Federatif Sovyet Sosyalist cumhuriyeti, sadık ordular, siyaset adamları, siyasi haklar, siyasî hürriyet, siyasi memur, sosyal teoriler, sosyalist partisi, tarım kanunu, Tatar Han, tayin etmek, toprak köleliği, Tuna devleti, Türk-Rus savaşı, üretimin artması, Vistül, yasama gücü, yönetim bölgesi, zırhlı adamlar
RUSYADA Otokrasi ve modernleşme (1825-1917) hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: RUSYADA Otokrasi ve modernleşme (1825-1917) hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

