Sudi Arabistan Tarih
SUDİ ARABİSTAN
•Sudi Arabistan Tarih. Necid emîri ve 1902′den itibaren Vehhabîlerin imamı olan Abdülaziz İbn Suud, 1913′te Türklerden Lahsa’yı, 1921′de Hâil’i, 1924;te Mekke’yi, 1925′te Cidde’yi, 1926′da Asîr’i alarak ülkesini genişletti. 1926′da Hicaz kralı oldu, 1932′dc de, yukarıda adı geçen ülkelerin bir araya gelmesiyle meydana çıkan Suudî Arabistan devletinin kralı olarak ilân edildi.
Devlete başkent olarak Necid’de, Riyad’ı seçti: 1902′de yeniden ele geçirdiği bu şehirde ataları hüküm sürmüştü. Ürdün’den (Akabe, Maan, Petra veya Al-Batra) ve Yemen’den (Vâdi Akim) toprak isteklerinde bulundu; fakat Yemen’den toprak ilhakından caydı ve 1948′de, Hüseynî hanedanıyle geleneksel bir husumet içinde bulunmasına rağmen Ürdün kralı Abdullah ile 1948′de barıştı. Yanbu toplantısında da Mısır ile bir ittifak kurdu (22 temmuz 1945), Arap birliğine katıldı ve Burayım vahası meselesinde bir anlaşmazlık olduğu halde İngiltere İle de arasını bozmadı. Abdülaziz 9 kasım 1953′te ölünce yerine oğlu Suud geçti.
İbn Suud, Necid’de ataerkil ve teokratik bir idare şekli kurmuştu; fakat Hicaz’ın yönetimini üzerine alan oğlu Faysal, eyaleti bir danışma kuruluna dayanarak yönetiyordu. Fakat İbn Suud, ölümünden az önce, bir bakanlar kurulu toplamayı düşünmüş, bu kurulun statüsü 1954 martında düzenlenmişti. İkinci Dünya savaşından sonra Suudî Arabistan’da görülen en önemli olay, petrol ve maden yataklarının amerikan şirketleri tarafından işletilmesi ve amerikan yardımının ve dolayısıyle etkisinin artması oldu. Bu yüzden ibn Suud, albay Nâsır’a rağmen arap dünyasının önderliğini elden kaçırmamak için Batı düşmanı panarabizm teorilerini savunurken, bir yandan da amerikalı ve avrupalı devletlerle dostluk ilişkilerini sürdürmekten geri kalmadı. Bir yandan düzenli bir maliye ve para sisteminin yokluğu, bir yandan da kral Suud’un masrafları yüzünden Suudî Arabistan ekonomisi gerilemeğe devam etti.
Kral, 22 mart 1958′de, o sırada Meclis başkanı bulunan kardeşi Faysal’a iktidarı bırakmak ve yeni bir bakanlar kurulu statüsü ilân etmek zorunda kaldı. Bu statü, Meclis üyelerinin birkaç hükümet görevini birden üzerlerine almalarını yasaklamakta, özellikle malî bakımdan kendi görevlerini arttırmakta ve kralın harcama yetkisini elinden almaktaydı (4 mayıs 1958).
Faysal, o zaman bir sıkılık ve deflasyon rejimini uygulamağa başladı. Bu rejimin amacı, hesap dengesini kurmak (kambiyo kontrolü, ithalâtın kontenjana bağlanması, gelir vergisinin arttırılması ve ocak 1960′ta riyal’de yüzde 20 oranında bir devalüasyonun yapılması), hastahaneler, okullar, hava alanları, yollar (6 000 km) yaptırmak ve telefon şebekeleri kurmaktı.Bu siyaset, krallık ailesinde olduğu kadar, tüccarlar arasında da hoşnutsuzluk yarattı: özel sermaye yabancı ülkelere doğru akmağa başladı. Bu durumu fırsat bilen kral, kardeşi Faysal’ı azletti ve hükümet yönetimim tekrar üzerine aldı (22 aralık 1960). Suudî Arabistan tarihinde ilk defa olarak bakanlıkların çoğunluğuna kendi ailesinden kimseleri değil de burjuvaları getirdi. Bu tedbir, rejimin meşrutî monarşiye geçebileceğini gösteren bir aşamaydı. Gerçekteyse Suud, bundan yararlanarak, kendi mutlak otoritesini kurdu ve Mısır ile çekişmeğe başladı: maksadı, arap âleminin Önderliğini ele geçirmekti. (Kahire’nin önayak olmasıyle 1953 te kurulan islâm kongresinin yerini almak için mayıs 1962′de Dünya İslâm birliğinin kurulması.) Nâsır’ın desteğinden yararlanan isyan halindeki Yemen cumhuriyetçilerine karşı Suud’un imam Muhammed el-Bedr’i tutmasıyle anlaşmazlık arttı. Bunun üzerine Nasır, Suud’un, kendi kardeşi prens Tallâl de dahil olmak üzere bütün hasımlarını desteklemeğe başladı.
İçeride olduğu kadar dışarıda da sert bir muhalefetle karşılaşması Suud’u, önce kısıtlı yetkilerle Faysal’ı hükümetin başına çağırmak zorunda bıraktı (17 ekim 1962). Faysal’ın otoritesi, Mısır ile siyasî ilişkileri kesecek (6 kasım 1962) yemenli kral taraftarlarını destekleyecek, bir yandan da kalkınma ve modernleşme siyasetini yürütecek (1963′te köleliğin kaldırılması) kadar kuvvetliydi. Mart 1964′te kral tarafından kendisine tam yetki verilen Faysal, bir yıl sonra, 2 kasımda, Bakanlar kurulu ve Yasama kurulu tarafından tahttan indirilen kralın yerine geçti. Sonra da, kendine vâris olarak kardeşi prens Halit’i seçti (29 mart 1965).
Yeni kralın reformcu eğilimi, özellikle yabancı işletmelerin her türlü petrol yatağı imtiyazına karşılık memlekette yeni bir maden veya sanayi işletmesi kurmak zorunda bırakılmasıyle kendini gösterdi. Bununla beraber, memleketin modernleşmesi çok ağır ilerlemektedir; buna sebep Aramco tarafından ödenen petrol gelirlerinin (bütçenin yüzde 90′ı) artık yararlı işlere harcanmasına rağmen sermaye sıkıntısı çekilmesidir. Ortadoğu’nun «sosyalist» ülkeleri karşısında İslâm dünyasının muhafazakâr gücünü temsil eden Suudî Arabistan, ordusunu takviyeye çalışmaktadır. Haziran 1967′de Faysal I, israil ile savaşan diğer devletlere katılmış, fakat birliklerini doğrudan doğruya savaşa sokmamıştı. Ayrıca, işçi hareketlerinden dolayı petrol ihracatını da durdurmak (haziran 1967) zorunda kaldı. 13 Haziranda ihracatın yeniden başlamasını kabul etti ve Hartum konferansında (20 ağustos-1 eylül 1967) Nasır İle Yemen’e müdahaleyi önleyen bir antlaşma imzaladı, (L)
Kategori Sudi Arabistan, Tarih | Yorum yap
30 Aralık 2009 Tarihinde Saat 18:48 de sitemize eklenen bu döküman için Etiketler:amerikalı tüccar, amerikan şirketleri, amerikan tarihi, Arabistan kralı, Bakanlar kurulu, İkinci Dünya savaşı, islâm tarihi, İsrail devleti, İsrail ordusu, krallık yetkisi, maden yatakları, Mekke, Mısır ordusu, orta amerikalı, Şam ordusu, Sosyal kalkınma, Sudi Arabistan Tarih
Sudi Arabistan Tarih hakkında bilgi içeren tüm dizin yazıları için tıklayınız: Sudi Arabistan Tarih hakkında >>
Yorum yap
Eğer yorum yapmak istiyorsanız aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

